Devrimi savunma zamanı!

AKP-MHP iktidarı, Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik yeni işgal saldırısını devreye soktu. ABD askerlerini bölgeden çekerek, Türk devletine “yeşil ışık” yakmış oldu. Ancak Amerikan yönetiminden gelen birbirinden farklı açıklamalara bakılırsa, bu konuda ortak bir tutum yok. Görülüyor ki, devrimin sonuçlarından biri Amerikan yönetimindeki kriz oldu. AB ve BM gibi emperyalist örgütlerin de işgal saldırısına net bir karşı çıkışı yok. ABD’nin müttefikleri de mutsuz görünüyor. Suriye rejimi ve hamisi Rusya ise bekleme pozisyonda. İçeride ise Meclis’te görüşülen işgal tezkeresi kısa sürede kabul edilirken, CHP yine halk düşmanı yüzünü gösterdi. 7 Haziran seçimlerinden bu yana faşist sömürgeci saldırganlık karşısında ölü taklidi yaparak faşizmin kendiliğinden bitmesini bekleyenler ise büyük anti Amerikancılıkları ile bu savaşta da AKP-MHP faşizminin yedeğine düşmüş durumda.

Rojava devrimine karşı bu kadar büyük düşmanlığın anlamı var elbette. O anlam da Rojava’nın mayasında yatıyor. Rojava devrimi, halkların kaderinin emperyalist efendiler ile yerli uşakları tarafından çizilen Ortadoğu’da ezilenlerin de bir iradesinin olduğunun somut göstergesidir. Dört parça Kürdistan’ın bu küçücük parçasında gerçekleşen bu devrim ve inşa edilen yeni yaşam, halkların kaderini değiştirmiştir. Kobanê savunmasında ölümsüzleşen MLKP savaşçısı Paramaz Kızılbaş’ın geride bıraktığı mektubunda dediği gibi “hayal gücünün iktidarı”dır. “Başka bir dünya”nın mekanıdır. Bu devrimin inşa ettiği demokratik-özerk sistem, efendilerin körüklediği etnik ve mezhepsel çatışmaların panzehiridir. On yıllardır halkların oluk oluk kanını akıtan gerici savaşlara son verecek bir yaşam inşasıdır. Kürt ve Arap halkları arasında gerici rejimlerin yarattığı düşmanlığa son veren, tam ve özgür eşitliğe dayalı bir halklar bahçesidir.

Rojava devrimi, “kadın devrimi” karakteri ile kadınların özgürleşmesinin koşullarını yaratmıştır. Eline silah alan her kadın, cinsiyetçiliği ve tabuları yerle bir etmiştir. Bu devrim sayesinde kadınlar da tıpkı halklar gibi kendi hayatlarının sahibi olmuştur, iradeleşmişlerdir.

Elbette tüm bunların bedeli çok ağır oldu. Rojava halkları en ağır bedeli de politik İslamcı faşist DAİŞ çetelerine karşı savaşta ödedi. 10 bin insanını kaybetti. 20 bini aşkın insan bu savaşa kolunu, bacağını, gözünü verdi. On binlerce insan DAİŞ’in vahşetine tanık oldu.

Rojava’nın Kürt, Arap, Süryani, Asuri, Ermeni, Türkmen, Çeçen, Çerkez, kadın ve erkek devrimcileri insanlığın onurunu korudu, yüz akı oldu. Kürt savaşçıların öncülüğünde süren bu direniş, dünya halklarına kelimenin gerçek anlamında bir “hayat” armağan etti.

Eğer DAİŞ Kobanê’de yenilmemiş olsaydı, çok açık ki Antep, Kilis ve Antep başta olmak üzere sınır kentlerde DAİŞ çeteleri cirit atacak ve yaşam cehenneme dönecekti. Eğer Rojava halkları, önce Kobanê’de ardından Rakka ve Deyr el Zor’da DAİŞ’i yenmemiş olsaydı, Şengal’de işlediği insanlık suçlarının aynısını Antep’te, Malatya’da ya da başta bir yerde halklara, kadınlara karşı işleyecekti.

DAİŞ’in sahadaki yenilgisi, onun ortağı AKP/Saray iktidarının da yenilgisi oldu. DAİŞ’in Kobanê’nin yüzde 80’inini işgal ettiği 7 Ekim günü sınır kenti Antep’te “Kobanê şu sıralar düştü, düşüyor” diyen Erdoğan’ın sevincini kursağında bıraktı.

Eğer bugün Türkiye halkları, devrimcileri, sosyalistleri, demokratları, ilericileri azıcık bir nefes alıyorsa, bunda Rojava halklarının Erdoğan iktidarını uğrattığı yenilginin payı olduğunu unutmamalıdır. AKP faşizminin “mutlak sessizlik” hedefine ulaşmasını engelleyen faktörlerden birinin de Rojava devriminin varlığı olduğu akılda tutulmalıdır.

Erdoğan iktidarının başlattığı yeni savaş, herkes için bir ölüm kalım savaşı. Eğer Rojava halkları bu savaşı da kazanırsa, Erdoğan iktidarı yenilecek. Halklar Erdoğan ve zulmünden kurtulacak. Bu zafer hepimizin kurtuluşu olacak.

Zor ve zorlu zamanlardayız, ağır bir durumla karşı karşıyayız. Yeniden kazanmak için AKP faşizmine karşı birleşik mücadeleyi hemen ve şimdi büyütmekten başka yol yok. Devrimi savunmak için her kadının, her gencin, her emekçinin, her devrimcinin yapabileceği çok şey var. Önemli olan tarafını belirlemekte. Hangi taraftasın?

Rojava’da bir devrim oldu. Ortadoğu ve dünya halkları, başka bir şeyin mümkün olduğunu gördü. Hiç kimse, hiçbir karşı devrimci girişim bunu tarihten silemez. Bu gerçeği akılda tutarak, Rojava devrimini savunma zamanı!

Yazarın diğer yazıları