Direnişle güzelleşen kadınlar

Kuşkusuz geçen haftanın en güzel gelişmelerinden biri aylardır süren süresiz dönüşümsüz direnişin amacına ulaşarak sonuçlandırılmış olmasıydı. Bu direnişin bizlere öğrettiği çok şey oldu. İnsan olarak kendini var kılmanın ve değerlerine sahip çıkmanın herşeye değdiği artık daha sade ve açık zihinlerimizde. Direnmenin insanı ne denli çekici ve güzel kıldığını da gördük hep birlikte. Sıralana bilinecek birçok tespitin yanında ben bu direnişin ana omurgasını oluşturan kadınlar için Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın neden bu denli hayati bir önem taşıdığına dair daha önceki kimi yazılarıma ek olarak bir kaç vurgu daha yapmak istiyorum.

Öcelikle Kürt Kadın Hareketine hakim olan radikal iktidarsal ve erkek sistem karıtı söylemin omurgasını, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın bir siyasi lider olarak ortaya attıı görüleri oluturuyor. Bu anlamda günümüz Kürt Kadın Hareketi, ilk Kürt feminist kadın kurumsallaşmaların olarak anılan 19. ve 20. yüzyıl yapılanmalarından oldukça farklı bir pozisyon igal ediyor. İlk kadın kurumlaşmaları da kadın sorununu merkeze alarak i görüyordu ancak, bu iş yapma biçimi radikallikten çok dönemin genel atmosferinin de bir sonucuydu. Günümüzde ise Kürt kadınları Kürt ulusal hareketi ve önderinin söylemini benimsemekle birlikte bizzat aynı ideolojiyle paralel ilerleyen ve hatta bu ideolojinin de merkezine kadın özgürlüğünü oturtan bir ideolojik repertuara yaslanıyor. Yani Kürt kadın hareketi günümüzde bir tür karıt tarih yazma pratii olarak, egemen tarih yazımına yönelik bir direni aracı olarak i görüyor ve bu yönüyle Kürt kadın hareketi radikallik potansiyelini güçlendiriyor.

Kürt kadınları kamusal alana çıkmalarıyla ezamanlı olarak, siyasal özneler olarak varlıklarını, görünürlüklerini çeitli biçimlerde sürdürmüşlerdir. İlk kadın gerilla birliklerinin kurulmasıyla birlikte kadın gerillaların Kürt Özgürlük Hareketinin silahlı birimlerine youn bir katılım göstermesi, Kürt kadın hareketinin güçlenmesi açısından önemli bir tarihsel momente karılık gelmiştir. Benzer biçimde 90’ların sonunda Kürt kadınların hem genel hem de yerel seçimlerde Kürt partilerinden milletvekili adayı olarak gösterilmeleriyle birlikte “legal” siyaset sahnesine siyasal özne olarak çıkmaya balamışlardır. Bu bakımdan Kürt kadınların Abdullah Öcalan’a atfettikleri deer, Kürt kadın hareketinin kurucu ve tevik edici gücü olarak esasen bir erkek lider olmasının ötesinde, bütünüyle Kürt kadın hareketinin ideolojik beyin gücü ve ideolojik yol göstericisi olarak karılık buluyor. Bu bakımdan Öcalan, kadın ideolojisinin ve mücadalesinin temel taşlarını ören bir lider olarak kendisini hissettiriyor.

Özcesi kadınların Öcalan’a yönelik akının kendi yaamlarından vazgeçecek boyuta ulamasının, Öcalan’ın Kürt halkının tarihsel direni ve mücadelesinin öncü figürü olmasının yanı sıra, baka pratik politik nedenleri de var. Kürt kadın hareketi, esasen Öcalan’ın teviki ve yönlendirmesiyle bugünkü aamaya ula durumda. Öcalan’ın klasik ataerkil gelenek karşısında verdiği radikal mücadale kadar kadınların öncü ve belirleyici olduu bir özgürleme hattı çizmesi, hareket içindeki kadınların bugünkü konumlarını büyük oranda ona borçlu olmaları bunda belirleyici olmuştur. Diğer taraftan Kürt kadın hareketini açıa çıkaran kamusallık, Kürt halkını madur eden egemen sisteme keskin bir karı duruu ihtiva etse de, kendi içindeki eril iktidar mekanizmalarına yönelik bir muhalefet gelitirmekten imtina etmiyor ve tüm kadınların özgürlük problemlerini kendine dert eden bir anlayışa sahiptir. Ortadoğu başta olmak üzere dünyadaki tüm kadın hareketleriyle ilişkisellik temelinde bir mücadaleyi ön görüyor. Bu ilikisellik temelde, bakaca kadın hareketleri ile iletiimi ve etkileimi merkeze almayı, böylelikle de hep birlikte ortak bir tecrübe ufku yaratmayı esas alıyor.

Kürt kadınlarının Öcalan’a atfettikleri olaanüstü deer haklı olarak tarihsel olarak egemen erkle şekillenen tüm kurumsal yapılara karşı Öcalanın açtığı radikal mücadaleyle direk bağlantılıdır. Kürt halkının örgütlü bir güç olarak kendini var ertesini sağlamasıyla yakından bağlantılıdır. Milyonlarca kadın onun kadın kurtulu ideolojisinde kendini tanıyor, örgütleniyor, mücadele ediyor. Binlerce kadın kendi kurumlarını oluturuyor, dalara çıkıyor, siyasete atılıyor, iktidar yapılanmalarını altüst ediyor. Özcesi milyonlarca erkek, cinsiyetçi yapılanmalarda kadınları ezip sömürürken Öcalan “çimdeki erkei kendim öldürdüm ve ben bir kadın yoldaıyım” diyen bir lider.

Yazarın diğer yazıları