Dikkat: AKP’liler silahlanıyor CHP’li siviller ne yapıyor?

Saray rejimi korku içinde. Erdoğan’ın Saray’dan her çıkışı, en az bir haftalık “güvenlik” planlarıyla sağlanıyor. Göreceksiniz, bir süre sonra tıpkı Abdülhamit gibi Saray’ına kapanacak.

Korku ile diktatörlük ya da zorbalık bir paranın iki yüzü gibidir. Kaçacak yeri olmayan korkak kazanamayacağını bile bile önüne gelene saldırır.

Erdoğan grubunun kaçacak yeri yoktur. Öylesine büyük suçlar işlemiştir ki, öylesine büyük düşmanlıklar kazanmıştır ki, “sıvışayım da paçamı kurtarayım” dediği gün kendi sonunu getirir. Saldıracaktır.

Buradan çıkan sonuç şudur: Türkiye’de AKP ve Saray egemenliği, hiç bir seçim sonucuna, hiç bir referandum sonucuna razı olmayacaktır. Seçimle, demokratik yollarla AKP ve Saray egemenliğine son verme yolunu bizzat Saray kapatmıştır.

Bu gerçek, ilk defa 7 Haziran seçimlerinde ortaya çıkmıştır. AKP-Saray sonuçlara uymamıştır. 1 Kasım seçimlerini 24 Temmuz savaşını başlatarak kazanmıştır. Halk oyuyla değil, silah zoruyla kazanmıştır. Milliyetçi histeriyi kışkırtmış, MHP’nin oylarını çalmıştır. Şimdi de 15/16 Temmuz darbesiyle tüm MHP’yi ele geçirmiştir.

Ancak, AKP-Saray, bu tür “zoraki oy çoğunluğunun” da mukadder akıbete yetmeyeceğini biliyor. O nedenle şimdi, muhtemel bir halk direnişine karşı tüm ülke çapında silahlanıyor. Bu iç savaş hazırlığıdır.

Örneğin sadece dün üç köşe yazarı, Cumhuriyet’te Aydın Engin, Sözcü de Can Ataklı ve Vatan’da Güngör Mengi bu  “silahlanma” hakkında yazdı.

Silahlanma emri, doğrudan Saray’dan geldi. Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı Şeref Malkoç “Darbeye karşı millet silahlandırılacak” demişti. Ardından internet aracılığıyla silahlanma çağrıları birbirini izledi. Ankara Belediye Başkanı Melih Gökçek şöyle dedi:

“Muazzam bir silahlanma oldu. Pompalı tüfeği alan evine atıyor. Sen yarın bir darbe yapmaya kalksan, senin elinde piyade tüfeği, keleş varken bu kalkıp pompalı tüfeğiyle gelmeyecek mi?”

Cumhuriyet’in haberine göre, Rize Valisi Erdoğan Bektaş  “Manisa’da iki yılda verdiğim silah ruhsatının beş katını Rize’de üç ayda verdim…” diye konuştu.

Edirne de ise, Silah ruhsatı isteyenlerden Valiliğin uygun gördüğü dernek ve vakıflara 10 bin liraya kadar varan miktarlarda bağış yapması isteniyor. Bağış makbuzunu gösteren ruhsatı alıp, silahlanmış oluyor.

Ve nihayet İçişleri Bakanı Süleyman Soylu Kürdistan’daki AKP’li “her parti yetkilisine silah ruhsatı vereceğiz, güvenlik görevlisi, koruma da vereceğiz hatta korumayı koruculardan da verebiliriz, uzun menzilli silahlarla korunmalarını sağlayacağız” dedi.

Evet… Artık açık konuşalım: AKP, “yeni bir darbe tehlikesi” diyerek, kendi ordusuna, “yeni bir Gezi direnişi ihtimali” diyerek Türkiye halkına ve “yeni bir serhildan olabilir” diyerek Kürdistan halkına karşı silahlanıyor.

Kürdistan halkının ne yaptığını biliyoruz da, merak ettiğimiz CHP’nin temsil ettiği Türk muhalefetinin sivilleri silahlandıran AKP ve Saray iktidarına karşı ne yaptığı. Kılıçdaroğlu diyor ki, “29 Ekim’de ve 10 Kasım’da milyonluk gösteriler yapacağız.”

Çok iyi. Ama şu haberi de okuyalım:

“Ankara Valiliği 30 Kasım’a kadar tüm toplantı ve gösteri yürüyüşlerini yasakladı.”

Şöyle bir tehlike var: Diyelim ki, Kılıçdaroğlu “Zavallı Rüstem” olmak yerine “Zaloğlu Rüstem” oluverdi ve AKP yasağına rağmen Ankara’da 29 Ekim’de, o olmazsa, 10 Kasım günü bir milyon insanı topladı.

Şimdi şu silahlı AKP’li “çeteler” o gösteriyi silahla dağıtırsa… Erdoğan’ın “yüzde elliyi zor tutuyorum” dediğini hatırlayıp, bu defa “salıverdiğini” düşünürsek…

O zaman ne olacak?

AKP silahlanıyor ve bırakalım HDP’yi, CHP’nin bile silahsız gösterilerini yasaklıyor…

PKK Önderi Öcalan’ın “Özsavunma” çağrısına karşı CHP’nin itirazlarını hatırlıyorum da, gülsem mi, ağlasam mı bilemez oluyorum.

PKK Önderi tehlikeyi çok önceden gördü. Korkuya kapılan AKP ve Saray’ın “silahlanma” kampanyası bu öngörünün isabetini bir kere daha ortaya koydu. Özsavunma yalnız Kürtlerin değil, Türklerin de can güvenliği meselesidir.

Yazarın diğer yazıları