Direnişin Haziranı

Kadınlar bugün hiç olmadığı kadar, dünyanın dört bir yanında büyüyen radikal örgütlülüklere ve direnişlere sahipler. İşte bu muhteşem direnişlerin sembolleştiği aylardan biridir Haziran. Zeynep Kınacı’dan Sema Yüce’lere uzanan köprüde binlerce kadının emeği, canı, kanı, alınteri var. Yani Zilanların ruhunun, Semaların ateşinin, Gulan’ın direnişinin, fedakarlığının ve fedai çizgisinin izi var. Bu bakımdan, Haziran ayı radikal özgürlük mücadelesinde Kürt Kadınları açısından eşsiz bir anlama sahip olmuştur. Kürt kızlarının tüm kadınlar ve insanlık adına direnişle süsledikleri, her anını direniş suyu ile suladıkları bu ay; direnişin sembolu olmuş ve bir değersellik zamanı, bir erdem geleneği yaratmıştır. Yeni mücadale araçları icat etmiş, özgürlük iddasını ve bu iddanın alelade herşeye karşı meydan okuyuşunun temsili olmuştur.

Kadınların fedakarlığı, cesareti ve kararlılığı ile beslenen bu ayın kadın özgürlüğü ve direnişi üzerine çok şey düşündürdüğü açıktır. Kürt kadınlarının direnişinin haziranı, zaman geçtikçe daha da büyüyerek, bağlarını sıkılaştırarak tüm dünya kadınlarının direniş haziranlarına eklenen en radikal zaman dilimlerinden biri olmuştur.

Şu bir gerçek ki bu radikal mücadale başta, ırkçılığı, milliyetçiliği, kapitalizmi, geleneksel toplumsal kodları, ikiyüzlü namus anlayışını hedef alarak yeni ve yaşanılır bir dünyanın mümkün olduğu idealini, umudunu güçlendirmiştir. Ataerkil düzenin çok yönlü saldırılarına rağmen kadınlar var olan bilinçlerini, iletişim ağlarını, örgütlülüklerini daha da büyüterek yeni örgütlenmeler yaratmış ve cinsiyetçi tüm kodlara karşı bir tehdit olamaya başlamışlardır. Diğer taraftan bugün dünya genelindeki devrimci hareketlerde dahil tüm muhalif hareketler içinde en köklü ve radikal devrimci ideolojinin yine kadınlar arasında şekillendiğine tanık oluyoruz. Bu ideoloji kapsamında hayatın orta yerinde duran birçok kavramın yeniden tartışmaya açıldığına tanık oluyoruz. Emek, toplum, kadın, devlet, iktidar ve daha bir çok kavramın tartışmasından dışlanmış kadınlar bizzat bu tartışmanın merkezinde olduklarından hareketle yeni metodlarla yepyeni bir hafıza yaratmaya başlamışlardır. Üstelik bu hafıza dünya genelinde evrensel bir kadın mücadalesini doğurmuş ve bu mücadalenin tüm kadınlara ilham kaynağı olmasını sağlamıştır.

Tüm bunlar bir gerçeği daha açığa çıkarıyor; Kadın hareketi dünyanın neresinde olursa olsun enternasyonalist, anti kapitalist, milliyetçilik ve ırkçılık karşıtı, çoklu ve zengin özellikleri olan oldukça radikal bir devrimcilik barındırıyor.  Bu özellikler kendini bir çok yönlü yansıtsada geçtiğimiz yıl boyunca gelişen evrensel kadın protestolarının tüm bunlardan kopuk olmadığını rahatlıkla belirtebiliriz. ABD merkezli Trump’ın cinsiyetçi politikalarını protesto eylemleri, son yıllarda gerçekleşen kadın grevi çağrıları ve bunun ispanyadaki başarılı sonuçları, Latin Amerika’da tüm kadınları harekete geçiren ‘Bir kişi daha eksilmeyeceğiz’ sloganı, İran’da kadın hareketinin tüm barbar yönelim ve tehditlere karşı sosyal medya üzerinden geliştirdikleri isyan, Hindistan’da binlerce kadının yasaklanan tapınaklara girme mücadalesi, Ortadoğu’da devrimsel bir çıkışla adını duyuran Kürt kadın hareketi ve gerçekleştirdikleri inanılmaz başarılar… Tüm bunlar kuşkusuz herşeyden önce erkeklerin kendisinin sandığı bu dünyayı ve yaşamı kadınların nasıl yarattığı ve ürettiği hakkında eşsiz başarı ve örnekler olarak herkesin haklı onayını aldı.

Kanımca kadın özgürlük mücadalesi en uzun soluklu devrimci bir mücadale olma özelliği taşıyan bir mücadaledir ve böylede sürecektir. Öte yandan ırkçı, kadın ve yaşam düşmanı ataerkil zihniyetin kısa zaman diliminde dünya genelinde radikal bir değişim yaşayacağını beklemek zaten safdillik olur. Önümüzdeki yıllarında kadınlar başta olmak üzeri tüm yoksul kitleler açısında zorlu ve çetin geçeceği neredeyse kesin bir gerçekken bir yandan da ailelerde ve sokaklarda, kadınlar karşı düşmanlığın sürdürüleceğide bir o kadar gerçektir.

Tüm bunlarla birlikte hiç kuşkusuz kadın mücadalesinin kesintisiz bir kararlılıkla sürdürüleceği kadınlar açısından tartışmasızdır. Haziran direnişinin genelleştirilerek sürdürüldüğü ve dünya genelinde daha büyük örgütlü buluşmaların sağlandığı bir mücadale hattı belirlemek hayatidir. Bu açıdan kadının özgürlük temelinde bilinçlenmesi, örgütlenmesi, eylemselleşmesi, toplumsallaşması, kısaca iradeleşmesi tüm özgürlük, demokrasi ve devrim çalışmalarının da esasını oluşturmaktadır.

Yazarın diğer yazıları