Demokrasi ittifakı neden önemli?

Demokrasi ve adalet gibi evrensel değerlerin bir ülkenin toplumsal ve siyasal hayatından fiili düzeyde çıkması, insanların ölümüne neden olan bir suçtur. Demokrasi sadece meclis aritmetiği veya bazı kurumların yönetilmesi ile ilgili değildir, aynı adaletin yasalarda yazan kurallara uyulmasından ibaret olmadığı gibi. Bir ülkenin sınırları içindeki herkesin güvenle yaşayabilmesiyle oldukça bağlantılıdır, bu anlamda liberal bir düşünce çerçevesinde dahi insanların temel haklarının yeri tartışılmaz.

İstanbul 1999 yılında bir deprem yaşadı. O zamanlar İstanbul’daydım ve tesadüfen hayatta kaldık pek çoğumuz. Depremin hemen akabindeki yardım ekiplerinde yer aldık, boyutlarını gördük ve devletin ne olup ne olmadığını da. Bu depremin ardından 30 yıl içinde yeni bir deprem olacağı da bu işlerin uzmanı olan tüm bilim insanları tarafından ilan edildi. 20 yıl geçti, tam olarak 20 yıl. Bu süre içinde deprem vergileri toplanıp, duble yollar yapıldı. Hatta bu duble yollar, doğanın tahribine de mümkün kıldı. En ufak yağmurda yok olan ve yeniden yapılan bir harcama kalemi olarak, AKP’nin gücüne altlık olan sermayedara daha fazla kar yarattı. Bu süre içinde muazzam genişlikte bir kentsel dönüşüm gerçekleşti. Binaların deprem yönetmeliğine uygun olarak yeniden yapılması ve güçlendirilmesi adı altında, kentin eski dokusu yok edildi. Binalar irileşti, yeşillik alanlar betonlaştı, deniz dolduruldu ve mahalleler sınıfsal olarak dönüştü. Kent merkezlerinden düşük gelirliler adeta zorla kent dışındaki uydu kentlere atıldı. Deprem anındaki toplanma alanlarına AVM’ler veya AVM üstü camiler dikildi. Hatta tarihi hastane, okullar kapatılarak, binaları otele veya AVM’ye dönüştürüldü.

20 yılda depremin ekmeğini yiyen sermayedarlar oldu, AKP tüm bürokrasiye hakim bir parti-devlet haline geldi. 20 yılda pek çok suç işlendi. Bu suçların sorumluları hiçbir zaman cezalandırılmadı; bu kent suçları, doğal alanların talanı, iş cinayetleri, tren kazaları devam etti. Cezasızlık, bu talan ve şiddet ortamını sürdürmeyi AKP’li bürokrat ve politikacıların İslami söylemleriyle birleşti. Hukukun seküler evrensel tasavvurundan bağımsız bir adalet anlayışını yaratırken, kişileri de suç ortağı ve sessiz tanıklar haline getirdi. Bugün, bir insanın hak ettiği ve emek verdiği bir işi elde etmesi için bile “onlardan” olması gerekiyor. Böylelikle AKP-MHP ittifakı, bu toplumsal düzeni yaşama hakkına her defasında saldıran büyük suçlar üzerine kurdular. Bugünkü ekonomik ve siyasal krize rağmen iktidarlarını sürdürmenin yolu, bu suça herkesi ortak etmek.

Bu açıdan, Türkiye’de hukukçu olmak, gazetecilik, eğitim ve sağlık emekçiliği gibi pek çok işi hakkıyla yapmak imkansız. İşinizi yapmak istediğinizde bir anda iktidarın karşısında suçlu ilan edilebiliyorsunuz. Toplumsal meşruiyetiniz, onların medyası tarafından yok edilmeye çalışıyor. Örneğin, Ceren Damar kopya çeken öğrencisini uyardığı için öldürüldü bildiğiniz gibi Ankara’da bir üniversitedeki odasında 17 bıçak darbesiyle, evet 17. Bugünkü davasında katilin avukatı Ceren hoca ile öğrencisi arasında bir cinsel ilişki olduğunu ileri sürecek kadar ahlaksız. Bahsi geçen medyadaki imalarsa tiksindirici. Bugün AKP ve MHP ittifakı, bu düşük yoğunluklu savaş ve şiddet ortamıyla ancak varlığını sürdürebildiği için, Ceren hoca ve pek çok kadın ölüyor. Deprem olduğunda insanlar sığınacak bir boş alan bulamıyor. Kansere neden olan ürünleri satan ve üretenler değil, bu konuda halkı bilgilendiren Bülent Şık 15 ay ceza alıyor.

Hayır, demokrasi bir meclis aritmetiği hesabı değildir. Yaşama dair ihtimalleri yaratma çabasıdır. Bugün, demokrasi ve adalete yönelik ihtiyaç herkesin en önemli talebi. Bu yüzden demokrasi mücadelesinde ittifaklar büyük bir yelpaze gerektirir. Karşınızdaki bir siyasi partinin çok ötesinde bir suç örgütüne dönüşmüş ve hukuk ellerinde intikam aracı haline gelmişse, Dahası herkes bir şekilde bu sistemden zarar görmekteyse, barış ve adaletin yokluğunu yanyana gelemeyecek herkesi bir masada toplanmaya zorluyorsa uzakta durmak nasıl mümkün olabilir bu imkandan.

İktidarın dayattığı yeni rejim, kendisine uygun görmediği herşeyi düşman ilan edip yok etmeye çalışıyor. Bizler onların nefreti ve şiddeti karşısında sadece kendi fikrimizle, yaşam tarzımızla, inancımız veya inançsızlığımızla, cinsel yönelimlerimizle ve onurumuzla duruyoruz hala. Farklılıklara rağmen saygıyı baz almak zorundayız. Bu ittifak umut verici, herkesin aklındaki “ama…”lar baki. İttifak AKP ve MHP bloğunun yarattığı korku ortamının da kırılganlığının ispatı. Yeni rejim bizleri öldürmek, doğamızı yok etmek, onur ve hayallerimizi çalmak üzerine kurulu, varlığını buradan sürdürüyor. O halde herkesin gerekçesi farklı olsa da beraber yürümek zor olmayacaktır. Tarih baskı dönemlerinin, baskıyı uygulayanlar tarafından değil; baskıya maruz kaldığı halde direnenler tarafından değiştirildiğini bize aktarır. Yolu açık olsun.

Yazarın diğer yazıları