Demokrasi İttifakı zamanıdır

HDP Eşbaşkanı Sezai Temelli, büyük demokrasi ve barış mücadelesiyle hep birlikte sorunları çözmenin mümkün olduğunu belirterek, bunu yapmanın yolunun Demokrasi İttifakı olduğunu söyledi.

Eşbaşkanı Temelli, ”Tüm demokrasi güçlerine, toplumsal muhalefete, sivil toplum örgütlerine, demokrasiden yana siyaset yapacak kim varsa herkese çağrı yapıyoruz. Şimdi bunun zamanıdır” dedi.

Çukurova Örgütlenme Konferansı’nda konuşan HDP Eşbaşkanı Sezai Temelli, 23 Haziran İstanbul seçimleri öncesinde bir kez daha Demokrasi İttifakı çağrısında bulundu

HDP Eşbaşkanı Sezai Temelli, partisinin Adana İl Örgütü tarafından düzenlenen Çukurova Örgütlenme Konferansı‘na katıldı. ”Demokratik siyasetle faşizmi yıkalım, Türkiye’yi demokratikleştirelim” şiarıyla Şirin Park Otel’de gerçekleştirilen konferansta partili milletvekilleri Pero Dündar, Fatma Kurtulan, Tülay Hatimoğulları ve Kemal Peköz’ün yanı sıra Mersin, Osmaniye ve Hatay il yönetimleri ile Halkların Demokratik Kongresi (HDK) yöneticileri yer aldı.

Konferansın açılış konuşmasını yapan HDP Eşbaşkanı Sezai Temelli, tecrit politikalarının kırılmasının siyasetin önünü açacak en önemli hamle olduğunu belirterek, ”Siyaseti toplumsallaştırmak, toplumu siyasallaştırmak istiyorsanız siyasetin önündeki engelleri kaldırmak zorundasınız. Tecrit, sadece İmralı karasularıyla sınırlı kalmayan, tüm Türkiye’yi, Ortadoğu’yu kuşatan bir politikaydı. Bunun kırılması kıymetliydi, önemliydi” dedi.

Türkiye bir girdapta

 Demokrasi, onurlu barış, demokratik çözüm ve müzakere süreçlerini var ederek takipçisi olacaklarını söyleyen Temelli, bunu yapmazlarsa Kürt düşmanlığının toplumu siyasetsizleştirip kendisini savaş, yolsuzluk ve rant politikaları üzerine kurguladığını göreceklerini belirtti. Bugünkü iktidarın bunu yaptığını hatırlatan Temelli, ”Sürekli savaştan ve yolsuzluktan besleniyor ve halklar, emekçiler, kadınlar üzerinde şiddet ve baskı politikalarıyla tahakküm kurmak istiyor. O yüzden de diyoruz ki; Türkiye’nin en temel meselesi Kürt meselesidir. Kürt meselesi çözülmeden bu siyasetsizliği aşmanın yolu yoktur. Bu sözleri tersinden de okuduğunuzda aynı sonuca ulaşırsınız. Çünkü madalyonun iki yüzünden bahsediyoruz. Yani Türkiye’de demokrasi meselesini çözmeden, demokrasi sıkışıklığını aşmadan bugün içinde yaşadığımız bu girdaptan çıkmadan Kürt meselesini de çözemezsiniz” şeklinde konuştu.

Büyük demokrasi mücadalesi

 Dolayısıyla büyük bir demokrasi mücadelesi vererek, Türkiye’nin en kadim ve kronikleşmiş Kürt meselesinde olduğu gibi Türkiye’nin bütün sorunlarını çözme konusunda aynı iddiayı taşımaları gerektiğini vurgulayan Temelli, şöyle devam etti: ”Son bir haftaya bile baksanız nasıl bir kabusun içinde olduğumuzu görebilirsiniz. En basitinden emek alanına bakalım. Daha birkaç gün önce Kocaeli’de 5 mülteci kadın, kaçak işçi olarak yanarak can verdi. 12 Haziran Dünya Çocuk İşçiliğiyle Mücadele Günü’ydü; AKP döneminde çocuk işçiliği ikiye katlanmış. Sendikal haklar, grev hakkı yoktur. İnsanlar asgari ücret bile alamaz durumda. Kaldı ki asgari ücret bugün açlık sınırının altındadır. Yani başlı başına bir emek cehennemidir Türkiye. Sömürü had safhadadır. Dünyada en kötü çalışma koşullarına sahip 10 ülke arasına Türkiye giriyor.

Sömürünün nedeni savaştır

 Emek meselesinin çözümü de demokrasi meselesinin çözümüdür. Bir sömürü düzenine karşı mücadele etmek aynı zamanda savaş politikalarına karşı çıkmaktır. Emekçileri bu denli sömürmelerinin nedeni ısrarla sürdürmeye çalıştıkları savaş politikasıdır. Bütçeden emekçiye pay ayırmak yerine mermi, savaş uçağı, helikopter üretmeyi önceleyen ve bu savaşı sürdürebilmek için de düşmanlık siyasetini var eden bir iktidarla karşı karşıyayız. O yüzden demokrasi mücadelesi önemlidir.

22 bin işçi katledildi

 AKP 17 yıllık iktidarı boyunca çok büyük bir mezarlık yarattı; ‘işçi cinayetleri mezarlığı‘. Neredeyse 22 bin emekçi, o da resmi kayıtlara göre, çalışırken yaşamını yitirdi. Çok daha ötesi var.

Kadın cinayetleri

Yine AKP 17 yıllık iktidarlığı boyunca ‘kadın cinayetlerinde hayatını kaybetmişler mezarlığı’ yarattı. Günde ortalama en az bir kadın, kadın cinayetlerinde yaşamını yitiriyor. Kadını yok sayan, erkek egemen bir siyaset anlayışıyla aslında bir tahakküm yaratmaya çalışıyor. Kadını sosyal yaşamdan, çalışma yaşamından dışlayan bu anlayış, kadın cinayetleriyle kalmadı kadına yönelik şiddeti olağanlaştırdı, yaygınlaştırdı.

Doğa tahribatı

 Yine 17 yıl bu doğa tahribatında ilk sıralara yerleşti. Kömüre dayalı enerji üretiminden tutun her yeri betonlaştırma zihniyetiyle Yeşil Yol’dan güvenlik barajlarına, Dersim’de ormanları yakmaya kadar bütün bir ülkeyi adeta yangın yerine çevirdi. Doğa tahribatı hiçbir ülkede olmadığı kadar, 17 yıl boyunca yaşandı. Bütün kaynakları arsızca kullanma duygusuna sahipler. Yaşamı kendi iktidarlarıyla, kendi ömürleriyle eşleyip ne var ne yoksa her şeyi tüketme peşindeler. Gelecek kuşakların hakkını bu denli gasp eden başka bir iktidara rastlamadık.

Seçimden önce saldırı

 Bütün ülkelerin hassasiyetlerinden bahsediyor Sayın Öcalan. Evet, bütün ülkelerin hassasiyetleri önemlidir. Bunu gözeterek bir dış politika yürütülmelidir ama AKP’nin Suriye üzerine kurguladığı siyaset, bölgeyi içinden çıkılmaz bir yere sürüklemiştir. DAİŞ terör örgütüyle mücadele etmek yerine tam tersine bu örgütün yarattığı istikrarsızlıktan ve terör ortamından yararlanacak bir dış politikayla kendini var etmeye çalışan bir iktidar var. Aynı şeyi bugün Pençe Harekatı ile Irak’ta görüyoruz. Ne zaman bir seçim yaklaşsa hemen bir harekat başlatıyorlar ve ona da uyduruk isim vererek bunun kamuoyunda adeta PR çalışmasını yapıyorlar.

Pençe, İstanbul içindir

 Evet, bugün Pençe Harekatı nedeniyle o bölgede yaşayan insanlar büyük bir riskle karşı karşıyalar. Yerlerinden yurtlarından ediliyorlar, yaşamlarını yitiriyorlar. Bu harekatın yapılma gerekçesine baktığınızda işte İstanbul seçimidir. İstanbul seçimine yönelik bir senaryo ile karşı karşıyayız. Tıpkı daha önce Efrîn’de, Cerablus’ta olduğu gibi. İktidarlarını devam ettirmek için Kürt meselesini, demokrasi meselesini çözümsüzlüğe mahkum eden, tekçi anlayışlarını iktidarda tutmak için sürekli olarak bir düşmanlık politikası izliyorlar.

Birlikte çözelim

 Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu şey demokrasidir, barıştır. Nasıl bir demokrasi ve nasıl bir barış istediğimiz konusunda sözümüzü güçlü bir şekilde ortaya koymalıyız. Öyle de yapıyoruz. 31 Mart yerel seçimlerine giderken bir strateji ortaya koyduk. Şimdi İstanbul seçimlerine giderken çağrımız aynı minvaldedir. Gelin yan yana, omuz omuza verelim. Demokrasi, barış mücadelesini yükseltelim. Bu meseleyi ancak hep birlikte çözebiliriz. ”Bunu yapmanın yolu Demokrasi İttifakıdır” dedik. Bu ittifak çerçevesinde tüm demokrasi güçlerine, toplumsal muhalefete, muhalefet partilerine, sivil toplum örgütlerine, Türkiye’de demokrasiden yana siyaset yapacak kim varsa herkese çağrı yapıyoruz. Şimdi bunun zamanıdır. Tüm bu meselelere yanıt üretme zamanıdır.

Demokratik anayasa acildir

 2015’te mutlak tecrit başlamadan önce Dolmabahçe Mutabakatı vardı. 10 madde; çok net ve temiz. Aslında Türkiye’yi bir şeye davet ediyor. Demokratik bir anayasa sürecine davetti. Bugün biz de bunu yapıyoruz. Türkiye’nin acil bir demokratik anayasaya ihtiyacı var. Bu demokratik anayasa, Türkiye toplumunda uzun süredir iktidar tarafından mayalandırılan kamplaşmaya, kutuplaşmaya son verebilecek bir ruhu taşımalıdır.

17 yıl sonra strateji belgesi

 Bize ‘Yargı Reformu Stratejisi’ diye belge sunuyorlar. Bir strateji belgesini iktidara geldiğiniz zaman hazırlarsınız. 17 yıl geçmiş, strateji belgesi yazıyorlar. Belgeyi okuyorsunuz, ‘memleket demokrasi ile mi faşizmle mi yönetiliyor’ sorusunun yanıtını bizzat belge size anlatıyor.

 Evet, bu ülkede faşizm var. Faşizmi yıkmanın yolu da işte bu demokrasi mücadelesidir. Yargıda öyle strateji belgeleriyle, paketlerle vakit harcamaya gerek yok. Bakın Meclis hala açık, gecikmeksizin Türkiye’de yargıyı tarafsızlaştıracak adımlar atılmalı. Terörle Mücadele Kanunu (TMK) gibi ‘Türkiye’nin paralel Anayasası’ olarak nitelendirdiğimiz bir kanun var. Binlerce arkadaşımızı tutsak etmiş; fikir, ifade ve basın özgürlüğünü terör kapsamı içine alarak değerlendiren bir kanun. Acilen bu kanun kaldırılmalıdır.

Biz umudun partisiyiz

 Biz umudun partisiyiz. Umudu büyütüyoruz. Umudun yolculuğuna HDK ile çıktık, bu yolculuk sürecek. Gerçek anlamda demokratikleşene, onurlu bir barış gelene kadar. Hiçbir zaman umudumuzu yitirmedik.”

 Temelli’nin konuşması ardından konferans basına kapalı olarak devam etti.

ADANA


İstanbul seçimleri stratejiktir

HDP Sözcüsü Günay Kubilay, İstanbul seçimlerine son derece stratejik değer verdiklerini belirterek, “İstanbul’da sandığa gitmek şarttır, geçerli oy kullanmak şarttır, sandığa sahip çıkmak ve demokrasiye evet demek şarttır” çağrısında bulundu.

HDP Sözcüsü Günay Kubilay, partisinin genel merkez binasında düzenlediği basın toplantısında, İstanbul seçimlerine son derece stratejik değer verdiklerini söyledi. Kubilay, şunları söyledi: ”Gerek eşbaşkanlarımızın, gerek grup başkanvekilimizin, benim ve alanda görevli arkadaşların açıklamalarında bunu görüyorsunuz. İstanbul seçimi artık sadece büyükşehir belediye başkanı seçimi olmanın ötesine geçmiştir. YSK eliyle gerçekleştirilen darbeyle İstanbul halkının iradesi gasp edildikten sonra darbe mi demokrasi mi ikilemi içinde bir demokrasi referandumuna dönüşmüştür. HDP buradan demokrasinin çıkması için olağanüstü çaba ve gayret sarf etmektedir. Milletvekillerimiz, MYK üyelerimiz, PM üyelerimiz parti yöneticilerimiz oradadır, bütün arkadaşlarımız orada olağanüstü bir çalışma yürütüyorlar. Bu son dönemece girilirken, bütün demokrasiden yana olan herkese başta HDP’liler olmak üzere çağrımız şudur: İstanbul’da sandığa gitmek şarttır, geçerli oy kullanmak şarttır, sandığa sahip çıkmak ve demokrasiye evet demek şarttır.”

ANKARA

Yazarın diğer yazıları

    None Found