Direniş büyüyor

70. gün… Amed zindanında 70 gündür Sayın Leyla Güven tarihi direnişini sürdürüyor. Reber Abdullah Öcalan üzerinde sürdürülen mutlak tecridin ve faşizmin kırılması amacıyla büyük bir inanç ve kararlılıkla sürdürülen bu direniş tarihi bir sürecin anahtarı olmayı başarmıştır. AKP-MHP faşist rejiminin bu tarihi eylem karşısında yaşadığı zorlanma onları, 12 Ocak’ta Reber Öcalan’la ailesi üzerinden kısa bir görüştürmeyi ortaya çıkarmıştır. Bu görüşme hepimiz için çok önemli olmakla birlikte hem faşist sistemin hesaplarını anlamamıza, hem de direnenlerin nasıl hareket etmelerine ilişkin de önemli tespitleri ve sonuçları ele almamız gerektiğini de bizlere tekrar hatırlatmıştır.

İçinden geçtiğimiz sürecin tehlikeleri kadar özgürlük fırsatlarının neler olduğuna dair Reber Öcalan’ın değerlendirmelerini tekrar tekrar okumaya ihtiyacımız vardır. Ortadoğu’nun 21. yy’da nasıl bir şekillenmeye uğrayacağını belirlemeye dönük oldukça derin, karmaşık, içiçe yaşanan bir mücadele dönemindeyiz. Her güç bu şekillendirmeye egemen olma politikası yürütmektedir. Önceki yüzyılda siyasal ve toplumsal süreçlerin şekillendirilmesinde ulus devletler, kapitalist güç odakları kısaca devletli uygarlık güçleri ön planda ve belirleyici olurken, bu dönemde yeni güç dengeleri ön plana çıkmıştır. Kürt Özgürlük Hareketi öncülüğündeki Ortadoğu demokrasi hareketi bunun en somut örneğidir. Tarihin gelişimi içinde hep varolan ancak başat olma, belirleyici olma gücünden uzak tutulan Kürt halkı ve diğer ezilenler açısından bu dönemde tarihi demokrasi güçleri adına yazma fırsatı ve yolu yaratılmıştır. Kürdistan’da son 40 yılda yaşanan süreç bu fırsatı ve yolu inşa etme öncülüğünü yerine getirmiş ve halen de getirmektedir. Reber Öcalan, 20 yıllık İmralı esareti boyunca 40 yıl önce tek başladığı bu yolu bugün milyonlarla buluşturmuştur. Ortadoğu devriminin, rönesansının önünü açmıştır.

Reber Öcalan’ın kişiliği, düşünceleri, felsefesi, politikaları ve emeği binlerce yılın insanlık emeğini 21. yy’a taşımış ve özgürlük nehrinin sularını esas yatağına ulaştırmıştır. Bu nehir akış doğasını yakalamıştır. Bireyden topluma ulaşmayı başarmak, yerelden evrensele ulaşmak bu gerçeklikte kendini kanıtlamıştır. Bu suyun akışına katılan her damla, her birey tarihi değiştirme gücüne ulaşmıştır. Her bir birey, her bir insan toplumsallaşarak değişim dönüşüm kaynağı olmayı başarmaktadır. Reber Öcalan kendi duruşu, yaşamı ve mücadelesiyle hep bu hakikati bizlere taşımıştır. Bu akışın temel hız ve güçlenme kavşaklarından biri kadın özgürlük mücadelesi olmuştur. İşte Sayın Leyla Güven’in, zindanlarda, Ortadoğu’dan Avrupa’ya kadar her yerde devam eden direniş ve özgürlük eylemleri bu akışa engel olmak isteyenleri yıkıp geçmektedir.

Sayın Leyla Güven’in ‘Direniş büyütür’ sözü faşizm karşısında sağlam adımlar atıldığında her engelin nasıl kırılabileceğini bizlere göstermektedir. 12 Ocak’ta İmralı’da Reber Öcalan’la yapılan görüşme direnişin büyük gücünün bir sonucudur. Ancak tüm açlık grevleri direnişçilerinin ortaya koydukları direnişe devam etme kararları bizlere sürecin karakterini tekrar hatırlatmıştır. Hem AKP-MHP, hem de dünya egemen devletlerinin faşist hesapları ve kurgularının büyüklüğünü ele aldığımızda direnişi daha da büyütmek gerektiğini bizlere göstermişlerdir. Reber Öcalan sadece zindanda olan bir birey değildir. Yine Sayın Leyla Güven ve tüm direnenler de öyle. Reber Öcalan’ın ve zindanlardaki tüm tutsakların esir alınmaları, tutsal edilmeleri temel bir insanlık suçudur. Ezilenlerin insani yaşam hak ve özgürlüklerini savunmak, bunu istemek, bunun için mücadele etmek suç değildir. Bu haklar için mücadele edenlerin, düşünenlerin esir alınması, işkence altında olması esas suçtur. Bu nedenle Reber Öcalan’ın ve binlerce demokrat devrimi ve yurtseverin özgürlüğü tüm direnişlerin temel talebidir. Reber Öcalan’a uygulanan tecridi sadece ailesi ile görüşmelerin yapılmaması olarak ele almıyoruz. Sağlık, güvenlik ve çalışma koşullarının özgürlüğünün sağlanması tecridin kırılması anlamına gelmektedir. Kürt halkının ve tüm ezilenlerin demokratik ve özgürlük yaşam haklarına kavuşması, tecridin kırılması anlamına gelmektedir. Hatırlayalım; İmralı görüşmelerinin son aşamasında Reber Öcalan’ın onun yanına giden heyete belirttikleri ve ortaya koyduğu tutum çok önemlidir. Demokratik çözüm sağlanmasına ve buna dönük adımların atılmasına dönük devletin ciddiyetsiz yaklaşımlarına karşı net bir tavır belirlemiştir.

Türk devletinin Kürt sorununa, toplumu özgürlük ve demokratikleşme taleplerine karşı faşizmi, şiddeti ve savaşı dayatma tutumu karşısında nasıl ki Reber Abdullah Öcalan tarihi direnişçi duruşuna devam ediyorsa, tüm açlık grevi direnişçileri de bu duruşu büyütme kararına ulaşmışlardır. Faşizmi, şiddet ve savaş politikalarını kırmak, İmralı tecrit sistemini bu duruş ve karar temelinde parçalamak, hepimizin insani yaşam sorumluluğumuz olmaktadır.

Yazarın diğer yazıları