Direnişin muhteşem gücü

17. yüzyıl matematiğin çağıydı; 18. yüzyıl doğa bilimlerinin, 19. yüzyıl ise biyolojinin. Bizimkisi, yani 20. yüzyıl korkunun çağıdır.” diyen Albert Camus, bu sözleri savaşların getirdiği büyük yıkım içerisinde kalan dünyanın durumunu anlatmak için sarf etmişti. Fakat gerçek şu ki ne bu yıkım ne de karşısında büyük bedeller verilerek yaratılacak gelecek arayışı hala bitmiş değil. Her devrim, her başkaldırı ve direniş gibi bu gün ilmek ilmek örülen devrim de bu gerçeği bize bir kez daha hatırlatıyor kuşkusuz.

Faşizmle donatılmış bir otoriterliğe, yalanlarla sıvanmış talana ve suçlarını gizlemenin aracı haline getirdikleri şiddete teslim olan bir ülkede her gün şiddet ve işkence haberleri ile güne başlamak sanırım sadece benim için değil artık aynı havayı soluyan tüm insanlar için sıradan hale geliyor… Hukuka ve demokrasiye sahip çıkan bir ülke olmak istemenin onurlu ve ahlaki bir hayat sürmek istemenin bedeli bu kuşkusuz… Bize dayatılan ve hak etmediğimiz hayatı kabul etmemenin ve haklı olanın yanında yer almanın mücadalesi bu kuşkusuz… Zira hangi kimliğe ait olursa olsun bir değerden düşürme yönelimi varsa, insani ve ahlaki kimliklerimize saldırıyorlarsa, görmeyin, konuşmayın, duymayın deniliyorsa buna karşı direnmek yine İnsani ve ahlaki bir zorunluluktur bizim için.

Nihayetinde ahlaklı ve vicdanlı bir hayat sürdürmekle sürdürmemek arasındaki karar yine elimizdedir. Nihayetinde nasıl bir ülkede yaşayacağımıza ilişkin içkin sorumluluk hepimizin tercihleriyle yakından bağlantılıdır. Nihayetinde geçmiş; iktidar olmanın kibiri ve hesap sorulamayacağının kof özgüveniyle insan olmaya dair herşeyi ayaklar altına alıp çiğneyenlerin nasılda tarihsel çöplükleri doldurduğunun dersleri ile doludur. Bu gün en sevdiklerimizin bedenini dirhem dirhem eritmesinin anlamı, geçmişten bugüne ne için yaşadığımızın ve ne için mücadele ettiğimizin özeti budur kanımca. Zira kalıcı ahlaki ve özgürlüksel değerler üzerine kurulan, evrensel hukuk ve demokrasi normları üzerinde yükselmiş bir devlet kurulana kadar kimse kendini güvenlikte hissedemeyecek maalesef. Bundan çıkışın tek yolunun kesintisiz bir mücadale kadar cesaret ve umudu kaybetmemek olduğunu sanırım hiç akıldan çıkarmamak gerekiyor.

Sonuçta bu mücadale insanlığa istediği gibi nizam ve intizam vereceğini sananlara karşıdır. Bu mücadale yaşamı kendi bitmek bilmez hırsları için yok etmeye çalışanlara karşıdır. Bu mücadale en sevdiklerimizin yüzü suyu hürmetinedir. Kuşkusuz bu mücadale için sayısız nedenler zincirimiz olsada şu an hiç bekletilemeyecek hiç savsaklanamayacak aciliyette yaşamasını istediğimiz insanlığımız ve direnişimizi büyüten zenginleştiren insanlar ölmesin diyedir. Tek amacı hayatı daha çok güzelleştirmek olan bu insanlardan çok bizim onlara ihtiyacımız var. Onlarla hayatlarımızın ve dünyanın daha fazla güzelleşeceği gerçeği var orta yerde.

Her birimizin mutlaka yapacağı bir şey vardır. Her birimizin mutlaka elinden gelecek bir şey vardır. Harekete geçmek için yeni bir travma geçirmemize gerek yok kuşkusuz. Herkes ve hepimiz her neredeysek tam da harekete geçeceğimiz anda ve zamandayız. Şimdi ve her zaman huzurlu olmak için bir adım atmak zorundayız. Nitekim o güzel insanların hepimize ihtiyacı var. Bizim o güzel insanların yaşamasına ihtiyacımız var. Unutmayalım ki; doğacak güneş kadar gerçek olan baharı ve özgürlüğü görmeye onlarında en az bizim kadar hatta hepimizden daha çok hakkı var.

Yazarın diğer yazıları