Diktatöre minnet eyleme

CHP’li büyükşehir belediye başkanları, diktatörün karargahı Saray’a “minnet” ve “şükran”larını açıkladılar.

İmamoğlu seçim öncesinde de diktatörü ziyaret etmiş, belediyeyi kazandıktan sonra da görüşmek için randevu talep etmişti.

Oysa bu başkanlara oy veren halk, diktatörü gayrimeşru görerek ve geriletmek isteyerek davrandı.

Burjuva parlamenter muhalefet olarak CHP’nin uzlaşması yeni değil.

CHP lideri Kılıçdaroğlu, diktatörün HDP vekillerini parlamentodan tasfiyesini kolaylaştıran desteği, parti yönetiminin kararına rağmen, Akar’dan brifinglenmesi sonrası vermişti. Savaş teskerelerine destek vererek de diktatörlüğün savaş aracılığıyla kendisini inşa etmesini kolaylaştırmıştı.

Fakat Kılıçdaroğlu bir ara, yine de diktatör Erdoğan’ın ve Saray’ın meşru olmadığını ilan etti. Saray’a asla biat etmeyeceği lafını da etti.

Önce, Yenikapı’ya diktatörün yanına giderek milliyetçi cephe desteğiyle bu sözünden geri döndü. Sonra “teröre karşı ne yapılacaksa destek vermeye hazırız”la ve savaş tezkeresine destekle geri dönüşünü sürdürdü. 19 Mayıs’ta diktatörle ortak fotoğrafa katılarak faşizm öncülüğünde ulusalcı işbirliğinden yana olduğunu gösterdi.

“Adalet yürüyüşü” Kılıçdaroğlu’nun dokunulmazlığının kaldırılması planına karşı zorunlu tavrıydı. Amed HDP’yi belediye gaspı nedeniyle İmamoğlu’nun ziyareti ise seçim desteğine bir jest niteliğinde kaldı.

Bütün bunlar, burjuva muhalefet CHP’nin faşizmle uzlaşıcılığının yalpalamasını ve istikrarsızlığını kanıtlıyor. CHP, şimdi de belediye başkanlarını, diktatörün yanına göndererek, gaspçı kayyımlarla yanyana oturtuyor. Üstelik diktatör, seçim kazandıran İstanbul il başkanı Kaftancıoğlu’na zindan sopasını vurduktan sonra uzlaşıcılığını en kötü pozisyona dek düşürüyor.

Erdoğan, bütün diktatörlerin yaptığı gibi, “başına sopayla vurarak önüne ot atma” taktiği izliyor. Sopayı yiyen burjuva muhalifler “sersemleyerek” yalpalıyor, belediyelerin para kaynaklarının biraz serbest bırakılması için diktatöre biatı mahzurlu görmüyorlar, sarayına gidiyorlar. Önerdiği komisyona katılmayı kabullenerek, parasal haklarına ambargo konmayacağı dileğiyle “minnet” ve “şükran”larını açıklıyorlar.

Oysa belediyelere parasal istihkak diktatörün özel sermayesinden değil, halktan alınan fahiş vergilerden verilen hak. Asıl suçlanması gereken bu hakkı “keserim, kısıtlarım” tehdidiyle silah olarak kullanan diktatörün kendisi.

Fakat elbette bu yalpalaması, siyasal olarak diktatörün saldırıları ve sopası karşısında, halk hareketine, halkın kitlesel eylemine dayanmak yerine, diktatörü uzlaşma-işbirliğiyle yatıştıracağını iddia eden burjuva muhalefetin faşizme koltuk değneği olma çizgisinden kaynaklanıyor. Onulmaz bir hastalık olarak, faşizme karşı mücadelenin kırıcısı rolünü oynuyor. Muhalefetin burjuva sınıf niteliğinin kaçınılmaz sonucu olan bu onulmaz hastalık, Kürt ve devrimci düşmanlığıyla da, geçmiş faşist günahları taşıyan diğer parti ve güçleri birlikle de kendisini gösteriyor.

Bütün deneyimler kanıtlamıştır ki, faşizmle uzlaşma-işbirliği yoluyla, yalnızca diktatör cesaretlendirilir. Somut koşullarda, zayıfladığı zamanlarda diktatör Erdoğan kendisine uzatılan uzlaşma-işbirliği elini kullanarak faşizmini inşa etmeye cesaretleniyor, yeniden güçlenmeye bakıyor. Saray’da kendisine biattan alaycı gülümseme hazzını yaşıyor.

Erdoğan faşizmini meşru gösteren her uzlaşma, tavır, söylem, diktatörü meşrulaştırarak faşizmin ayakta kalmasına hizmet eder. Diktatörün bu meşrulaştırmayı kullanarak, burjuva muhalefete geçici bir zaman partilerini kapatmama, “belediye istihkak”larını kesmeme, onlara yönelttiği “linç”leri ve zindan saldırılarını gevşetme otunu önlerine atabilir. Direniş ve mücadele güçlerine saldırılarını sürdürürken onların uzlaşmasından yararlandıktan, güçsüzlüğünü giderdikten sonra onlara da yönelir.

İşçi sınıfı ve ezilenlerin, Erdoğan faşizmini geriletmek için burjuva muhalefete destek veren emekçi sol hareketin, yürümesi gereken yol, Erdoğan faşizmine karşı direniş ve mücadele yoludur. Erdoğan faşizmine karşı burjuva muhalefeti destekleme yolu değil!

Nesimi’nin yüzyıllar öncesinden ağır bedellerle direnirken cesaretle dile getirdiği gibi, faşizme minnet eyleme, diren ve halkların mücadelesini geliştir!

Yazarın diğer yazıları