Dil ve kültür ağı çalışması

23-24 Kasım tarihlerinde aralarında dilbilimcilerin, yazarların, müzisyenlerin, sinemacıların, bilim insanı ve siyasetçilerin yer aldığı 45 kişilik bir grup Amed’de bir araya gelerek dil ve kültür alanındaki tekleştirme ve asimilasyon politikalarına karşı durmak, bu alanda bir duyarlılık yaratmak ve örgütlü çalışmaların önünü açmak için bir toplantı düzenledi. Toplantıya farklı politik anlayış, parti ve çevrelere ait insanların katılması toplantının önemini ve değerini belirleyen en önemli gelişmeydi. Kürtler arasında ulusal birliğin yoğun olarak tartışıldığı ve gündemleştirildiği bir dönme denk gelmesi de bu çalışmanın önemini ayrıca arttırıyor.

İki gün süren toplantıda çalışmanın amacının belirlenmesi, amacı belirlenen çalışmanın yol ve yöntemlerinin tespit edilmesi, geniş katılımlı bir yeni bir toplantının organize edilmesi konuları tartışıldı. Toplantı sonucunda geniş katılımlı yeni bir toplantının yapılabilmesi için tüm katılımcıların asgari müşterekteki görüşlerini içeren bir çağrı metni oluşturularak kamuoyuna ve basına açıklandı.

Türk, Müslüman, Sünni, erkek tekçi dil ve kültürün bu eksen dışında kalan tüm dillere, kültürlere, inançlara, cinsiyetlere, yaşayış biçimlerine ve fikirlere karşı baskılarını, faşizan uygulamalarını bu kadar tırmandığı bir dönemde böylesi bir çalışma büyük değer taşıyor. Devletin baskısı ve engellemelerinin dışında böylesi bir çalışmanın önünde farklı etnik, dini, kültürel, politik grupların birbirlerine karşı güvensizlikleri ve önyargılarının oluşturduğu büyük bariyerler söz konusu. Bu bariyerlerin kaldırılabilmesi, bu grupların birbirine güven duyabilmesi için asgari müştereklerin doğru tespit edilmesi, esnek bir birliktelik ve çalışma sisteminin geliştirilmesi, şeffaf, katılımcı ve demokratik bir işleyişin inşa edilebilmesi son derece önem taşıyor. Zaman içerisinde sadece bir politik çevrenin etkisi altına girmesi çalışmanın başarısını ve etkisini çok zayıflatacak daha önce benzeri pek çok kere denenmiş, başarısız olmuş ve bu tür çalışmalara güveni sarsmış çalışmalardan birine dönüşmekten başka bir işe yaramayacaktır.

“Dil ve Kültür Ağı” adı verilen bu çalışma şimdiden önemli bir yankı uyandırmıştır. Konuyla ilgili pek çok insan, pek çok dilci, yazar, sanatçı, bilim insanı ve entelektüel bu tür çalışmalara karşı duydukları güvensizliğe rağmen temkinli bir iyimserlikle bu çalışmayı önemsediklerini ve başarılı olması için gerekli katkıyı sunacağını çeşitli platformlarda ifade etmektedirler. Katıldıkları benzeri pek çok çalışmanın ve girişimin başarısızlık yaşaması nedeniyle bu çalışmaya uzak duran ve sert eleştiriler yönelten fakat birazcık gelişme kaydedildiğinde bir tarafından bu işe dahil olacak insan sayısı da hayli fazla. Dil ve Kültür ağı çalışmasını yürütenlerin özellikle bu kimse ve çevrelerle doğru, kapsayıcı bir ilişki geliştirme çabasını sürdürmesi istenen başarının yakalanmasında çok önemli bir noktayı teşkil etmektedir.

Ne yapılırsa yapılsın altında bir bit yeniği arayan, sürekli olumsuzluğun propagandasını yapan, tek sermayesi güçten düşüren ve başarısızlığa davetiye çıkaran eleştiri olan, bu tür işlerde bir birliktelik ve başarı sağlandığında buradan yedikleri ekmek tehlikeye giren kimi kişi ve çevrelerin bu çalışmaya verebilecekleri zarar mutlaka dikkate alınmalıdır. Bu uğursuz rolleri gözden kaçırılmadan fakat bunların yarattığı polemiklerin de tuzağına düşülmeden bu alanda gayreti ve emeği olan her insanla mutlaka ilişki geliştirilmelidir.

Dil ve kültür alanındaki asgari müşterekler en kolay üzerinde uzlaşılabilecek potansiyele sahiptir. Yine bu alandaki çalışmalar devlet tarafından en zor illegalize edilebilecek ve her kesimden insanın kolaylıkla sahiplenebileceği çalışmalardır. Dil ve kültür alanında şimdiye kadar yaratılan boşluk devlet tarafından tekçi dil ve kültürün inşasına muazzam olanak sağlamıştır. Hiçbir çevrenin, politik grubun yahut şahsın hiçbir gerekçeyle bu alanda asgari müşterekteki birlikten ve emek sürecinden kaçma hakkı yoktur. Bu ihtiyacı anlamayan ve kendi dar grup çıkarına bunu kurban edenler bunun bütün tarihi mesuliyetini taşımak zorunda kalacaklardır.

Yazarın diğer yazıları