Direnişe ses veriyoruz

Hüseyin Yıldız: “Bizim mücadelemiz Kürdistan, diaspora ve uluslararası alanda, topyekûn saldırıya karşı topyekûn direnişi emrediyor. Bu süreçte Leyla Güven arkadaş, doğru tespitle öncülüğü aldı.Bizim de kanımızla, canımızla Önderlik şahsında, Kürdistan halkını ve davasını savunma gibi bir görevimiz var.”

EGÎD EREN

Kürtlerin ana gündemleri tecrit. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a yönelik uygulanan tecrite son verilmesi talebiyle 79 gündür açlık grevinde olan Leyla Güven’in sağlık sorunları giderek artarken, süresiz dönüşümsüz açlık grevine katılanların sayısı da yükseliyor. Strasbourg, Galler, Kanada ardından Hollanda’da da iki Kürdistanlı süresiz açlık grevine girdiğini duyurmuştu. Hollanda’nın Den Haag kentindeki Demokratik Kürt Toplum Merkezi’nde ise Hüseyin Yıldız 19 Ocak, Hasbi Çakıcı ise 20 Ocak’tan bu yana açlık grevi eylemini sürdürüyor.

Sağlık sorunlarına rağmen

Hüseyin Yıldız 56 yaşında ve 23 yıldır Hollanda’da yaşıyor. İzmir’de üniversite okuduktan sonra Mardin’de beş yıl biyoloji öğretmeni olarak çalışan Yıldız, siyasi faaliyetleri nedeniyle tutuklanıyor ve iki yıl cezaevinde kalıyor. Daha sonra Hollanda’ya iltica talebinde bulunan Yıldız, Avrupa’ya geldiğinden bu yana da siyasi faaliyetlerine devam ediyor. Yıldız, evli ve 3 çocuk babası. Birçok farklı sağlık sorunu yaşayan Yıldız, 10’a yakın ilaç kullanmasına rağmen ölüm eşiğine gelen Leyla Güven’in tecrit isyanına ses verme çabasını şöyle anlatıyor: “Açlık grevinin başladığı günden bu yana iç çelişki ve kavgamı sürdürdüm. Buna nasıl yanıt olabilirim diye. Pratik ve diplomatik alanda bir çaba oldu fakat yeterli bulmadım, Önder Apo’ya, açlık grevindeki arkadaşlara yanıt olamadığını düşündüm. Bu kararı verdim.”

Kritik sürece yanıttır

Hollanda Dış İlişkiler Komitesinde yer alan Yıldız, “Normal koşullarda başka bir silahın yoksa bedenini silah yapıp bu eylem biçimini seçersiniz. Fakat bugün Kürdistan özgürlük mücadelesi için kritik bir süreç. Sömürgeci Türk faşist sistemi, özelikle 2014’ten sonra Kürdistan’ın dört tarafındaki kazanımlara karşı topyekûn savaş başlattı. Önder Apo şahsında özgürlük mücadelesini İmralı’ya gömmek istiyor. Tüm kazanımlarına yoğun bir saldırı içeresinde. Bu süreçte Leyla arkadaşın duruşu, 1982’deki Mazlum arkadaş gibi, sürecin ağırlığına verilmiş bir yanıttır” dedi.

Savaş, İmralı’da yaşanıyor

Leyla Güven’in direnişini yeterince gündemleştiremediklerini söyleyen Yıldız, “Emperyalist, kapitalist sistemin Kürdistan’a yönelimlerini biliyoruz. Kürt halkı ve Önder Apo’nun paradigmasına karşı bir düşmanlığı var. Bizim mücadelemiz Kürdistan, diaspora ve uluslararası alanda, topyekûn saldırıya karşı topyekûn direnişi emrediyor. Bu süreçte Leyla Güven arkadaş, doğru tespitle öncülüğü aldı” ifadesini kullandı. Öcalan’ın halkından koparılarak, halkın umutsuz bırakılmak istendiğini kaydeden Yıldız, “Bizim de kanımızla, canımızla Önderlik şahsında, Kürdistan halkını ve davasını savunma gibi bir görevimiz var. Ya bugün mevcut kazanımlarımızla direnişi büyütüp Önderliği özgürleştirip topyekûn bir savunma geliştirerek, Ortadoğu demokrasisini geliştireceğiz ya da emperyalist çark ve bölgedeki uzantıları olan egemen sistemler tüm kazanımlarımızı yok etmeyi başaracaklar” diyerek var olan riske dikkat çekti. Yıldız, “Bakın topyekûn savaş Rojava’ya sadece asker göndermek değil. Gerillaya karşı savaş değil. Savaş İmralı’da Kürt halkını, Önderlik şahsında bitirmeye yönelik” diyerek, herkesi Önderlik etrafında kenetlenmeye çağırdı.

Mehmet Tunç’lara sahip çıksaydık…

Leyla Güven ve diğer açlık grevleri eylemleri karşısında Kürtlerin ayağa kalması gerektiğini belirten Yıldız, “Mehmet Tunç’ları Cizre’de savunamadığımız için orada düşman başarılı oldu. Bugün, Leyla Güven yoldaşımız için bir dakikamızı artık boşa harcamamamız lazım. Artık neyimiz varsa, canla başla ortaya koymalıyız. Vietnam savaşında da böyle oldu. Toplumların, devletlere ve emperyalist güçlere karşı, ‘biz bu savaşı istemiyoruz’ direnişi de vardı. Fransız aydınlarının Cezayir savaşına karşı çıkması gibi. Diplomasi en az serhildan kadar önemlidir. Biz halkların devletlere karşı bir baskı oluşturması için olağanüstü bir çabanın içerisinde olmalıyız” dedi.

Yıldız son olarak, “Kendimi şiddetle eleştiriyorum. Bu eylemim aynı zamanda bir özeleştiridir. Önder Apo’nun bilgeliğine yaraşır, bir pratik çalışmanın olmaması nedeniyle bu eylemi bir özeleştiri olarak düşünüyorum” ifadelerini kullandı.


Yapabileceğimiz çok şey var

Hasbi Çakıcı: “CPT’nin Önderliğimiz ile görüşme sağlaması için baskı yapma gücüne sahibiz. Her gün gözümün önünde bedenleri eriyen, Leyla Güven’in, Güney Kürdistan ve Galler’deki, Strasbourg’daki arkadaşlarımızın sesini yükseltmeli ve taleplerimizi dünya kamuoyunun gündemine taşımalıyız.”

Hollanda’nın Den Haag kentinde  süresiz-dönüşümsüz açlık grevine dahil olan bir diğer Kürdistanlı da Hasbi Çakıcı. Çakıcı 56 yaşında, Yıldız’dan bir gün sonra süresiz dönüşümsüz açlık grevine başladığını duyurdu. İlerleyen yaşı ve kronik hastıklarına rağmen, ana taleplerinin tecriti kırmak olduğunu vurgulayan Çakıcı, “Önderliğimizin sağlığından haberdar olmak ve görüşmelerin yapılması hakkımız. Bir görüşme sağlandığı doğrudur. Fakat son aile görüşmesi tecritin kırıldığı anlamına gelmiyor. Taleplerimiz tam olarak gerçekleştirilmedi. Tecrit devam ediyor. Önderliğimizden gelecek her türlü mesaj bizim için değerlidir. Bu mesaj gelmeyene dek bu eylemi durdurma yerine, her yere yayma gibi bir amacımız var” dedi.

Çakıcı, Batman doğumlu. 1973’de PKK davasından Mardin E Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutuklu kaldı. Kendisini Kürt özgürlük mücadelesinin “hamalı ve emektarı” olarak tanımlıyor. Kürdistan Ulusal Kongresi (KNK)’nde iki yıl siyaset yürüttü. 2007 yılında Strasbourg’daki açlık grevine de katılmıştı.

Bizlere ölümü reva gördüler

Çakıcı, Leyla Güven’in başlatmış olduğu eyleme destek sunmak için başlatılan uyarı amaçlı açlık grevi eylemine de 15 gün katılmış. Çakıcı, “Beklentilerimiz var. Bu konuda eylemlikler her yönüyle devam ediyor. Eylemimizin yeni olmasıyla beraber henüz bir hareketlilik göremedik. Önderliğimiz şahsında geliştirilen çirkin ve lanetli tecriti kırabilme adına cezaevlerinde kalan yoldaşlarımızın kimsesiz olmadığını, onların yanında olduğumuzu belirtmek için böylesi bir eyleme katıldık” dedi. Açlık grevlerinin tecridi kıracağına olan inancını dile getiren Çakıcı, “Eğer bir yerde bizlere ölümü reva görüyorlarsa bizler de tam tersine bunun karşısında, kendi bedenimizden ziyade düşüncemizi bedenimizle bütünleştirerek, Önderimizin perspektifi ekseninde bunu yapmaya çalışıyoruz” diye konuştu.

Eylemimiz bir özeleştiridir

Kürdistan’a yönelik saldırılara karşı yaşanan sessizliğin kırılması için böylesi bir eyleme katıldığını da ifade eden Çakıcı, “Aslında bizim yapabileceğimiz çok şey var. Açık konuşayım, benim yaşım 56. Bu eylemimiz biraz da özeleştiridir. Halkın birazcık da olsa mücadelenin etrafında kenetleneceğine inanıyorum. Biz şu an Kürdistan’da yaşananlara ses olmak istiyoruz” dedi.

Başaracağız

“Bizim her zaman inancımız var, umudumuzu yitirmedik” diyen Çakıcı şöyle devam etti: “CPT’nin, Önderliğimizin durumunu göz önüne alarak görüşme sağlaması için baskı yapma gücüne sahibiz. Bu bizim en demokratik hakkımız. Bunu başaracağımıza inanıyoruz. Her gün gözümün önünde bedenleri eriyen, Leyla Güven’in, Güney Kürdistan ve Galler’deki, Strasbourg’daki arkadaşlarımızın sesini, bulunduğumuz her alanda yükseltmeli ve taleplerimizi dünya kamuoyunun gündemine taşımalıyız.”

Yazarın diğer yazıları

    None Found