Devrimin gözü olan sinema

Son yıllarda sinema akademisinde eğitim gören öğrenciler tarafından otuzdan fazla film çekildi. Devrimci bir paradigması olan birçok sinemacının ilgi odağı olan Rojava, şimdilerde yapılan ortak sinema çalışmalarıyla zenginlik kazanıyor. Komün’ün bundan sonraki hedefi, daha profesyonel çalışmalara imza atmak ve daha evrensel ölçülerle çalışmak.

Medya DOZ

Son yıllarda direniş kültürünün nasıl filizlendiğini Rojava’da gördük. Toprağın altındaki tohuma can suyu veren kültürel bir isyana tanık olduk. Evet, tohum tuttu, filizlendi, şimdi dal budak veriyor. Bu anlamda devrim bir bedendir. Dili, gözü, ruhu olan, sevgisi ve acısı olan bir beden… Ve devrimci bedenin en büyük amacı yara iyileştirmektir. Bu yüzden bir yaranın kanayıp durmasına isyan etmiştir devrim… En çok da dayatılan kültür kırımına bir başkaldırıdır.

Rojava Devriminin gelişimiyle beraber birçok sanat dalı gibi sinema da kendini devrimle beraber görünür kılmaya çalışıyor. Daha önce Baas rejiminin yasaklarına takılan Kürt sineması, devrimle beraber tekrar diriliyor. 2015 yılının 14 Temmuzu’nda sinemasever gençler ve bazı enternasyonal dostlarıyla toplanıp “Rojava Sinema Komünü” adıyla sinema çalışması yürütmeye başlıyorlar. Bu sinemasever gençler arasında sadece Rojavalı gençler yok, Kuzey, Güney ve Doğu Kürdistan’dan da genç sinemacılar vardır. Türkiye’de, İran’da ve Irak’ta baskılardan dolayı sinema yapamayan sinemacıların bazıları Rojava Sinema Komünü’nde bir araya gelir. Kesişen yollarının temelinde, baskıya, yasağa isyan var ve özgür sinemacılığa duyulan hasret var. Bu bileşim Rojava’nın bütün şehirlerini dolaşıp sinemaseverlere ve halka amaçlarını anlatmış, kendilerine katılan genç sinemacılar ile yola devam etmişler. Bu bileşim Rojava’nın Dırbesiyê kentinde bulunan Ş. Yekta Herekol kültür akademisinin bünyesinde sinema bölümü açarak akademik olarak çalışmaya başlar. Kültür akademisinde o zamana kadar müzik, tiyatro, folklor, resim bölümleri var ama sinema yok. Bu sinemaseverler belki de hayatlarının en güzel eylemlerinden birini yapıp akademide sinema bölümü açıp eğitim görüp kendilerini geliştirmeye başlıyorlar. Gördükleri eğitimlerinin konularını böyle belirliyorlar; sinema tarihi, senaryo yazımı, Kürt sineması, montaj, kamera ve teknik eğitimi ve bunun yanı sıra devrimci sinemacılık ve alternatif sinema üzerine teorik olarak bayağı kafa yoruyorlar. Bir yandan da parklarda, konferans salonlarında, okullarda, tiyatro salonlarında vb. yerlerde seyyar sinemalar kurup halka birçok sosyolojik, devrim, kadın içerikli film gösterimleri düzenliyorlar. Rojava’nın birçok kentinde yaklaşık on beş bin çocuğa Charlie Chaplin filmleri izletiyor, savaşın orta yerinde çocukları güldürüyorlar.

Genç sinemacıların cesur eylemleri!

Devrim içinde yetişen genç sinemacılar, diğer yandan da devrim filmlerini çekmeyi hedefliyorlar. Rojava Sinema Komünü, sinemasever gençlere eğitim imkanı sağlayıp çekmek istedikleri filmler için her türlü yardımda bulunuyor. Bir yıllık eğitim sonunda, öğrenciler Komün’de senaryosunu kendisi yazdığı, yönetmenliğini kendisi yaptığı on iki kısa film çekiyor ve bu filmleri nasıl çektiklerini konu alan “on iki artı bir” adlı bir belgesel çekiyorlar. Yine Komün bünyesinde çekilen ve Kobanê, Şengal, Cezza savaşlarından öyküler barındıran “Bajarê Wêran Bûyî”, (Yıkık Kent) adında ve yönetmenliğini Şero Hindê’nin yaptığı uzun metrajlı bir film, Meksika Ulusal Film Festivali’nde en iyi genç yönetmen ödülüne layık görülüyor. Yine komün yapımı dengbêj kültürünü konu alan “Darê bi Tenê” Yalnız Ağaç adlı bir belgesel oldukça yoğun bir ilgi ile karşılaşıyor. Böylece Rojava Sinema Komünü’nde çekilen ve dünyaya açılan, ödül alan birçok film olmuş oluyor. Komün’ün bazı filmleri 22 ayrı ülkede gösterime giriyor. Özellikle Hollanda, Fransa, İsveç, Almanya, İran, Meksika, Yunanistan, Latin Amerika, Amed, Wan, Duhok ve adını sayamadığımız birçok yerdeki film festivallerine ulaşan Rojava Sinema Komünü yapımı birçok filmler, izleyicilerle buluşup Rojava’da yaşanan devrim gerçekliğini dünyaya taşırmış oluyor. Dünyaya açılan Rojava sineması, kendi halkını da unutmayıp bütün filmlerini ücretsiz bir şekilde bütün Rojava halklarına izletip toplumun da eleştiri ve değerlendirmesini alarak güçleniyor. Rojava Sinema Komünü dünyada tanındıkça Slavoj Zizek gibi tanınan değerli birçok insandan da destek mesaj ve mektupları alıyor. Birçok sinema eleştirmen ve yönetmeni tarafından ziyaret edilip karşılıklı maddi ve manevi destekler alma şerefine de nail oluyorlar. Evet, Rojava da sinemanın öyküsü çok kısa ama çok dolu dolu ve cesurca…

Toplumsal ve devrimci sinema!

Rojava devrim deneyimi içinde sinema da yeni bir nefes aldı. Böylece yüzlerce genç son yıllarda bu konuda yetkinleşip projelerini sunmaya ve film çekmeye başladı. Rojava halkı artık kendi sinemasıyla tanışmaya başladı. Öyle ki artık sokaklarda film çeken ekiplere herkes kendi çapında yardımcı oluyor. Evinde çay yapıp sokaktaki sinema ekibine çay ve çörek ikram eden annelere, set ortamına rahatlık sağlamak için dükkânını kapatan esnafa, motivasyonu bozmamak için yolunu değiştiren şoföre, her türlü yardımdan çekinmeyen belediye çalışanlarına ve bütün komünlerin desteğine kadar toplumsal bir çaba sözkonusu… Rojava’da sinemanın gerekli olduğuna ve toplumsal bir çaba gerektirdiğine artık herkes inanmış. Rojava da güzel olan diğer bir yan da sinema sokaklarda yapılıyor. Halkın içinde. Halktan kopuk setler ve salonlara kapatılmış bir sinema yok buralarda. Bu yüzden olacak ki halk sinemaya sahip çıkıyor. Kendinden kopuk görmüyor. Gidip bir kapıyı çalıp bir anneye, “bizim senin gibi bir oyuncuya ihtiyacımız var, bizimle film çalışmasına gelir misin” diye sorup hemen oyuncu bulabiliyorsunuz buralarda. “Ben oyuncuyum, bana oyunculuk için para verilmeli” gibi bir muhabbet yok buralarda. Sette patron yok, bağırıp çağıran agresif bir yapımcı yok, kompleksli oyuncu yok, para üzerinden yapılan bir hesap yok… Kolektif emek, demokratik bir ilişki, sanatsal bir çaba var. Çok sade, mütevazı, para ve çıkar ilişkisine bulaşmamış küçük bir ekip ile dünyanın en güzel filmi çekilebilir buralarda… Dikkat ettiyseniz hep buralarda olmayanları yazıyorum, niye? Çünkü zaten Rojava’da sinema anlayışı, var olan yanlışa bir karşı çıkıştır. Sinema sektörü deyince herkesin aklına para gelir, oysa sinema bir toplumun gözüdür ve göz maddeyi değil manayı görmelidir, çünkü madde zaten görünür olandır, önemli olan görünmez olan manayı görünür kılmaktır.

Rojava’da sinema, halkçı, toplumcu ve komünal olmanın yanı sıra enternasyonal bir çizgiye de sahiptir. Bu anlamda Rojava şimdiye kadar hiçbir ülkenin, sinemacısına kapısını kapatmamıştır. Tersine her halk ve kültürden yüzlerce sinemacı gelip Rojava’da aylarca süren film ve belgesel çalışması yürüttüler. Bütün ağır savaş koşullarında bile bu film ekiplerinin güvenliğini sağlamak ve her konuda yardımcı olmak kendi başına büyük bir fedakarlık gerektiriyor. Bu fedakarlığın yapılma sebebi ise Rojava Devriminin sadece Rojava halklarının devrimi değil, bütün dünya halklarının devrimi olduğuna inanılıyor olmasıdır. Diğer bir sebep ise dünyanın Rojava Devrimini tanıması istemidir. Yine sinema dalında karşılıklı tecrübe paylaşımı açısından da diğer sinemacılar ile çalışmak tercih edilen bir paylaşım biçimidir. Dışardan gelen sinemacıların birçok ezberi Rojava’da bozuluyor. Örneğin, set deyince birçok sinemacının aklına stres geliyor ama burada relaks olmayı öğrenmek zorunda kalıyorlar. Çünkü Rojava’da sinemayı doğuran şey stres değil devrimci coşku ve toplumsallıktır.

Rojava film festival geleneği!

Değerlendirilmesi gereken bir diğer konu da Rojava film festivali ve içeriğidir. 2016 yılından beri 1960 yılında Amudê sinemasının Baas rejimi tarafından yakılma ve 283 Kürt çocuğun yanarak can vermesiyle sonuçlanan 13 Kasım tarihi, Rojava’da film festivalinin başladığı tarih olarak belirlenmiş, her yıl bu tarihte Rojava’da film festivali, yakılan bu çocukların anısına düzenlenir. Şimdiye kadar Rojava’da 3 film festivali yapıldı. Bu festivallerden ikisi Rojava Film Festivali olarak düzenlendi, geçen sene de festival sadece Kobanê’yi mekan olarak seçip Kobanê’ye atfedilerek düzenlendi. Ve böylece film festivali bir gelenek haline geldi. Bu yılın 13 Kasımında yine yeni bir Rojava Film Festivali düzenlenecek. Tabii ki bu festivallerin de diğer festivallerden çok ciddi farkı var. Her şeyden önce bu festivallerde filmler birbiriyle yarıştırılmıyor, herkesin kendi rengi ve kültürünü yansıtabilmesi için bir pencere aralanıyor. Ya da film gösterimleri için bilet satılmıyor, kolektif sanatsal bir etkinlik olarak düzenleniyor. Hem dünyadan Rojava halklarına bir kültürel akış sağlanıyor hem de dünya, Rojava Devrimiyle tanışıyor. Kısacası bu festivaller tanınmış kişilerin filmlerinin reklamını yapmıyor, kendini ifade etmek isteyen herkesi sahnesine davet ediyor.

Rojava’da sadece film festivalleri değil, yılın çeşitli günlerinde düzenlenen film günlerinin gösteriminde de alternatif sinema ya da halklar ve devrimler konulu filmler tercih ediliyor. Maksat Rojava’nın Kobanê kentindeki bir insanın Arjantin’deki bir insanı film aracılığı ile anlaması ya da Qamişlo’daki bir gencin Vietnam savaşçısının hislerini hissedebilmesidir ve aynı zamanda kendi acı ve sevincini film aracılığıyla dünyaya yansıtmasıdır. Yani Rojava’da yapılan film festivallerinde şan şöhret sahiplerinin şatafatlı elbiseleriyle kırmızı halılarda yürümesi söz konusu değildir ve bu elit yaklaşım eleştiriye tabi tutulduğu için festival halk ile yapılır ve halklar için yapılır. Maddi bir çıkar gözetilmez, manevi bir paylaşım söz konusudur. Şimdiye kadar dünyanın birçok yerinden Rojava Film Festivallerine çeşitli konularda filmler gönderildi. 2016 yılından beri her yıl düzenlenen film festivallerine ilk yıl 70 film, ikinci yıl 100 film, üçüncü yıl 400 film gönderildi. Bu yıl düzenlenecek film festivali için de film alma etkinliği başlamış bulunuyor. Her yıl fazlalaşarak gelen filmler Rojava Sinema Komününün hazırlık komitesi tarafından seçilip gösterimi yapılıyor. Yine Rojava’da çekilen birçok film dünyanın değişik festivallerinde gösterilip ödül alabiliyor. Dünyanın değişik sinema okulları, bazı üniversiteler ve bilinen birçok festival, Rojava Sinema Komünü ile ilişkide olup karşılıklı destek ve yardımlaşma ilişkisini geliştirmiş bulunuyor.

Devrim sinemasını evrenselleştirme hedefi!

Rojava’da son yıllarda sinema akademisinde eğitim gören öğrenciler tarafından otuzdan fazla film çekildi. Bu öğrenciler, gördükleri eğitim sonrası pratik olarak sahaya inip kısa film, belgesel, orta ve uzun metrajlı filmler çekiyorlar. Yine Komün bünyesinde çekilen bazı filmler, bazı film şirketleriyle ortak yapım olarak ortaya çıktı. Özellikle İspanya ve İtalya da bulunan birçok yönetmen ve yapımcı ile ortak sinema çalışması yürütüldü. Sol görüşlü, devrimci bir paradigması olan ve sosyalist birçok sinemacının ilgi odağı olan Rojava, şimdilerde yapılan ortak sinema çalışmalarıyla zenginlik kazanıyor. Rojava Sinema Komünü’nün bundan sonraki hedefi, daha profesyonel çalışmalara imza atmak ve daha evrensel ölçülerle çalışmaktır. Rojava sinema komün üyelerinin şu anda onlarca projesi de henüz yapım sürecinde bulunuyor. Bu çalışmalar içinde belki de dünyada ilk olan ve Rojava da kurulan kadın köyü Jinwar’ı konu alan bir belgesel de var. Yine merakla beklenen birçok film çalışması da post prodüksiyon aşamasında bulunuyor. Elbette ki bu çalışmaların Kürdistan da yürütülmesi büyük anlamlar taşıyor ve devrimci sinema gelişiminde özel bir yere sahip.

Rojava Sinema Komünü şimdiki duruşu ile hem özeleştiri yapıyor hem de alternatif sinemanın eleştirisini sunuyor. Daha yürünmesi gereken çok yol var, bütün eksikliklerine rağmen yürümek, her zaman durmaktan daha değerlidir. Yeni kuşağın gözünden, kamerasından devrimi görmek, Kürdistanî değerleri izlemek elbette ki güzel ve kadirşinastır. Rojava Sinema Komünü’nün değerli diğer bir yaklaşımı da şudur. Dışardan uzman ve bilirkişiler gelip bizi eğitsin, bize film çekmenin ayrıntılarını öğretsin demediler. Biz bu ülkenin çocuklarıyız, bu ülkede olan her şeyden sorumluyuz, gerektiğinde savaşmak zorunda kalırız, gerektiğinde film çekme çabasına gireriz, kendi emeğimizle gelişmeliyiz ve devrimin gözü olmalıyız yaklaşımını esas aldılar. Yani ne yaptılarsa kendi öz irade ve öz bilinçleriyle yaptılar. Gerekli gördüler, inandılar, çabaladılar ve başardılar. Bu yüzden bu gençlerle gurur duyulmalıdır.

Sanat toplumun varlığını anlamlandırmak, onu çoğaltmak ve yaşatmak için yapılır, eğer amaç bu ise, o zaman bütün tarihte yol alma cesareti gösterip, bütün toplumlar ile buluşmayı hedeflemelidir. Ve sanırım Rojava Sinema Komünü, böyle bir anlayış ile hareket ediyor, ilişkileniyor ve üretiyor. Bu anlamda sanatçının görevi; toplumsal değerlerine, tarihi gerçekliğine bağlı kalarak, toplumuna yeni ufuklar açmaktır. Özellikle kültürel özellikleriyle var olmayı başarmış bir toplumun mensubu olmamız, bize bu konuda tükenmeyecek, tüketilmeyecek yeni sanatsal alanlar sunmaktadır. Orjin değerlerine bağlı kalarak evrenselleşmek, toplumun yürüttüğü mücadeleyi de evrenselleştirir. Melezleşmek, mültecileşmek, sanatı toplum dışında aramak, sanatçıyı da onun toplumsal değerlerini de evrenselleştirmeye yetmez. Evrensellikten kasıt; “Kürdistani olan evrenseldir” ilkesine göre yaşamak ve toplumsallığımızı tüm insanlıkla paylaşmaktır. Sanatsal anlatıcı ve taşıyıcı olan öncüler, demokratik ulus gerçekliğinde, toplumun özgürlük sahasında sınırsız işler ve yaratımlarla karşı karşıyadırlar. Sinema da bu işlerden sadece bir tanesidir. Ve bilinmelidir ki doğruluk, iyilik ve güzellik toplumun vazgeçilmezleridir, eğer kültürel anlatıcı ve sanat taşıyıcısı bu ahlaki değerlere sadık ise her zaman toplumun baş tacıdır.

Yazarın diğer yazıları

    None Found