Devrimin direnişçiliği

PKK, 39. mücadele yılına girerken, Kürt Özgürlük Hareketinin öncüsü olarak yine ağır bedelleri göze alarak direnişi sürdürüyor. 

Yakın tarihte silahlı karşıdevrim ile silahlı devrim arasında uzun süreli savaşının az sayıdaki örneğinden biri de PKK öncülüğündeki Kürdistan devrimidir. 

Bugün sömürgeci Türk burjuvazisi, soykırımcı savaşla Kürdistan devrimi ve öncüsünü yenilgiye uğratmak istiyor. 

‘Çöktürme planı’ adını verdiği bu saldırı stratejisi, başlangıçta “Saray’ın savaşı” olarak tepki çekmeye başladı. Sömürgeci milliyetçiliği yeniden tırmandıran Erdoğan faşizmi, Milliyetçi Cephe birliğiyle kan dökücülüğünü sürdürebiliyor. Rojava devrimine saldırıyla ve Cerablus, Başika işgalleriyle, Medya Alanlarına savaşla saldırısını devam ettirebiliyor. Dahası bölgesel emperyalist bir savaşı tutuşturmayı bile göze alarak Kürdistan devrimi ve PKK’ye karşı soykırımcı bir savaş yürütüyor. 

PKK, 39. mücadele yılına girerken, uzun süreli devrimde bu çapta savaşı göğüslemek zorunda kalıyor. 

Çin devrimi de uzun süreli savaş olarak gerçekleşmişti. 

Çin devriminde Japon işgaline karşı mücadelenin öne geçtiği, ulusal özgürlük talebinin egemen olduğu dönemler oldu. Fakat daha çok ulusal özgürlük devrimi olarak başlayan uzun süreli devrim örnekleri üzerinde durmak isabetli olur. 

Vietnam ve Cezayir devrimleri, Mozambik ve Angola devrimleri uzayan devrimler olarak Kürdistan devrimiyle kıyaslanabilir. Bir de bölgede zamandaş olan Filistin devrimi uzayan savaşa örnek verilebilir. 

Bu örneklerin hepsinde sömürgeci burjuvaziler, ilhak ettikleri pazar ve sömürdükleri işgücü ve zenginliği devam ettirmek için, halk düşmanı zulmü doruğa çıkardılar. Savaşı alabildiğine uzatan örnekler ise Fransız-ABD sömürgeciliğinin Vietnam’da yaptığıydı, İsrail siyonizminin Filistin’de, Türk burjuva sömürgeciliğinin Kürdistan’da yaptıklarıdır. 

Kürdistan devrimi Kürt halkımızın özlemleriyle kaynaştığı gibi, Türk sömürgecilerine ve diğer sömürgecilerine karşı haklı öfkesiyle özdeşleşti. Kürdistan’ın birleşik devrimi olarak büyüdü. Dahası her parçada sömürgeci ulusun halklarının birleşik devrimleri olarak gelişmek istedi. 

Sömürgeci Türk burjuvazisi, devrimin nefes alma, diğer halklara kendisini anlatabilme çabasını, soykırımcı ve tasfiyeci saldırıyla karşıladı. Değişik dönemlerde burjuvazinin Evren, Özal, Demirel, Çiller, Ecevit, Erdoğan gibi yöneticileri, bazen barışa yanıt verir görünenleri dahil, kirli sömürgeci savaşı yeniden tırmandırarak cevap verdiler. 

Değişik dönemlerde sömürgecilik kirli savaşını sürdürüp yeniden yeniden tırmandırabiliyorsa, bunun temel bir nedeni de, Türk halkını şovenizmle zehirleyebildiği, desteğini alabildiği içindir.

Kürt halkına ve Kürt Özgürlük Hareketi’ne soykırımcı ve işgallerle bölge savaşına başvuruyorsa, bunun Türkiye cephesindeki ürünü faşist çılgınlık oluyor.

PKK uzayan devrimdeki inançlı, kararlı ve inatçı direnişçiliğiyle, Erdoğan diktatörlüğünde somutlaşan bu faşist ve düşük karekterli çılgınlığın zaferini önlüyor. Bölgede de, gericiliğe, işgalciliğe ve milliyetçi-inançsal boğazlaşmaya karşı halkların demokratik geleceğini örüyor.

Erdoğan faşizmi, Türk kapitalizminin, Kürde demokratik özgürlüğü savaşla engelleyen zalimliğinin kaçınılmaz ve çapsız ürünüdür. Ama siyasi zayıflığının da ifadesidir. Halklardan ve ait olduğu burjuva dünyanın enternasyonal desteğinden en tecrit olduğu zamanı yaşıyor. Şoven milliyetçiliği azdırarak durumu kurtarmaya çalışıyor.

PKK’nin uzayan savaşta kararlı ve özverili direnişçiliğiyle, devrimci ve demokratik hareketin direnişçiliğini birleştirelim. Birleşik mücadelenin devrimci yolunu hiçbir sosyal şoven kaygının engellemesine izin vermeyelim. Devrimci demokratik hareketin büyüme eksikliğini giderecek emek ve mücadele yaratıcılığı gösterelim. Bu mücadeleciliği ve yaratıcılığı gösterdiğimizde, Erdoğan faşizminin sonunun nasıl gelmekte olduğunu da göreceğiz. 

Yazarın diğer yazıları