Diyarbekir’de ahlaksız teklif

Davutoğlu, Kürdistan‘ın şifre kenti Diyarbekir’i, özel kuvvetler, Jandarma ve polis örtülü Türkiye Cumhuriyeti adına, ziyaret etti.

Bu gezi seçimlerden yakinen 100 gün öncesine denk geliyor.

Rafine bir çıkış: Davutoğlu, kendisinin "hoşgelmediğini" biliyordu. Bundan dolayı, Kürtçe: "Hûn bi xer hatin!" (Hoş geldiniz!) dedi. 

Bunu bir devlet tokati olarak tercüme etsem?

Roboskî ve Paris’ten sonra Davutoğlu Diyarbekir’e hiç de hoş gelmediğini biliyordu. 

Davutoğlu Diyarbekir’de: bu bir ironiydi.

Davutoğlu Diyarbekir’de "Kobanê bize tarihin emanetidir" demiş: bu bir trajedidir.

Kobanê’ye saldıran DAİŞ kuvvatlerini destekleyen Ankara’da başbakanlık yapan Davutoğlu’nun Diyarbekir’de Kobanê’yi emanet olarak göstermesinden sonra, merak ediyorum.

Aptal kim?

Kürtler mi?

Öyle olmazsa bile, Davutoğlu’nun hala kulakları ona açık "Kürt" olduğundan hareket ettiğini düşünürsek, hala kolonyalizmin eşiğine hapsedilen Kürtler’le ilgili bir tabloyla karşılaşmış oluruz.

Zeten gelecekteki felaketin habercisi de bu ya.

Ankara’nın devşirebileceği ve Kürdistan’da Truva Atı’na yerleştirdikleri, Ankara’dan gelen "Özbeöz Türkler" değil artık. Geceleri Kürt kuvvatlerinin, gündüzleri Türk Özel Tim’inin hükmettiği Kürdistan illerinde, kasabaları ve köylerinde, neler olacak?

Davutoğlu, kolonyalist konuştu: "Bu al bayrak artık mazlumların al bayrağıdır."

Muhtemelen salonda binlerce Türk bayrağı dalgalandı.

Kürtçe öğrenmek istediğini söyledi.

Kürdün yüreğini hedefledi!

Ve o Kürdün: "Helal olsun, bakın Türk Başbakan dilimizi öğrenmek istiyor, demek ki bizi de insandan sayıyorlar, dilimizi de kabul ediyorlar" demesini bekledi.

Kürtler’in cevap vermesine de gerek yok.

Monolog bu ya, Davutoğlu devam etti.

"Hebûna we hebûna me ye!" (Varlığınız varlığımızdır!)

Sonrasında da, Kürdistan’a tercümesi bir türlü anlaşılmayan "Çözüm Süreci"ne değindi:

"Biz çözüm sürecini; yerli, milli bir proje olarak başlattık. Bu şekilde tamamlayacağız" derken, unutmadı: Diyarbekirlilerin Allah’a inandığını ve mayalarının İslam olduğunu ekledi. 

Ben de inandım(!)…

Seçim yapılacak. TC’ye, koruculara, işgale, Özel Timler’e, Erdoğan’a rağmen, kolonyal faşizme rağmen, yapılacak. 

HDP, 70’e yakın milletvekili çıkarırsa, bu Kürdistan’daki hakların kurtuluş mücadelesine uluslararası alanda beklenmedik bir ivme kazandıracak.

Bunun tercümesi yeni kantonlar, kuzey Kürdistan’daki halklar için özgür ve yeni bir kader birliği platformunun temellerini atacak.

Böyle olursa bu, kuraldışılık anlamına gelecek.

Ama asıl kuralı, Kürdistan’daki halkın kurtuluş ve özgürlük mücadelesi belirleyecek.

Davutoğlu’nun, Kürtler’in katlinden sorumlu bir hükümetin Başbakanı olarak, Diyarbekir’de Erdoğan’ın devamı bir demagojiyle ortaya çıkması tesadüf değil.

Tehlikeli o oyun mu bu?

Yoksa Diyarbekir konuşmasına, seçim öncesi ve sadece seçime kadar geçerli bir "ahlaksız teklif" desem?

Yazarın diğer yazıları