Diyanet artık AKP’nin resmi propaganda merkezi

Cihan EREN

Birkaç gün önce Ankara’da Diyanet çalışmaları ile ilgili geniş bir toplantı yapıldı. Toplantıda birçok çevre tarafından İslam’ın Türk halifesi olarak tanımlanan Erdoğan bir konuşma yaptı. Konuşmasında dikkat çeken, üzerinde durulup yorumlanması gereken talimatlar vardı.

Erdoğan talimatlarında “Artık kapımıza gelene dini anlatmayalım, kap kapı dolaşıp dinimizi anlatalım” dedi. Böylece diyanet için yeni bir çalışma strateji belirlemiş oldu. İkincisi gençlerin daha fazla dini bilgilerle eğitilmesini ve bunun da kendi deyimi ile sahih kaynaklardan yapılmasını emretti.

Kapı kapı din anlatmak tabir yerindeyse yeni bir irşat hareketi başlatmak demektir. Tabi ki AKP ve Erdoğan’ı propaganda edecek bir irşat olacaktır bu. Tam da AKP’nin kitlelerle bağının koptuğu, güç kaybettiği, AKP ve liderine güvenin azaldığı, AKP medyasının izlenmediği ve okunmadığı bir süreçte böyle bir talimatın asıl amacının AKP’ye eleman kazandırmak, oylarını artırmak ve hiç olmazsa oylarının düşüşünü engellemeyi amaçladığı kesindir. İkincisi gençleri hedefleyen talimattı. Bilindiği genç nesiller AKP zihniyetine şimdiye kadar mesafeli durdu, onların istediği desteği vermedi. AKP gençleri kazanmadan kendi toplumsal zeminini genişletemeyeceğini ve tutamayacağını bilerek en çok da diyanet üzerinden gençlere yöneldi. Yöneliyor.

Diyanete böyle bir talimatın verilmesinin dış politika ama özelliklede Kuzey Doğru Suriye işgal hareketiyle yeni bir evreye geçmiş bulunan Türk İslam sentezinin emperyal hedefleriyle de doğrudan bir bağı vardır. Türk devleti AKP iktidarı ile birlikte Ortadoğu’da Sünni iktidar İslam çizgisinde yayılmacı bir politika izliyor. Yeni Osmanlıcılık, Türk Sünni iktidar İslam çizgisinin adı oluyor. Bu çizginin Arap devletlerini denetimine almak, Kürtleri de soykırımdan geçirmek gibi çok önemli iki stratejik hedefi vardır. Bu amaçlarını gerçekleştirip bölgede emperyalistlerle güçlenmiş bir devlet olarak iş yapmak istiyor. İran’ı da bu yolla güçten düşüreceği hesaplarını yapıyor.

Önce DAİŞ ve Nusra ile akabinde bu örgütlerle zihniyetdaş cihadist selefi diğer irili ufaklı örgütlerle iş tutan, bu örgütlerle başarmayınca da adını önce ÖSÖ şimdilerde de SMO olarak koyarak bu yapılarla politika yürüten bir devletin din istismarından başka yolu ve politikası olamaz. Din sömürüsü olmazsa bu cihadist selefi örgütler ve yandaşları motive edilemez. Türk toplumunun da kap kapı din anlatmakla motive edilmezse bu örgütlerle ortaklaşmış bir yönetime onayı olmaz. Dolayısıyla Suriye ve Irak’ta geriletilen selefi cihadist zihniyet ve örgütler Türkiye içinde güçlenmektedir. Türk diyanetinin son yıllarda tüm Kürt katliamlarına ve Kürdistan’daki işgallere Kur’an’dan ayetlerle fetva vermesi cihadist selefiliğin devlet politikası olduğunu yeterince göstermektedir. Bunun için Türk Diyaneti en az TSK kadar bir savaş ve işgalci kurumdur. MİT kadar özel harp örgütüdür. Son toplantıda kendisine verilen talimatlarla da doğrudan böyle bir devletin yönetim sorumluluğunu almış olan AKP-MHP iktidarının doğrudan ve açık propaganda merkezi olduğu ilan edilmiş oldu.

Kapı kapı din anlatmanın özel harp yöntemleri ile yapılacak bölümünün hedefinde tabi ki en başta Kürtler ve Aleviler olacaktır. Malum toplantıda Erdoğan diyanetin Alevilere dönük çalışmalarının bilgisi ve onayı dahilinde olduğunu ima etti. Böylece Diyanet Başkanı A. Erbaş’ın Alevi cemevlerini ziyaret ederken gelen eleştirilere ‘ilinize gelmişken, buradan geçerken’ cümleleri ile izah ettiği cemevlerine gidişi çok planlı ve hedefli olduğu da birinci ağızdan itiraf edilmiş oldu. ‘Alisiz Alevilik tehlikesi’ manasındaki vurgularla Alevilere Hz. Ali’nin Sünni iktidar İslam yorumu ile anlatılması emri verildiğini anlamak gerekir. Böylece Alevi köylerine Cami yapmak, çocuklarına zorla namaz kıldırmak gibi dayatmaların da Alevi asimilasyon konseptinin pratik sonuçları olduğu deşifre olmuş oldu. Bu ve benzer yaklaşımlar Alevilerin kapılarının neden ve niçin işaretlendiğini de izah ediyor. Alevilere ya bizim anlattığımız gibi Alevi olursunuz ya da öleceksiniz mesajı verildiği de daha net söylenmiş oldu. Buna karşı Alevilerin daha örgütlü ve güçlü bir pratik mücadele içinde olması gerektiği açıktır.

Kürt halkının bu diyanetten çektiği acıları en iyi Kürt medrese geleneğinden gelen yurtsever Kürt seydaları tanıktır. Türk devletinin din yoluyla Kürt halkına yaptığı baskı ve asimilasyonun yıkıcı sonuçlarını başta Kadiriler olmak üzere yurtsever Kürt Nakşi ve Nur Cemaati mensupları biliyor. Türk devletinin para, mevki sunma, ajan sızdırma, doksanlardaki gibi katletme yoluyla yurtsever dindar Kürtlere neler yaptığını çok iyi biliyoruz. Kürdistan’da diyanet yoluyla din kisvesi altında çok geniş bir ajan ağı örgütlendirilerek Kürt yurtseverler tasfiye edilmek istenmiştir. Kapı kapı din anlatma Kürt İslam kültür geleneğine yeni büyük bir saldırı başlatma da olacaktır. İkincisi kap kapı din anlatmak bir istihbarat faaliyetidir. Bu yolla ailelere gidilecek ve ajan ağı örgütlendirilmek istenecektir. Kürtlerin de en çok bu tür saldırılara karşı duyarlı olması, kendi cemaatlerini örgütlemesi ve dini vecibelerini diyanetin denetiminin dışında yapması en doğrusu olacaktır.

Yazarın diğer yazıları