Delil Heval ya da Kürdistan’da emeğin sadeliği

Derler ki; „Herkes kendi ölümünü ölür,“ Oysa bizim ülkemiz Kürdistan’da kimse kendi ölümünü ölmez, biz yaşayalım diye gençlerimiz, kadınlarımız dağ başlarında, kent sokaklarında, sürgünlerde, zindanlarda ölürler. Biz özgürlüğe yaklaşıp, özgür yaşayalım diye „yaşamı ölümü uğruna ölecek kadar çok seviyoruz“ sözlerini tarihe bıraktılar.

Bu sözün ardından gidenlerden biriydi Delil Heval (Salih Özdemir). 56 yıllık yaşamının 22 yılını zindanlarda geçiren; mütevazi Dersimli Alevi Kürt bir devrimciydi Delil Heval. Devrimin okulunu, serhildanlarda, zindanlarda, sürgünde okumuştu. Gazeteciliği ise mektepli değil alaylıydı. 

22 yıllık zindan hayatı sonrası, geldiği Avrupa’da boş durmak istememiş, görev istemiş ve daha önce çalışmadığı gazetecilik alanında çalışmaya başlamıştı. Haber merkezine ilk geldiği zaman yaşının ileri olması, 22 yıllık zindan geçmişini hatırında tutmuş; ama 18 yaşındaki bir genç gibi kendisi için yeni olan bu alanı, kendisinden 20-30 yaş genç olanlardan öğrenmeye çalışıyordu. Mütevaziydi. Kendisine söyleneni yapmak için çabalar, sade bir insan, emeğiyle kendisini var ederdi. Bilgisayarı, haber yapmayı, montajı ve televizyonculuğun başka özelliklerini emek harcayarak öğrendi. Yapmakta zorlansa ve bazen sinirlense de sinirini giderecek sözleri ile kendisini arkadaşlarına anlatmaya çalışırdı.

Televizyonda çalıştığı bütün zamanlarda sabahın erken saatlerinden gecenin geç saatlerine kadar çalışırdı. İşini yaparken gençlerden öğrenir ve onlarla sohbet etmeyi paylaşmayı da severek yapardı. Geçtiğimiz 2016 yılı boyunca ve öncesinde Cizre, Sur, Gever, Nusaybin, Şırnak başta olmak üzere yüzlerce direnişçinin direnişini anlatmak için Med Nuçe’nin yayın kurulunda emek harcayanlardan biriydi. Mehmet Tunç’u, Pakize Nayır’ı, Mehmet Yavuzer’i, Çiyagerleri, Nucanları ve diğerlerinin sesini duyurmak, direnişin bütün yanlarını sağlık sorunlarına rağmen ortaya koymak için çabalıyordu. Delil Heval; sağlık sorunlarına rağmen yoğun bir tempo içindeydi. Toplantılarda çokça tartıştığımız da olurdu. Yine de kendisine verilen işi kendi disiplini ile yapmaya çalışan mütevazi bir emekçiydi.

25 Aralık 2016’da tedavi gördüğü hastaneden ölüm haberi gelince hepimiz sarsıldık. Her gün onlarca insanımızın ölüm haberini verirken, „alıştığımız“ı sandığımız ölümün yanımızda, içimizden birini götürdüğünde ne kadar büyük bir acı olduğunu bir kez daha anladık, hatırladık. Delil Hevali yitirmenin acısı, Mehmet Tunçların, Pakizelerin, onlarca genç gerillanın, YPG ve YPJ’lilerin, Taybet Ana’nın, Ceylan Önkol’un, Roboskî’de 34 gencin ölümlerine duyduğumuz acıların güncellenmesiydi. 

Evet, mesele bir halkın özgürlük mücadelesi olunca bazı anlar, bazı insanlar, bazı olaylar ortak belleğimiz sayılan tarihte yer alır. Kimi eylemi, kimi düşüncesi, kimi başka bir özelliği ile kendisini var eder. Yani bazı isimler vardır, göz önündedir. Yaptıkları çoğu kimse tarafından bilinir. Bazıları da sadece bir isim birkaç satırlık bir yazı ile tarihe not düşülür. Ve bu yitip gidenlerin ardından „asla unutmayacağız!“ denilir. 

Oysa son 50 yıllık Kürdistan Özgürlük Mücadelesinde on binlerce gerilla, yurtsever, kadın, çocuk, yaşlı genç yaşamını yitirdi. Kimi büyük bir direniş eyleminde, kimi bir çatışmada, kimi düşmanın kahpe kurşunu ile, kimi işkencelerde, kimi düşmanın savaş uçakları, tankı, topu ile… Kimisi de sürgünde, zindanlarda ağır bedeller ödediği on yılların ağırlığını içinde taşıyarak amansız bir hastalık ya da başka bir nedenle.

O kadar çok ki adları. Bir ülke değil bin özgür ülke yaratacak kadar bedele denk bir ölümü yaşadı Kürt toplumu. Bu bedellerle devrimler içinde devrimler gerçekleştirdi. Yok sayılan, yok edilmek istenen, düşürülen bir Kürtlüğü insanlığın özgürlük değeri haline getirdi. Kürdün on binlerce ölümü; onurlu, özgürlükçü, halklarla eşit ve kardeşçe yaşamanın harcı haline geldi. Onları hep hatırımızda tutmalıyız. Yaşarken değerini bilip, yittikten sonra emeklerini unutmamalıyız. Büyük devrimcilerin altını çizerek söylediği „Unutmak ihanettir!“ sözünü hep hatırımızda onların ismi ile tutmalıyız. 

Doğduğu Kürdistan topraklarında kendi öz kültürüne yabancılaşmadan, ömrünün 56 yıllık yaşamının yarısına yakınını zindanlarda geçiren Delil Arkadaş; her türlü zorluğa rağmen ömrünü özgürlük mücadelesi içinde geçirdi. Umarım hakkını helal eder bize… Kürdistan Özgürlük Mücadelesi ve insanlık için ödediği bedeli, verdiği emeği UNUTMAYACAÐIZ..

Yazarın diğer yazıları

    None Found