Dersim Festivali’ne doğru yaklaşım üzerine

Avrupa’da yaşayan Dersimliler mültecilik koşullarında; kimliğini, inancını ve dilini yaşatma ve korumanın bir araçlarından biri olarak gördükleri Dersim Festivalini bu yılda gerçekleştirecekler. Kendi dilinde sanatını yaparak, dünyaya duyurmanın bir zemini ve imkanı olarak değerlendiriyorlar festivali. Bu festivalde aynı zamanda Dersim tarihine ilişkin söyleşilere de yer verilmektedir. Dersim’in kültürel ve sosyal yaşamından festivale yansıyanlar; yaratılmak istenen hafızasızlığa ve asimilasyona karşı da hafıza biriktirme, oluşturma, bilinci canlı kılma ve korumanın zemini olarak da değerlendiriliyor. Köksüzlüğe ve savrulmaya karşı bir direnç imkanıdır. Yürütülen direniş mücadelesinin bir parçası olarak da önem verilmektedir. Çok daha fazla çoğaltılabilecek gerekçeler ile yapılan festivalin bu yılki hazırlıklarının ve çalışmalarının yapıldığını biliyor ve duyuyoruz. Festivalin 24-25 Mayıs tarihlerinde yapılması gündemdedir. Tabi bizde konuya ilişkin gelişmelere ilgiliyiz.

Gurbette yaşayan Dersimlilerin bu festivali belirttiğimiz anlamda önemli görmekteler. Festival ile bir araya gelmenin ve birlikte-örgütlü durmanın yanında, kültürel ve sosyal olarak direnmenin bir biçimi olarak da görmektedirler. Mültecilik koşullarında Dersim’e, Ülke’ye tutunmanın bir aracı olarak değer atfetmektedirler. Dersimliler asimilasyon, inkar, imha ve soykırım politikaları karşısında tarihine sahip çıkmanın, varlığını korumanın bir aracı ve birbirine tutunmanın zemini olarak da bu festivali önemsemektedirler. Örgütlü olmak, bir arada durmak ve kolektif mücadele etmek ile Dersim’e karşı geliştirilen faşist politikaları durdurabileceklerini biliyorlar. Dersim Festivaline bu bilinç ile sahip çıkmaktadırlar ve böyle de hareket etmektedirler.

Dersim Festivaline bir de Alevi inancı üzerinden yüklenen misyon ve sorumluluk vardır. Dersim’in Alevi inancı açısından önemi ve etkisi hep dikkate değer olmuştur. Bunu bilen sömürgeci, inkarcı ve soykırımcı güçler Dersim’i bu kimliğinden düşürmek için her türlü katliam ve tertele politikalarını geliştirerek sonuç almak istemişlerdir. Kimliğinden, inancından ve dilinden düşmüş ve vazgeçmiş bir yer haline getirilmek istenmiştir ve halen bu politikalar sürdürülmektedir. Böylesi anlayış ile geliştirilen politikalar ve saldırılara rağmen Dersim, mücadeleci ve direnişçi duruşunu sürdürmüştür. Avrupa’da yapılan festivale bu çerçevede bir önem ve değer atfedilmektedir. Mültecilik zemininde yapılan festivale Dersim’in sevenleri ve dostları devrimci anlayış ve sorumluluk ile büyük katılım sağlamakta ve dayanışma göstermektedirler.

Böyle bakıldığında; bu festivali, Dersim’in inancı, kimliği, dili, sosyal ve kültürel yapısı ile özgür yaşaması ve var olması için mücadele eden tüm devrimci, direnişçi ve mücadeleci güçlerin ortaklaşa ve birlikte organize etmesi ve yapması doğru olandır. Sanırız bu yıl yapılacak festival de benzer bir anlayış ve yaklaşım ile ele alınmaktadır. Dersim’in direnişçi ve mücadeleci kimliğini esas alan her bir devrimci örgüt, kurum, temsil ve şahsiyetin festivalde yer alması, katılım sağlaması, konuşma yapması ve sanatını sergilemesi beklenir. Bunun dışında dar, sığ ve parçalayıcı yaklaşımlar kabul edilemez. Dersim’i faşizm ve soykırım politikaları karşısında zayıf düşürecek yaklaşımlar zarar vericidir ve hiç kimse tarafından kabul edilemez. Dersim’in özgünlüğü ve özerkliğinden yana olan tüm devrimciler; direnişçi ve mücadeleci çizgide birliğe hizmet eden tutumu esas alırlar. Faşizme karşı direniş cephesinde bir arada olmayı önemserler. Bunun dışındaki tutum, hareket ve yaklaşımları kabul edilemez görürler. Yapılacak festivalin bu anlayış ve yaklaşımla yapılması kazandırıcıdır ve olması gerekendir.

Festival çalışmalarına, belediye seçim sürecinde yaşanan yanlışları taşırmamak gerekir. Kaldı ki, bu süreç doğru, sorumlu ve devrimci güç birliğine hizmet edecek tarzda onarılmak ve giderilmek durumundadır. Kimin payına ne kadar eleştiri ve özeleştiri düşecek ise bunu yapmaktan çekinmemek gerek. Devrimcilik, Dersim sevgisi ve değerlerimiz; bize sorumlu davranmayı ve hareket etmeyi farz kılar. Hızla devrimci mücadeleye ve birliğe hizmet edecek tarzda bir araya gelmeli ve birlikte mücadeleyi büyütecek çalışmaları yapmalıyız. Altına imza atacağımız çalışmalar Dersim halkının özgür geleceğine hizmet etmek durumundadır. Sömürgeci, soykırımcı ve parçalayıcı devlet politikalarını görerek hareket etmek sorumluluk gereğidir. Özgürlükçü ve devrimci çizgide birliği geliştirmeyi öne çıkarmak gerek. Böylesi bir anlayış ve yaklaşım ile hareket edildiğinde; özgürlükçü ve devrimci mücadele çerçevesinde görev ve sorumluluk üstlenmiş her bir temsilci, seçilmiş vekil de, belediye başkanın da festivale katılması birliği güçlendirir. Festivalde birliği güçlendirecek bir resmin ortaya konması bu anlamda özgürlük mücadelesi yürütenlerin beklentisidir. Sadece beklenti değil, yürütülen devrimci mücadelenin de bir gereğidir. Kaldı ki, Dersim halkının beklentisinin de bu olduğunu biliyoruz. Devrimci çizgide birliği; Dersim’in neredeyse bir asra tekabül eden devrimci direnişçi mücadelesi ve bu uğurda yaşamlarını veren tüm devrimci öncü ve önderlere bağlılığın gereği de sayacağız.

Dersim, Aleviler, devrimciler ve Kürt halkı için günlük politik çekişmenin çok ötesinde bir anlama ve değere sahiptir. Her bir kaybın ve geriye düşmenin psikolojik, sosyolojik, siyasi ve tarihi sonuçları oluyor. Bu bilinç, derinlik ile hareket etmek ve yaklaşım göstermek önemlidir. Daha önce de belirttiğimiz gibi; Dersim bir ülkedir. Dersim sevgidir. Dilimiz, kültürümüz ve klamlarımızdır. Kimliğimiz ve geleceğimizdir. Yarınlarımızı özgür ve eşit kılacağımız birliğimizdir. Ziyaretlerimiz ve doğamız ile kurduğumuz derin ruhsallıklarımız ve var olmamızdır. Sanatımızı geliştirme ve klamlarımızı kendi rengimiz, duygumuz ve ruhumuz ile direnenlerin izleri üzerinden yarınlarımızı özgür ve eşit öreyeceğimiz hakikatimizdir.

Yazarın diğer yazıları