Direniş saldırıyı boşa çıkarırsa…

Erdoğan faşizmi, kitle dayanağının çözülmesini saldırıyla önlemeye, bu yolla ömrünü uzatmaya çalışıyor.

İçte-dışta savaş ayağında işleri iyi gitmedi. Rojava’ya savaşı genişletme ve Medya Savunma Alanlarına ‘Pençe’ savaşında kötü ünlü “zafer”ini, “Ağustos’ta yeni zaferi”ni gerçekleştiremeyince, demokratik alanda, “belediyeleri gasp” ve zindanla saldırarak direnişin büyümesini önlemeye, faşizmin saflarında daha büyük çözülmeleri önlemeyi deniyor. Zayıflığının üstünü kirli savaşın bu yeniden saldırısıyla örtmeye çalışıyor.

Ama yalnızca bunu değil. Burjuva muhalefetin diktatörün yanına geçmesini sağlamayı ve kendi partisindeki bölünme/çözülmeyi de bu yolla dondurmayı hesap ediyor.

Ama bu kez Erdoğan faşizminin işi kolay değil,

2015 Haziranından bu yana, diktatörün işgalci savaşları, şovenizmi kısmen yükseltebildiyse de bugünden sonra savaşlar ve savaş ajitasyonu artık o rolü de oynayamıyor.

Erdoğan’ın savaş arabası, Medya Savunma Alanlarına ‘Pençe’ savaşında da, Fırat’ın doğusuna savaşta da teklemiş durumda. İdlib savaşında ise kullandığı çeteler yenilgiye gidiyor. Erdoğan ve savaş ağalarının güç aldığı Rusya ve Suriye rejimiyle “çatışmasızlık” sahtekarlığı kirli kanlı yüzüyle ortaya çıkıyor. Çelişkilerden yararlanarak kolay “zafer” olanağı sona eriyor.

Bu durumun içerde yansıması savaşla şovenizmi yükseltmenin tersine dönmesi olacak.

İşgalinde tuttuğu Rojava’nın batısında direniş eylemleri diktatörlüğe kayıplar verdirmeyi sürdürerek militarist güçlerinde moral bozukluğunu, faşizmin destek kitlesinde uğurlu bir umutsuzluğu yaratıyor.

İçerde demokratik alandaki saldırılarına karşı, bu kez 2015 Haziran dönemeci sonrasından daha farklı durum var. Diktatör, ne şok ve dehşet amaçlı kitlesel katliamlara ve Cizre-Sur vahşetinin tekrarına girişebiliyor, ne de gasp, zindan saldırısı ve polis terörüyle amaçladığı korku ve sessizliği yaratabiliyor.

Kürdistan’ın 3 büyük kentinde halkın belediyelerdeki iradesini gaspa karşı, direnişler bu kez kitle katılımıyla ve çeşitliliğiyle süreklilik kazanıyor. Büyeceğini gösteriyor.

Önceki süreçten farklı olarak bu saldırıya karşı Türkiye’nin büyük kentlerinde demokratik alanda direnişler yaygınlaşma eğilimi gösteriyor. Direnişin sürekliliği sağlandıkça, eylem biçimlerinin çeşitliliğiyle birleşiyor. Kürsüden faşizme karşı halk savunması olan milis eylemlerine kadar uzanıyor. Dahası direnişin değişik taleplerle mücadeleyi doğurarak ilerleyeceğine tanık olacağız. Direniş, yol açacağı bu sonuçlarla diktatörün Kürde savaşla krizi bastırma hesabını da tersine çevirecek.

Demek ki, Erdoğan faşizminin bu saldırısı, dünden farklı olarak kolayca amacına ulaşamayacak. Direniş bu kez yalnızca faşizmin tahkimi ve teslim alma amacını önlemekle kalmayacak, onu sarsan ve yenilgisini hızlandıran bir dönemeci alarak, halkların demokratik ve özgürlükçü geleceğini müjdeleyecek.

“Hepimiz HDP’liyiz”, “Her yer direniş” şiarıyla, Türkiye’de de, Kürdistan’da da cesaretle öne atılmak, bu momentte, kitleleri yaygın eylem ve tavırlarla bu direnişe seferber etmek “Aşil’in Topuğu”dur. Önceki süreçte, Erdoğan faşizmine karşı bu alandaki direniş kitle katliamlarıyla kırılmış, direniş yalnızca silahlı biçimlerle yoluna devam edebilmişti. Bugün demokratik alanda da kitlesel direnişi büyütme ve kırılmadan yürüme koşulları var. Aşil Topuğu’nun güçlü yanını değerlendirerek faşizmin ve sömürgeciliğin umutsuzluğunu büyütmek mücadelenin bu belirli an’ında öne çıkan yanı. Ve başarıldığı oranda saldırıyı boşa çıkarmakla kalmayacak, direnişin diğer alanını da besleyecektir.

Erdoğan faşizmine karşı bugün demokratik kitlesel, fiili meşru mücadeleyi yaygınlaştırmak ve yükseltmek, direnişin her iki alanı için de, yeni saldırısını boşa çıkarmak için de, onun yenilgisini hızlandırmak için de, kirli işgalci savaşına karşı halkların barışını yükseltmek için de yaşamsal önemde.

Birleşik direnişi büyüterek saldırıyı boşa çıkarmanın, faşizmi yenecek yolda yürümenin zamanı!

Yazarın diğer yazıları