Derinleşen kriz ve Mart 2019 seçimleri

Cihan DENİZ

Türkiye’de rejim bugün artık gizlenmesine veya ötelenmesine imkan olmayan bir yönetememe krizi içindedir. Ekonomik boyutu bu krizin en görünür ve halklar açısından en hissedilir yönü olmakla birlikte; krizin siyasi boyutu da her geçen gün daha da gün yüzüne çıkmaktadır. Yönetememe krizinin siyasi boyutu, tek ortak paydaları Kürt kazanımlarının tasfiyesi olan Beyaz ve Yeşil Türk Faşizmleri arasındaki ittifaktaki çatlakların giderek daha derinleşmesiyle kendini göstermektedir. Bu ittifakı ayakta tutan yegane konu Kürt sorununda barışın adının bile telaffuz edilmesini suç sayan bir anlayıştır. Beyaz Türk faşizminin, cemaatin tasfiyesi sonrasında gerek içte gerekse de dışta yalnızlaşan AKP’ye yaşam öpücüğü olan desteğini vermesinin tek şartı tüm bölgedeki Kürt kazanımlarının ne yolla olursa olsun tasfiyesidir. Tersinden AKP’nin de bu ittifakın gerçekleşmesi açısından vaat edebileceği tek şey Kürtlerin kanı ve gözyaşıdır. Bu temelde, geçmişte, ölümüne bir iktidar mücadelesi vermiş bu kesimler, “Kürt’ün annesini görmemesi” temelinde bir ittifak içine girmiş ve aralarındaki iktidar mücadelesini bir süreliğine rafa kaldırmıştı.

Sokağa çıkma yasaklarının sürdüğü karanlık günlerde, bu ittifakın Ergenekon kanadının sözcülerinden birinin “siyasi hayatımın en mutlu günleri” dediği günler geride kaldı. Çözümsüzlükte ısrar edenlerin çözülme süreci başladı.

Kürtlerin mücadelesinin tasfiyesi için tarih verenler, her seferinde Kürtlerin ve dostlarının yürüttüğü barış ve demokrasi mücadelesinin her türlü baskıya rağmen dimdik ayakta olduğu ve daha da güçlendiği gerçeği ile yüz yüze geldiler. En son Haziran 2018 seçimleri, Kürt halkının barış, özgürlük ve demokrasi için verilen mücadeleye bağlılığında en ufak bir azalma olmadığını ortaya koydu. Bu seçimler üzerinden kendi tekçi Türkiye amaçları önündeki son büyük engeli tasfiye etmenin hayalini kuranlar büyük bir hayal kırıklığı yaşadılar. Bu ise söz konusu AKP-Ergenekon ittifakının tarafları arasında zaten var olan güvensizliğin daha da derinleşmesine ve ertelenen iktidar mücadelesinin adım adım başlaması sonucunu doğurdu. Son bir ayda yaşanan gelişmeler, bu ittifakın ne kadar kırılgan olduğunu, tarafların bir birine karşı nasıl bir güvensizlik içinde olduğunu ortaya koymaktadır. Özgürlük ve barış mücadelesi verenler karşında yaşanacak başarısızlıklar, özellikle de yerel seçimlerde yaşanacak bir başarısızlık bu süreci daha da derinleştirecektir.

Bu bağlamda, Mart 2019’da yapılacak yerel seçimler, Türkiye’deki rejimin ne yöne evrileceği ve her geçen gün daha da derinleşme sinyalleri veren beyaz Türk faşizmi ile yeşil Türk faşizmi arasındaki ittifakın geleceği açısından oldukça önemli sonuçlar doğurmaya namzettir.

HDP, Türkiye’nin her yerinde demokratik ulus esprisi ile en geniş ittifakları kurmalıdır. iktidarın ırkçı, cinsiyetçi, mezhepçi ve doğayı hiçe sayan politikalarından rahatsız olan tüm kesimlerin desteğini almalıdır. Şu an açısında yerel seçimler bağlamında AKP MHP ittifakının sona ermesi, tarafların birbirlerine karşı hamleler yapması, muhalefet açısından önemli fırsatlar sunmaktadır.

Aynı zamanda iktidar karşıtlığının ötesine geçen ve halka umut olacak siyaset alternatifi de, yani iktidarın politikaları karşısında toplumun tüm renklerinin kendini özgürce ifade edeceği toplumun yerelde nasıl kurulacağı perspektifini de en somut haliyle topluma sunmalıdır. Derinleşen iktidar bloğundaki çatlağın sonunda Türkiye’de demokrasi ve barışın kazanması açısından HDP kendini sadece basit bir iktidar karşıtlığı üzerinden değil, her yönüyle krize girmiş bu sitemin alternatifini yerellerden örme iddiasıyla ortaya koymalıdır. HDP, 2015 seçimlerinde tam da iktidarın dayattığı her boyutuyla tekçiliğe karşı yeni bir yaşam alternatifi ile çıktığı için tüm Türkiye halklarının umudu olmuştu. Aşikar sebeplerle 2015 seçimleri sonrasında mücadele gündeminin daha geri sıralarında yer alan yeni bir yaşam, yeni bir toplum ve yeni bir Türkiye hedefi, 2019 yerel seçimlerinde bir kez daha ana gündem maddesi haline getirilmelidir.

Basit bir iktidar karşıtlığının ötesinde barışı ve demokrasiyi yerelden başlayarak yeniden inşa etme perspektifiyle girilecek seçimde alınacak sonuçlar, seçim sonrasında daha da derinleşecek iktidar içi mücadelelerde, demokrasi ve barış güçlerine iktidar mücadelesi veren güçlerin yedeğine girmek yerine halkların umutlarını temsil edecek üçüncü yolu inşa etme fırsatı verecektir.

Yazarın diğer yazıları