Dersim’de kullanılan zehirli gazlar ve Almanya’nın rolü…

Her yıl Dersim Soykırımının yıldönümünde okuruz dönemin Malatya Emniyet Müdürlüğü görevini yürüten İhsan Sabri Çağlayangil’in Kılıçdaroğlu’na verdiği röportajdaki şu çarpıcı cümleleri: “Ordu zehirli gaz kullandı. Mağaraların kapısının içerisinden bunları fare gibi zehirledi.


Bu korkunç suç itiraf edilse de belgeleri hep gizli kalmıştır.

Öyle ki, devletin Kürtleri yok etme planı olan, daha sonra Çöktürme Planı olarak adlandırılan metne dayanak olan Şark Islahat Planı, yıllarca konuşulup tartışılmasına rağmen, belgelendirilmediği için tartışmaları havada bırakıyordu.

Şark Islahat Planı’nın belgesi araştırmacı yazar Mehmet Bayrak tarafından tesadüfen ele geçirildi. Şark Islahat Planı’nda madde madde, Bayrak’ın kendi değimiyle, etno-dinsel temizlik, arındırma, tek tipleştirme ve Türk-İslamlaştırma projesi sıralanmıştı. Bu metin, devletin Kürt sorununu çözme metni olup, yine Bayrak’ın kendi değimiyle Türkiye Cumhuriyeti’nin “Kürt Anayasası”dır. Bu politikalar çerçevesinde Dersim yakılıp yıkılıp yok edilmiştir.

Dersim’de zehirli gaz kullanıldığı da yine yıllarca konuşulup tartışılan önemli bir konuydu. Yakın geçmişte tozlu arşivlerden ortaya çıkan belgelerle durum ispatlandı.

Peki devlet bu zehirli gazları nasıl edinmişti?
Yine yakın bir geçmişte ortaya çıkan belgelere göre, 1933-1945 yılları arasında hüküm süren Nazi rejiminden 20 ton Chloracetophenon ve İperit vs. gazları ve bu gazları bombalara koymaya yarayacak otomatik tesisatlar alındığı ortaya çıktı. Almanlardan alınan bu gazlarla Dersim’de insanlar mağaralarda zehirlenmişti, ki Hitler bu gazları daha sonra Yahudileri katlederken kullanacaktı.

Dersim’deki soykırımda Almanya’nın suç ortaklığı Sol Parti’nin girişimiyle Federal Meclis’e taşındı. Sol Partili vekiller Ulla Jelpke, Dr. André Hahn, Gökay Akbulut, Christine Buchholz, Heike Hänsel, Andrej Hunko, Amira Mohamed Ali, Niema Movassat, Dr. Alexander S. Neu, Petra Pau, Martina Renner, Kersten Steinke, Friedrich Straetmanns, Dr. Kirsten Tackmann konuya ilişkin bir önerge hazırlayarak meclise sundu. Önümüzdeki günlerde hükümetin önergeye yazılı olarak yanıt vermesi bekleniyor.

***
2005’te, Alman Parlamentosu’nda Ermeni Soykırımı tartışıldı ve bir bildiri yayınlandı.
Bildiride “Osmanlı İmparatorluğu’nun askeri müttefiki Alman İmparatorluğu’nun, kendi diplomatlarının ve misyonerlerinin, Ermenilere yönelik sistematik sürgün ve yok etme uygulandığına dair raporlarına ve bildirimlerine rağmen, bu suçu durdurmak için harekete geçmemesinden üzüntü duyulduğu” deklere edilerek, Almanya Ermeni Soykırımında oynadığı rolü de bir nevi kabul etmiş oldu.

Hatırlarsak: Almanların Osmanlı üzerinden Ortadoğu’ya açılma hedefleri, Osmanlı’nın ise ittifak ihtiyacı karşılıklı çıkarlar çerçevesinde iki ülkeyi yakınlaştırdı. Alman şirketlerine silah siparişleri verildi. Yine Bağdat Demiryolları projesi Almanlara geçti. Bu vesile ile Deutsche Bank’a da imtiyazlar verildi.

İlişkiler İttihat ve Terakki döneminde de devam etti. Bu dönemde gerek askeri, gerekse ekonomik ilişkilerini devam ettiren Almanlar, Ermeni Soykırımının yakın tanıklarıdırlar. Öyle ki Hitler, Türkiye’nin milyonu aşan Ermeni’yi soykırıma uğratıp, uluslararası düzeyde sessiz kalındığını görünce, planlarını daha rahat hayata geçirmiştir.

Dersim Soykırımında kullanılan zehirli gazların bizzat Almanlar tarafından satıldığının belgelerle ortaya çıkması önemli bir gelişmedir. Bu konuda parlamentonun nasıl bir yanıt vereceği de o nedenle merak konusu…

Yazarın diğer yazıları