Dinmeyen tartışma: Irkçılık

Elif SONZAMANCI

Almanya’da başlayan aşırı sıcaklar hayatı her yönden etkiliyor. Yağmur eksikliğinden dolayı yaşanan kuraklık bitkisel dokuya zarar veriyor. Elbette bu duruma alışık olmayan Almanya sulama konusunda vatandaşlardan yardım talep ediyor, zira basınçlı su sıkan panzerler bu aralar eylemleri dağıtmak için değil, ağaçlara su vermek gibi hayırlı bir misyonu yerine getiriyor.

İşte bu sıcak havalarda en çok konuşulan konulardan biri de Almanya gündeminde bir türlü uyku moduna giremeyen konu ırkçılık. Mesut Özil’in Alman milli takımından ayrılması ve bununla ilgili bir metin yayınlamasının ardından tartışma bildiğiniz üzere daha da alevlendi. O günden bu yana konu ülke gündeminden düşmüyor, zira şu anda politikacıların karşılıklı olarak birbirlerini suçladığı bir atmosfer hakim.

Almanya’da tartışılması gereken bir meseleyi gündeme getiren, fakat konuya yanlış yerden giren Özil, kısır bir döngü yarattı. Özil’in açıklamalarındaki eksik noktayı en iyi sanırım Deniz Naki’nin açıklaması tamamladı. Çünkü Deniz Naki, Özil’in iddia ettiği ırkçılık ve ayrımcılığın katmerlisini yaşadı, zira barış istediği için, bütün kimliklerini sahiplenip ifade ettiği için, Türk Futbol camiasının ırkçı, faşizan tutumuna maruz kaldı, üstelik tehditler aldı, saldırıya uğradı.

Fakat Özil, Naki’nin bu davranışlara maruz kalmasının nedeni olan kişi ile fotoğraf çektirip, bunu da kimlik sorunu, dışlanma meselesi olarak empoze etmeye çalıştı, ki yönlendirildiği tahminini yapmak da güç değil.

Politikacıların da dahil olduğu, spor camiasında süren tartışma Almanya’nın temel tartışmalarından biri olduğu için bir süre daha canlılığını koruyacak. Sadece konunun yeniden tartışılması için güçlü bir argüman gerekiyordu, bu argümanı da Özil sağladı. Tıpkı toplumsal cinsiyet eşitsizliği sorununda olduğu gibi ırkçılık meselesi de hala çözüm doğuracak temellerde tartışılmıyor.

Bu kaotik atmosferde sosyal medyada #MeTwo tagı ile başlatılan, insanların ötekileştirme hikayelerini anlattığı kampanya belki de en tutarlı tartışmalardan birisi. Nitekim Almanya’da bir yabancı olarak doğup, Alman kültüründe yetişen her bir yabancının maruz kaldığı bir ötekileştirilme anısı mevcut. Okula adım attığınız günden itibaren, günlük rutin içerisinde bu duyguyu tatmayan yabancı yoktur. Belki de bu tartışmayı özünden uzaklaştıran politikacıların tek tek okuması gereken satırlar, sosyal medyada paylaşılanlar.

#MeTwo hikayelerinin görünür kılınması meseleye ne kadar doğru giriyorsa, Özil’in meseleyi özden çıkarıp Erdoğan ile çektiği fotoğrafı savunması o kadar yanlış. Asıl bu hamlesi hem kariyerine, hem de bugüne kadar harcadığı çabalara gölge düşürdü. Zira Almanya’daki ırkçılığı eleştiren ciddi bir kamuoyu var. Bir ırkçılığı, başka bir ırkçılıkla örtmek bir boşluğu doldurmuyor, bilakis aidiyet sorununda bir uçurum yaratıyor.
***
Tüm bu kargaşanın ortasında basına Erdoğan’ın sonbaharda Almanya’ya geleceği haberleri düştü. Bu ziyaretin gündeme gelmesi rahatsızlık yaratırken Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Maas duruma açıklık getirdi: “Bir ülkenin devlet başkanlığına seçilmiş kişilere o makama uygun şekilde davranmak gerektiğini düşünüyorum… Ziyaretin saygınlık çerçevesinde düzenlenecek olması rahatsız edici konuların da konuşulmasını sağlayacak.”

Maas’ın açıklamaları Almanya’nın Türkiye ilişkilerindeki rotayı zaten net ifade ediyor. 4 yıldan sonra, Türkiye’deki seçim sonuçları ve ülkedeki yasal düzenlemelerin ardından yapılacak bu ziyarete yönelik Merkel hükümeti kamuoyuna ciddi bir açıklama yapma zorunluğundadır. Zira Özil vesilesi ile başlatılan tartışmaların yörüngesi de bu ziyarete endeksli olarak şekillendirildi.

Almanya hem yükselen aşırı sağ, (ki aşırı sağcı grupların düşman listeleri hazırladıkları ortaya çıktı), hem de ırkçılık tartışmalarından kaynaklı gerilimli günler geçiriyor. Türkiye ile ilişkiler ise bu gerilimi artıran etkenlerden biri. Kamuoyu Erdoğan’ın Almanya ziyaretinin Maas’ın ifade ettiği gibi karşılıklı eleştiri yöneltilecek bir görüşme olmadığını biliyor. Bu nedenle buna yönelik tepkiler de sadece ifadede kalmamalı.

Yazarın diğer yazıları