Dışarı da çıkacağız gökyüzüne de bakacağız

BBC’nin haberine göre, 22 Kasım günü İngiltere’de Nottinghamshire Emniyet Müdürlüğü’ne Nuthall kasabasında bir kadının sokakta bir erkek tarafından takip edildiği bildirildi. Emniyet Müdürlüğü yetkilileri de olası görgü tanıklarından yardım isteme amacıyla Facebook’ta bir mesaj paylaştı. Bununla kalsa iyi. Gönderide, “Geceleri yalnız yürümek söz konusu olduğunda risk almak, yapmamız gereken şeylerden biri. Özellikle geceleri yalnız yürüyen kadınlar, taciz ve hatta fiziksel saldırı riski altındadır” şeklinde cinsiyetçi ve küçük düşürücü ifadeler de yer alıyordu.

Bir kadın örgütü olan Nottingham Womens Centre’ın Başkanı Helen Voice, “Gece sokağa çıktıkları ve alışverişten geç döndükleri için kadınlar suçlanıyor” diyerek bunun kadınlara kendisini suçlu hissetirecek bir söylem olduğunu dile getirdi ve “Oysa bu güzel tavsiyeler, kadınları sokakta güvenli hissettirmeleri için erkeklere yapılmalıydı. Davranışlarını değiştirmeleri gereken erkekler” diyerek cinsiyetçi mesaja tepki gösterdi.

Başta kadın hakları kuruluşları olmak üzere birçok kadının polisin mağdurları suçlu göstermeye çalıştığı ve kadınların kamusal alanda olmasının engellenmek istendiği yönünde tepki göstermesi sonucu, Emniyet Müdürlüğü paylaştığı cinsiyetçi mesajı geri çekmek zorunda kaldı ve polis sözcüsü “Özensizce yazılmış bir uyarı” diyerek özür diledi.

Özür dilemeyi bilmek de bir erdemdir tabii, ama kadınların büyük tepkisiyle karşılaşmasalar mesajı kaldırmayacaklardı büyük bir ihtimalle. Hiç tepki gösterilmese, bir sonraki adım “Geceleri yalnız dışarı çıkmayın” yerine “Sokağa hiç çıkmayın, gökyüzüne hiç bakmayın” şeklinde olacaktı kesin. Sanki evler çok güvenliymiş, kadınların en yakını olan erkekler onlara en çok evde şiddet uygulamıyormuş gibi… Maksat kadın üzerinde tahakküm kurmak ve onu sürekli kontrol altında tutmak. Kadınlar için tehlike oluşturan erkekler de bu amaca hizmet ettiği için sistem onlara dokunmuyor. “Hafifletici sebepler”, “iyi hal indirimi”, “tahrik” pratiklerinden bildiğiniz gibi.

Bir de bütün “uyarı”lar sadece kadınlara yapılıyor: “Sokağa çıkmayın, saçınızı açmayın, çok konuşmayın, gülmeyin, gülümsemeyin, önünüze bakın!..” Çok iyi biliyorlar ki, yeryüzünün bütün dinleri ve yasaları erkekleri koruyor. Dinlerin  de, yasaların da arkasında hep erkekler var, çünkü ve dünyanın neresine giderseniz gidin, zihniyet hiç bir yerde değişmiyor. Beş bin yıllık bir zihniyetin bir anda büyük bir aydınlanma yaşamasını beklemiyoruz, ama sürekli daha da koyu bir karanlığa gitmek de nedir? Sonuçta Ortaçağ’da yaşamıyoruz.

Bilim insanlarının sert hava koşullarına rağmen Mars toprağını tarıma elverişli hale getirecek yöntemler geliştirmeye çalıştığı bir çağda nelerle uğraşıyoruz. Neden kadının gece ya da gündüz sokakta yürürken korunmaya ihtiyacı olsun ki? Erkekler korumalarla mı geziyor? Kadınların dışarı çıkma saatleriyle uğraşacaklarına, sokakları her saatte çıkılabilir şekilde güvenli hale getirmek daha mantıklı değil mi sizce de?

Yıl olacak 2020, kadın cinayeti haberleri gazetelerde “Bir kadın daha öldürüldü, bir kadın daha katledildi” denilerek edilgen bir dille veriliyor hala. Erkeklerin öldürdüğü kadınların ismi ve fotoğrafı yayınlandığı halde, kadın katillerininki çoğu zaman yayınlanmıyor yazılı ve görsel medyada. Ve en önemlisi de, “Şu isimli şahıs bir kadını öldürdü” denilmiyor asla. Öyle deseler gerçekte suçlu olan erkeği işaret edecekler, ama bunu yapmıyor, “öldürüldü, katledildi” diyerek direkt kadını hedef gösteriyor, bütün suçu erkeğin öldürdüğü kadına yüklemeye çalışıyorlar.

Tüm bunlara karşı kadınların mücadelesi kesintisiz devam ediyor. Her gün daha da güçlenerek hem de ve biz dışarı da çıkacağız, gökyüzüne de bakacağız elbette.

Yazarın diğer yazıları