Dilim mahallem giyimim kimliğimdir

Bir kültürün yok edilmesi, beyaz soykırım denen kültürel soykırımın gerçekleşmesi o kültüre ait bütün maddi ve manevi birikimin yok edilmesiyle mümkün olabilir. Ancak bazı kültürel kapasite ve birikimler kültürün saç ayaklarını oluştururlar ki bu saç ayaklarından biri veya bütünü yok edildiğinde, bozuma uğratıldığında bu bozulma zincirleme olarak diğer tüm kültürel unsurların da yok olmasına yol açar. Şüphesiz ki dil bunların en başında gelmektedir. Bu yüzden de sömürgeciler her dönemde en çok Kürtlerin diline yönelmişlerdir. Bunu bazen yasaklayan zorba yöntemlerle, bazen egemen dilin olanaklarını cazip kılan, Kürt dilini öğrenmenin işe yaramayacağı, para etmeyeceği propagandasını esas alan inceltilmiş yöntemlerle gerçekleştirmişlerdir. 

Bugün Kürtler için ulusal kültürün yaşayabilmesinin olmazsa olmazı Kürtçenin, yaşamın bütün alanlarında etkili bir şekilde kullanılmasından geçmektedir. Geçmiş yıllara oranla Kürtçenin daha yaygın kullanıldığı, Kürtçe kitap, gazete, dergi ve benzeri yayımların sayısının arttığı, Kürtçe yayın yapan pek çok televizyon ve radyo kanalının mevcut olduğu bir hakikat olmakla beraber bir dilin yaşamasını, derinleşmesini ve büyümesini sağlayacak güçte bir Kürtçe kullanımı henüz söz konusu değildir. Bu konuda kültür kurumlarının, sivil toplum örgütlerinin, yerel yönetimlerin ciddi bir atalet içinde oldukları bir gerçektir. 

Kültürel varlığın diğer önemli saç ayaklarından biri de yaşam mekanlarının düzenlenmesi ile ilgilidir. Bugün Sur, Cizre gibi yerlerdeki mekanların, tarihi, geleneksel yerleşim dokusunun tahrip edilmesinin altında yatan asıl neden kültürel soykırımın mekansal zeminini hazırlamaktır. Yıkılan yerleşim yerlerine alternatif önerilen “toki” konsepti bu imha siyasetinin bir parçasıdır. Kentlerin planlanması ve düzenlenmesi konusunda da başta yerel yönetimler olmak üzere yukarıda sözü edilen kurumlar bırakalım geleneksel, Kürde ait kültürel yerleşime sahip çıkmayı, devasa apartmanlara, kulelere izin veren imar planıyla egemen konseptin geleneksel yerleşim kültürünü bozma planının değirmenine su taşımışlardır. Kürtçeye nasıl yaklaşılmışsa, Kürtçenin konuşulma kapasitesini ve olanaklarını en iyi geliştirecek olan geleneksel yerleşim ve mahalle kültürünü ortadan kaldıran kentleşme ve mimariye de aynı şekilde katkı sağlanmış, en azından seyirci kalınmıştır.

Kültürel varlığın sürdürümünün bir diğer önemli ayağı da giyim kuşamdır. Geleneksel yöntem ve ilişkilerle üretilen, dağıtılan, kullanılan ve her biri tasarımı, üzerinde taşıdığı motifler, yöreye ve iklime göre aldığı şekillerle sunduğu kullanım kolaylığı ile giyim kuşam kültürel paradigmanın çok önemli bir unsurudur.  Geleneksel usul ve yöntemlerle yerelde üretilen giyim kuşam aynı zamanda yerel ekonominin de gelişmesini sağlayacak, kara dayalı kapitalist ekonomiye alternatif olarak ihtiyaca dayalı ekonominin gelişimine ciddi katkı sunacaktır. Amed’de Çarşiya Şewitî Kürt geleneksel giyim kuşam formunun en önemli merkezlerinden biridir. Burada Kürdistan’ın tüm bölgelerine ait giyim malzemelerini bulmak mümkündür. Çarşiya Şewitî Kürdistan’da yok olmaya yüz tutmuş geleneksel pazarın da çok önemli ve son merkezlerinden biridir. Şimdi burayı dolaşan bir kamu görevlisi buradaki geleneksel giysileri yasakladığını ve bu giysilerin satılması durumunda para cezası uygulanacağını söylüyor. 

Kürtler dillerine, mahallelerine ve geleneksel giyimlerine sahip çıkarak kültürel soykırıma direnebilirler. Bu üç unsur yerel ve ulusal kültürün saç ayaklarıdır. Bu üç unsur aynı zamanda zincirleme olarak birbirlerini hem de diğer kültürel bileşenleri zincirleme olarak olumlu ya da olumsuz etkilerler. Yarın Çarşiya Şewitî’ye gidip bir geleneksel giysi almak ve onunla sokağa çıkmak iyi bir fikir değil mi?

Yazarın diğer yazıları