DİTİB’in sahte imajı

DİTİB’in MİT’in arka bahçesi olduğu Almanya’da sürekli gündeme gelen bir konu. DİTİB kongresinde seçilen üst yönetim, ajanlık skandalıyla gündeme gelmişti. DİTİB tarafından düzenlenen bir konferansa ise Müslüman Kardeşler’in 2 yöneticisinin katılması da bir başka skandal.

ELİF / SONZAMANCI

İslam üzerine değerlendirmeler Almanya’da her zaman sıcaklığını koruyan bir konu. Zira entegrasyon politikaları çerçevesinde en zorlanılan alan olarak da değerlendirmek mümkün. Öyle ki “İslam Almanya’ya ait mi, değil mi” tartışmaları politikacıları karşı karşıya getiriyor.

İlk olarak eski Cumhurbaşkanı Christian Wulff “İslam Almanya’ya aittir” tanımlamasını kullanmış, daha sonra da bu tanımlama desteklenmişti.

‘İslam değil, Müslümanlar Almanya’ya ait’

Almanya İçişleri Bakanı Horst Seehofer ise buna karşılık “Hayır. İslam Almanya’ya ait değildir. Almanya, Hıristiyan değerlerden oluşuyor. Tabi ki bizde yaşayan Müslümanlar Almanya’ya aittir” sözleri ile tepkileri üzerine çekmişti.  Bunun üzerine Merkel ülkede yaşayan Müslümanların ve doğal olarak İslam’ın da Almanya’ya ait olduğunu tekrar vurgulamak zorunda kalmıştı.

Bünyesinde 900’e yakın cami bulunduran DİTİB de bu tartışmaların bir parçası. Fakat DİTİB’i inanç tartışmalarından ayıran önemli nokta işleyişi. Direk Erdoğan’a bağlı olarak çalışması ve MİT’e yönelik istihbarat çalışmaları nedeniyle, Almanya’da hala gündem konusu. Öyle ki Alman iç istihbarat servisi Federal Anayasayı Koruma Teşkilatı, DİTİB’i izleme listesine almıştı.

İmajı kurtarma peşinde

Devletin istihbarat servisi gibi çalışan, ırkçı faaliyetleri ile gündem olan DİTİB yeni yıla girerken Almanya’daki bu imajını da tersine çevirme girişiminde. Oysa DİTİB’in yeni bir imaj kotarma çalışmaları, kendi deyimleri ile “yeni bir başlangıç” iddiaları samimiyet taşımıyor.

Zira DİTİB seçilen yeni yönetim sonrası yaptığı açıklamada geçmişteki hatalardan mümkün olduğunca kaçınabilmek adına siyaset, toplum ve basınla daha yoğun bir iletişim içinde olunacağını belirtmiş.

Buna göre DİTİB’in Yönetim Kurulu Başkanı Berlin Büyükelçiliği Din Hizmetleri Müşaviri Kazım Türkmen, Başkanvekili ise ilahiyatçı Ahmet Dilek.

DİTİB’in yeni yönetiminden de anlaşılacağı üzere bir yenilikten bahsetmek mümkün değil. Birincisi Başkan Türkmen, Berlin Büyükelçiliğinde görevli, ikincisi Başkanvekili Dilek’in adı darbe sürecinin ardından Almanya’daki DİTİB’te ajanlık skandalı ile gündeme gelmişti. Bu minvalde Ankara’ya bilgi taşıdığı tespit edilmişti.

Müslüman Kardeşler’in 2 temsilcisi kongreye katıldı

Diğer taraftan yeni yılın ilk haftasında Köln’de DİTİB tarafından organize edilen bir konferansa Müslüman Kardeşler’den 2 sözcünün katıldığı basına yansıdı.

Nitekim Erdoğan’ın Müslüman Kardeşler sempatisi ve Rabia işaretine ne kıymet biçtiği bilinen bir gerçek. Rabia işaretinin “tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devleti” simgelediğini de her fırsatta altını çizerek tekrarlıyor.

Başka bir açıdan bakıldığında aslında DİTİB artık toplumda da büyük tepki yaratan imajını Alman devletinin ‘telkini’ ile yenilemeye çalışıyor. Almanya’da DİTİB’in faaliyetleri konusunda fırtınalar koparılıyor, Merkel’in partisi CDU’dan doğru da sert eleştiriler söz konusu. Fakat ajanlık faaliyeti gündeme geldiğinde soruşturmanın kapatıldığı da bilinen bir gerçek.

Erdoğan’a bağlı çalışıyor

Görüntü de ne kadar çabalarsa çabalasın DİTİB bahsettiği yenilik imajı samimi değil. Zira DİTİB Diyanet’e bağlı olarak çalışıyor, Diyanet de Erdoğan’a.

Almanya ise Erdoğan ile ilişkilerini mümkün olduğunca yolunda götürmeye çalışıyor. Bu denklemin değişmesi ise ancak ve ancak Almanya’nın ilişkilerine mesafe koyması ile mümkün.  Almanya Erdoğan ile siyasi, askeri ve ekonomik ilişkilerini sürdürdüğü sürece de DİTİB’in beklenen bir düzeyde yeniliğe gitmeyeceği aşikar.


İpleri MİT’in elinde

Almanya’da MİT ajanlarının deşifre olmuş şefi ve aynı zamanda Köln Konsolosluğu’nun Din Hizmetleri Ataşesi Ahmet Dilek, DİTİB’in genel başkan yardımcılığına getirildi.

Almanya’daki 900’e yakın camisiyle Türk diyanet kurumuna bağlı çalışan Diyanet İşleri Türk İslam Birliği (DİTİB) Köln kentinde genel kurulunu gerçekleştirdi. Kongrede göstermelik olarak yapılan bir seçimle DİTİB’in genel başkanı ve yönetim kurulu üyeleri seçildi.

Son yıllarda Türk devletinin istihbarat ve propaganda kurumu gibi çalışan DİTİB’in tamamen Ankara’ya bağlanması amacıyla genel başkan ve genel başkan yardımcısı bizzat Erdoğan rejimi tarafından belirlendi.

DİTİB’in genel başkanlığına Türk devletinin Berlin Büyükelçiliği Din Hizmetleri Müşaviri Kazım Türkmen getirildi. Genel başkanlığına ise 2014-2017 yılları arasında Türk devletinin Köln’deki konsolosluğunda Din Hizmetleri Ataşesi olarak çalışan Ahmet Dilek atandı.

Zaten geçtiğimiz yılın Eylül ayında Türk Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Almanya gezisinden hemen sonra Nevzat Aşıkoğlu, DİTİB genel başkanlığından alınarak yerine vekaletten Dilek atanmıştı.

Dilek’e bağlı çalışan 7 ajan imam tespit edilmişti

15 Temmuz 2016’daki şaibeli darbe girişiminin ardından Erdoğan iktidarı, Gülen Cemaati üyesi oldukları gerekçisiyle birçok imamın görevine son verirken, DİTİB yöneticiler ve imamlar son 2 yıldır özel olarak seçilip Almanya’ya gönderiliyordu. Ancak bu kez Erdoğan rejimi alenen sözde Almanya’nın yasaları çerçevesinde faaliyet gösteren bir kuruluşu resmen kendisine bağlamış oldu. Üstelik Ahmet Dilek, Alman istihbaratı tarafından yakından tanınan ve DİTİB içindeki MİT ajanlarının şefi olarak hakkında soruşturma açılan isimlerden biri.

Erdoğan rejimi ile Merkel hükümetinin arasının kötü olduğu 2017 yılı başında DİTİB’li imamların nasıl MİT’e çalıştığı ve vaaz adı altında nasıl Erdoğan propagandası yaptıkları gündeme gelmişti. İşte o dönem Nordrhein Westfalen Eyaleti Anayasa Koruma Örgütü en az 13 ajan imamı tespit etti.

Ajan imamlardan 7’si Köln’deydi ve bunlar Dilek’e bağlı çalışıyorlardı. Dilek’in imamlar üzerinden aldığı bilgileri Ankara’ya aktardığı ifade ediliyordu.

Söz konusu imamlar ise camilerine gidenler hakkında ayrıntılı şekilde bilgileri Dilek’e iletiyorlardı. Alman istihbaratı Köln dışında Düsseldorf ve Münih’teki konsolosluklarda bağlı çalışan dini ataşeliklerinin de MİT’in şubesi olarak çalıştığını tespit etmiş, federal savcılığın talimatıyla 2017 yılının Şubat ayında imamların evlerine baskınlar düzenlenmişti.

19 DİTİB’liye soruşturma rafa kaldırılmıştı

Ancak Alman devletinin para desteği alan DİTİB’in Erdoğan rejiminin bir istihbarat kurumu gibi çalıştığı birçok kez belgeleriyle ispatlanmasına rağmen DİTİB’e yönelik açılan ajanlık soruşturması kapatılmıştı.

Bir yıl süren soruşturmada hiç yol kat etmeyen Federal Savcılık 19 DİTİB görevlisi hakkında açılan soruşturmayı rafa kaldırmıştı.

DİTİB’in içinden de Erdoğan’a itiraz vardı

DİTİB’in tamamen Erdoğan rejimine bağlı bir kurum olmasına DİTİB’in içinde de ciddi tepkilere yol açmıştı. Son olarak geçtiğimiz Kasım ayında DİTİB’in Aşağı Saksonya Eyalet Birliği Başkanı Yılmaz Kılıç, Türk hükümetinin müdahaleleri karşısında istifa ettiğini açıklamıştı.

7 yıldır bu görevi yürüten Kılıç, Köln’deki DİTİB merkezi ve Türk Büyükelçiliği’nin Din Hizmetleri Ataşeliğinin kuruluşlarına yönelik müdahalelerinin dayanılmaz bir hal aldığını söylemişti.


DİTİB aldatır

DİTİB’in Köln’de düzenlediği 3 günlük konferansa Müslüman Kardeşler’den 2 temsilcinin katılmasına yönelik Almanya’da tepkiler artıyor. Stuttgarter Nachrichten ve Stuttgarter Zeitung gazetelerine konuşan Alman ve Türkiye kökenli siyasetçi ve yetkililer DİTİB’i eleştirdi.

DW Türkçe’de yer alan habere göre Yeşiller Milletvekili Cem Özdemir gazetelere verdiği demeçte Türk Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Köln Konferansı gibi etkinliklerle “uzun kolunu Avrupa’ya uzattığını” söyledi.

Özdemir “asimilasyon hikayesiyle” Erdoğan’ın korkuları alevlendirdiğini ifade ederek camilerin dua edilen kutsal mekanlar olduğunu hatırlattı. Özdemir “Bu tür kutsal mekanlar yabancı hükümetler tarafından kötüye kullanıldığında Berlin ve Brüksel’de alarm zilleri çalması gerekiyor” dedi.  Almanya Federal Din Özgürlüğü Yetkilisi Hristiyan Demokrat Partili (CDU) Markus Grübel de gazetelere yaptığı açıklamada “yurtdışından Almanya’da yaşayan Müslümanlara yönelik yapılan siyasi tesiri kesin bir şekilde reddettiğini” söyledi.

Bavyera Eyalet İçişleri Bakanı Hristiyan Sosyal Birlik (CSU) Partili Joachim Hermann DİTİB’in, Anayasayı Koruma Teşkilatı tarafından izlemeye alınmasını ihtimal dışı görmezken, Augsburger Allgemeinen gazetesine verdiği demeçte “DİTİB’in Müslüman Kardeşler’i davet etmesi özellikle korkutucu” dedi.

Hermann devamla “Müslüman Kardeşler anayasa ile uzlaşmayan bir duruşu temsil ediyor yani devlet burada çok dikkatli olmak durumunda” dedi.

Almanya Türk Toplumu Genel Sekreteri Gökay Sofuoğlu da, Ankara’nın DİTİB üzerindeki etkisini eleştirdiklerini söyleyerek DİTİB’in daha şeffaf olması gerektiğini ifade etti.

Müslüman Kardeşler’den temsilcilerinin konferansa katılımı hakkında Kölnische Rundschau’ya konuşan Köln Belediye Başkanı Henriette Reker, bu durumun kendisini rahatsız ettiğini ifade etti ve “Radikalizmin Köln’de yeri yok” ifadesini kullandı.

Köln Merkez Camisi’nin bulunduğu semt olan Ehrenfeld’in Belediye Başkanı Jürgen Wirges de ARD’deki Morgenmagazin programında bu durumda kendilerinin haberdar edilmediğini belirterek “Kendimi aldatılmış hissediyorum” ifadesini kullandı.

Köln kentinin de aralarında olduğu Nordrhein Westfalen Eyaleti’nde (NRW), Erdoğan’ın büyük destek sunduğu Müslüman Kardeşler, eyalet Anayasayı Koruma Teşkilatı tarafından izleniyor.

HABER MERKEZİ

Yazarın diğer yazıları