Dersim’e/Seyit Rıza’ya borçlu git(me)mek

Tarih 25 Aralık 1935. CHP’li Dahiliye Vekili Şükrü Kaya: “Tunceli adı ile şimdi teşkil edilecek vilayetin ve o bölgenin eski ismi Dersim’dir. Aslen Türk unsuruna mensub bir kitledir. (..) 1876 senesinden beri bugüne kadar muhtelif tarihlerde muhtelif kuvvetlerle 11 harekati askeriye yapılmıştır. Fakat bu askeri hareketler kalıcı bir sonuç sağlayamamıştır. Asıl sonuç alacak askeri hareket (soykırım) bu kanunla başlatılacaktır…”

2 Ocak 1936’da yürürlüğe giren bu fermanın ardından    CHP’nin Genel Kurmay Başkanı Fevzi Çakmak’ın hükümete: “(…) Dersim/Kürt köylerine bir etki yapmak ve devlet nüfuzunu hakim kılmak için bir hava kıtası ile bu köyleri tahribetmenin uygun olacağı düşüncesini- deyim” talebi üzerine Bakanlar Kurulu 4 Mayıs 1937 tarihli ‘gayet gizli’ kararla Dersim Soykırımını resmen başlatıyor.
Bunun üzerine 30 Temmuz 1937’de Dersim Direniş Hareketi önderi Seyit Rıza dünyaya haykırarak “(…) Üç aydan beri ülkemde tüyler ürpetici soykırım yapılıyor. Köyler, kasabalar bombalanıyor, yakılıyor. Zindanlar Kürt halkıyla dolup taşıyor. Aydınlar kurşuna diziliyor. Üç milyon Kürt benim sesimden tüm dünyaya sesleniyor. Kürt Halkı’nın böylesine vahşı bir soykırımdan geçirilmesinin önüne geçilmesini istiyorum” diyor.
Tabii ki dünya kör alem sersem ve sağır! Dersim’de taş üstünde taş, gövde üzerinde baş kalmıyor! Yodaşlarıyla idam sehpasına götürülen Seyit Rıza, “75 yaşındayım. Şehit oluyorum. Kürdistan şehitlerine karışıyorum. Dersim mağlup oldu fakat Kürtler ve Kürdistan yaşayacaktır. Kürt Gençleri (Beşikteki Bebeler) intikamımızı alacaktır. Kahrolsun zalimler! Kahrolsun kahpe hainler!” diyerek Özgürlük kavgasını Dersim/Kürt Gençliğine devrediyordu. Ama ne yazık ki o zamanın Bebeler’i olarak biz yaşlılar peyderpey bu dünyadan göçüp giderken Seyit Rıza’ya başı eğik ve Dersim’e borçlu olarak gidiyoruz!
CHP’nin bombacısı dişi canavar Sabiha’dan kurtulanların bir kısmı (Dersim’in Kayıp Kızları/Kara Vagonlar vb.) dönülmez karanlıklara sürüklendi. Kenar köşede kurtulan bebeler katliamı yaşayanların acı çığlıklarıyla korkutuldu. Beyaz katliam/kültürel soykırım hamlesi başlatan CHP, bu alanda uzmanlaşan, Atatürk-İnönü çizgisinin yeminli neferi Sıdıka Avar gibi militanlarını seferber etti. Katliamci Umum Müfettiş Korgeneral Abdullah Alpdoğan’ın da sınırsız desteğiyle Dersim, Bingöl ve Elazığ’da at sırtında gidilen mezra/köy ve kasabalarda çoğu asker zoruyla kız/erkek ele geçirdiklerinin hepsini yeniçeri ocağı örneği Elazığ/Malatya /Tokat yetiştirme/devşirme ocaklarına topladılar! Korkunç bir beyin operasyonuyla her biri birer CHP misyoneri haline getirilen bu militanlar kültürel soykırımda korkunç rol üstlendiler. Yatılı Bölge Okulları bu beyaz katliamın devam eden dalgası oldu!      
Günümüze gelince bu kültürel/kimliksel soykırım devam ediyor! Dersim/Qisle’de Balluca köyünde soylu Karabulut ailesinin direniş sicilinden saklanmak için soyismini Kılıçdaroğlu’na çeviren Kemal hemşerimiz Dersim’deki mitingde Ankara’da yiyeceği paparadan dolayı arızalı/boğuk çıkan sesiyle   “Burada (ama başka yerde değil) söylüyorum: Dersimliyim, Dersimli olmaktan gurur duyuyorum!” diyor!
Ancak ismiyle anılan o koca alana kurulmuş Seyit Rıza: “Sen yapmacık/suni bir gurur duyuyorsun ama Dersim seninle gurur duymuyor! Senin sık sık kullandığın gibi –Allah aşkına- söyler misin Dersim senin neyinle gurur duysun! Dersim Halkı’yla birlikte beni ve yoldaşlarımı katleden CHP omuzluluğuna mı gurur duysun! Benim ve yoldaşlarımın uğruna hayatını koyduğu hangi davamıza sahip çıkıyorsun? Kaldıki bu yoldaşlarımın içinde senin soyismini değiştirerek uzaklaştığın soylu Karabulut ailasinden kahramanlar da vardı. Sen onlara ihanet ediyor, kemiklerini sızlatıyorsun! Balluca, Dersim/Nazımiye tarihinde bir direniş kalesidir. Seni Ballucalı yurtsever Kamer Karabulut’un oğlu olarak değil, Ankara’nın Kılıcı Kemal olarak buldular. Ankara seninle, Dersim halkının kendi öz yönetimi olan Demokratik Özerk Dersim’i engellemeğe çalışıyor. Mustafa Kemal’den yana Kürt mebus Hasan Hayri ve ihanetçi Reyber’i unutma! Kullandılar ve öldürdüler! Siz öldürülmeyebilirsiniz ama gün gelecek utancınızdan bu topraklara giremiyeceksiniz! Bir insan için bundan daha ağır ceza olur mu?
Benim mezarımın yerini Ankara’da kapalı odalarda tutan hınzır/zalim Tayyip’in Dersim sevdası(!) kadar Dersimlisin! O çıkarı gereği katilin CHP olduğunu itiraf ediyor. Senin Paşa Kızı milletvekilin ‘iyi ki o katliam yapılmış, adam ettik’ diyor. Irkçı milletvekillerin sürüyle onun arkasına diziliyor, ama sen dut yemiş bülbül gibi susuyorsun! Çünkü senin bir Dersim davan yok! Nitekim adayların için ‘iki tane yakışıklı getirdim’ diyorsun! Yüzünüze de yakışıklığınıza tüküreyim. Dersim’de pudralı/makyajlı/montajlı suratlara değil, kavgasında dik duran onurlu   yüzlere yer var! Bak baban sana ‘doğru dur demiş’ demek ki eğriliğini farketmiş! Ve Kemal ol, ama Kemalist olma! Soyunu sopunu unutma, ihanet etme demek istemiş…” diyor.
Onurlu ve dik duran yüzler! Evet biz katliam bebeleri Seyit Rıza ve yoldaşlarına boynu bükük, Dersim’e borçlu olarak gidiyoruz! Zira onlara yaraşır bir kavga veremedik! Becereksizliğimizi size, umudumuz olan siz Dersimli/Kürdistanlı/Türkiyeli Devrimcilere kötü bir miras olarak bırakıyoruz! Bağışlayın bizi! Utanıyoruz ama umutluyuz! Artık Denizler, Mahirler, İbrahimler, Mazlumlar, Sakineler elele zafere koşuyorlar!
Mutlaka başaracaksınız! İnanıyorum ki Dersim’in yiğit evlatları 30 Mart’da katliam ortaklarını, yakışıkları, yalancıları, talancıları, dolar hırsızları ve ortaklarını sandıklara gömerek bizi özlemini çektiğimiz ÖZGÜR DEMOKRATİK DERSİM müjdesiyle Seyit Rızalar’a uğurlayacaklardır!  

Yazarın diğer yazıları

    None Found