Diplomasiye suikast

Ankara…

Bu başkentte bazan neredeyse her saat gündem değişir. Bazan patlayan bombalar, bazan uçakta verilen bir demeç, bazan da böyle değerli bir diplomata yönelik olarak son derece planlı bir suikast bu ülkenin gündemini hatta dünya gündemini değiştirebiliyor. 

AKP-MHP anayasa değişiklik teklifi tamda anayasa komisyonunda tartışılırken Rusya Federasyonu Büyükelçisi Andrey Karlov bir suikast sonucu katlediliyor.

Bu şok edici haber Ankarayı sarsıyor. Saldırgan bir çevik kuvvet polisi. Ankara Emniyet Müdürlüğünde görevli. Daha 22 yaşında. Ankara’da, en korunaklı olması gereken bir bölgede, bir Büyükelçi katledildi. Suikastçı bir polis. 

Moskova’nın tepkisi…

Moskova’nın tepkisi çok sert oldu. Tayyip Erdoğan Putin’i derhal arayarak bilgi verdi. Putin üç önemli talep ileri sürdü;

1- Tüm Rusya Temsilcilikleri ve vatandaşları için etkin güvenlik,

2- Etkin bir soruşturma, ancak bu soruşturma, Rusya ve Türkiye resmi makamlarınca ortak yürütülecek,

3-Büyükelçi Andrey Karlov’un cenazenin Rusya Federasyonu  nakledecek,

Her üç istekte derhal kabul edildi!

Elçiyi koruyamamanın verdiği mahcubiyet ile "milli” olan "egemenlik” böylece delinmiş oldu.

Anlaşılan Rusya\ Türkiye’nin yürüttüğü soruşturmaya güvenmiyor. Zaten bu güvensizlik Rusya Başbakanın demecine de yansıyor.

Medvedev, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, "Karlov’a yapılan suikastın dehşet verici bir suç olduğunu, Karlov’un fotoğraf sergisinin açılışında Türk arkadaşlarına Rusya’nın işbirliği, dostluğu, yardımını, barışı koruma ve uluslararası terörizmle mücadele çabalarını anlatırken vuruldu. Andrey Karlov’un silahı konuşmasıydı. Fakat katil başka dilde konuştu ve bu dil Andrey Karlov’un hayatı boyunca değerlerini koruduğu normal insanlar için kabul edilebilir bir dil değildi. Ve Kahraman gibi hayatını kaybetti” açıklamasını yapıyordu. Medvedev öfkesini: "Uluslararası kurallara göre büyükelçiyi öldürmenin uluslararası uygar ilişkiler dışında olan, çok ciddi suç olduğunu, Rusya bunu cezasız bırakmayacaktır. Bu organizasyona kim katıldıysa herkes bunun hesabını verecektir. Sadece Rus Büyükelçisine ateş etmediler. Yüksek değerler içeren barış ve insan hayatından yana olanlara ateş ettiler.” sözleri ile dile getiriyordu.

Rusya Dışişleri bakanı Lavrov Türkiye, İran ve Rusya üçlü zirvesinin açılış konuşmasında; "Karlov’un öldürülmesine anında tepki gösterdiği için Türkiye’ye minnettarız. Alçak bir terör eylemi. Rus soruşturmacılar, Karlov’un öldürülmesini incelemek için Ankara’ya gitti. Suikastin ardında kimlerin olduğu olabildiğince çabuk bir biçimde ortaya çıkarılmalı. Naaşı, Ankara’ya Rus soruşturmacıları götüren uçak ile Moskova’ya getirilecek. Karlov’un öldürülmesi trajedisi, bizi terörizmle daha kararlı bir biçimde mücadele etmeye zorluyor. Teröristlere herhangi bir biçimde müsamaha gösterilemez. Cinayet Rusya, Türkiye ve İran olarak yapacağımız üçlü görüşmeyi çok daha gerekli hâle getiriyor. Bugünkü üçlü görüşmede bir anlaşmaya varılmasını bekliyoruz." diyerek suikastın ardındakilerin açığa çıkarılacağını açıkça ilan ediyordu.

Hem Medvedev’in ve hem de Lavrov’un demeçleri son derece açık. Öncelikleri olayın arkasındaki güçlerin açığa çıkarılması.

Bu nedenle kalabalık bir soruşturmacı heyeti ile derhal Ankara’ya gelip soruşturmaya bizzat katılıyorlar.

Uluslararası hukuk ne diyor…?

Uluslararası anlaşmalar bu konuda hangi yükümlülükleri getiriyor? Kısaca bir gözatalım:

Diplomatik ilişkiler üzerine Viyana Konvansiyonu, diplomatların görevli bulundukları ülkelerdeki diplomatik ilişkilerini, ayrıcalıklarını, ve dokunulmazlıklarını belirleyen uluslararası bir anlaşmadır. Viyana’da 2 Mart-14 Nisan 1961 tarihleri arasında düzenlenen "Birleşmiş Milletler Diplomatik İlişkiler ve Dokunulmazlıklar” konferansında alınan kararlar sonucu yaşama geçti.

18 Nisan 1961 yılında Viyana’da kabul edilen sözleşme tüm diplomatik misyon ve misyon üyelerine güvenliklerini önemli bir şart olarak karara bağlıyor. Diplomatların kişisel "dokunulmazlıkları” yanında, hiçbir sekilde "tutuklanamaz veya gözaltına” alınamaz. Kabul eden Devlet diplomatik misyona gereken "saygıyı” gösterecek ve "şahsına, özgürlüğüne ve onuruna” yönelik herhangi bir saldırıyı önlemek için uygun tüm önlemleri alacaktır der. Devamla; diplomatların "özel konutu, misyonun binaları da aynı dokunulmazlık ve korunmadan” yararlanacaktır diyor.

Diplomatik misyon üyeleri, kabul eden devletin "cezai yargısından da bağışıktır.” 

Yine, kabul eden devlet, "silahlı çatışma halinde dahi bu korumayı sağlamakla yükümlü kılınmış ve silahlı çatışma halinde dahi, malları ve arşivleri ile birlikte misyonun binalarına saygı göstermesi ve bunların korunmasını” zorunlu kılmıştır.

Uluslararası hukuk yeterince açık…

Açıktır ki Rusya Federasyonu Büyükelçisi Andrey Karlov korunamamıştır.

Ve bu siyasi suikastın sonuçları…

Halep karşılığında El Bab derken Türkiye Suriye politikasının tümden çöktüğü Moskova Deklerasyonu yayınlanıyor.

Rusya Federasyonu, İran ve Türkiye’nin katılımı ile gerçekleşen toplantı, Karlov suikastının gölgesi altında sona eriyor. Üç ülke, Moskova ve İran’ın ağırlığının açıkça hissedildiği sekiz maddelik bir deklerasyon yayınlıyorlar.

Bu deklerasyon aynı zamanda Türkiye’nin Suriye ve Ortadoğu politikalarınında çöktüğünün ilanıdır.

Yazarın diğer yazıları