Dört parça Kürdistan vatan her ev kapısı direniş mevzisi

Sözüm cephedekilere ve alanlardakilere değil.    

Kimisi çaresizlikten, kimisi dizinde derman olmamasından, kimisi korkusundan, kimisi de rahatına biraz fazla düşkün oluşundan dolayı TV’lerin başında “Rojava dizisini” izleyenlere.

“İzliyorlar.”

Bu “dizinin” her günkü bitimini “final” sanıyorlar. Ertesi akşam ekran önüne oturduklarında bir de ne görsünler “dizi” devam etmekte.

Bazı geceler dizinin o son parçası bittiğinde seviniyorlar. Gönlü Kürt halkının zaferinde olan “izleyici”, o karanlık günlerde “Kobanê düştü düşücek” sözleriyle kararan ekranın karşısında donup kalıyor. “Bittik” diye karalar bağlıyor. Yan komşusu AKP’li duvarı yumrukluyor: “Bittiniz.”

Derken yine “dizi” vakti. O da ne? Kobanê’de DAİŞ çetelerinin üstüne Amerikan bombaları yağıyor. Bizimki “Bijî Obama” diye haykırıyor, “bittiler”. Komşunun penceresinden “zenci Obama” diye bir haykırış duyuluyor, “bittik.”

“Dizi” devam ediyor. “Eyvah!” Efrîn düşmüş. Bizim “izleyici” yataklara düşüyor. Yan komşuda mehter marşı çalınıyor.

Ertesi gün ekran aydınlanır aydınlanmaz alt yazılarda “Tabka, Rakka YPG-YPJ güçleri tarafından kurtarıldı” satırları parlıyor. Bizimki yatağından sevinçle fırlıyor, çoluk çocuk halaya duruyor. Yan tarafta ise aile birbirine girmiş, kadın adamın sakalına yapışmış “hani bitmişlerdi” diye bas bas bağırıyor.

“Dizi”dir. Bitmez. Şu sırada “izleyiciler” hepten şaşkın. Trump Erdoğan’a “aptal, iblis” filan diyor. Bizimkinin evinde kahkahalar, komşu evinde küfürlerin haddi hesabı yok. Ne oluyor, ne bitiyor filan derken Girê Spî düşüyor. Bizimkinin evinde ağıtlar, komşununkinde marşlar. Hoppala. Serêkaniyê direniyor. 80 milyonluk ülke, 2-3 milyonluk Rojava’nın karşısında patinaj yapıyor. Bir direniş efsanesi. Efsaneye sevinç ve öfke daha dinmemişken, al sana bir “ateşkes”.

Bizimkinin içi şüpheyle yanıp tutuşuyor. Komşunun içi sevinçten kıpır kıpır.

“Dizide bir perde daha kapanırken “Trump Mazlum Kobanê’yi ABD’ye davet etti” haberi bizimkinin evine de, komşunun evine de “bomba” gibi düşüyor.

Ne oldu şimdi?

Ne olacak? Ortadoğu’da Üçüncü Dünya Savaşı yaşanıyor. Savaş sürüyor. Rojava cephesi bu savaşın devrimci cephesi. Ama emperyalist cepheler de var. Rusya ve ABD kendi aralarındaki savaşın henüz başında. İran sırada. Avrupa beklemede. Çin sütre gerisinde. İsrail bir ruh gibi her yerde.

Ama hepsi Rojava devrimini “zayıflatma” hedefinde birleşmiş.

Rojava’yı Erdoğan’ın eliyle zayıflattıktan sonra, “Canımız ciğerimiz Rojavamızı mahvettin” diyerek, Erdoğan kliğini ipe çekmeye hazırlanıyorlar.

Yani “dizi” devam ediyor.

Direniş de devam ediyor. Kürt halkının direnişi Kandil varolduğu için başlamadı, Kandil bu direniş sayesinde varoldu. Halkın direnişi Rojava devriminin kazanımlarına dayanarak yükselmedi, Rojava halkın direnişiyle doğdu. Güney de öyle, Rojhilat da… Bu azgın faşizm, İmralı zindanında, tıpkı Osmanlı’nın Yedikule zindanlarındaki Padişah cinayetlerine, Cumhuriyet’in “siyaset meydanlarındaki” Şeyh Saitlerin, Seyit Rızaların katledilmelerine benzer bir cinayetle PKK Önderi’ni öldüremeyişi de bu halk direnişi yüzünden. Bütün kazanımlar, bütün namus, haysiyet, şeref cinayetlerine karşı ayakta kalışlar dur durak bilmeyen halk direnişleri sayesinde…

Demek ki, devrimi doğuran “tanrıça ana” halkın direnişidir. Bu direniş varsa devrim de var, özgürlük de var, kurtuluş da var. Ama daha da önemlisi namus var, şeref var, haysiyet var.

Direnen kazanacaktır. Rojava devrimi bu mukaddes savaşta birkaç kasabayı şimdilik kaybetti, ama insanlığın vicdanını fethetti. Bütün devletler ister sinsi amaçlarla, ister gerçek tepkiler yüzünden olsun Erdoğan’a lanet okuyor, bunlardan hiç biri Rojava devrimine toz bile konduramıyor. Bundan büyük zafer olabilir mi? Batılı gazeteler nal gibi manşetlerle “Terörist Erdoğan” diye okurlarının karşısına çıkıyor. Artık tüm dünya ABD ve Rusya’nın birbirlerinin boğazına yapışmadan önce “düşmanına benzemeyen tertemiz Rojava” üzerinde kirli pazarlıklar yaptığını biliyor. İnsanlık Rojava’dan yanadır. İnsanlığın vicdanında mevzilenen Rojava’nın ve tüm Kürdistan parçalarının ulusal birliği temelinde direnişi için her türlü ortam, koşul, imkan gözlerimizin önünde adım adım büyüyor. YPG-YPJ bir kasabadan birkaç kilometre geriye çekiliyor, Erdoğan rejimi tüm insanlığın önünden kuyruğu bacaklarının arasında kaçmanın yolunu arıyor.

O halde “dizideki” gel gitlere, devletlerin “hamlelerine”, Trump’ın küfürlerine, Erdoğan’ın palavralarına ağzı açık hayran delisi gibi bakmanın, mukaddes savaşı “dizi” izler gibi izlemenin, kah ağlamanın, kah gülmenin hiçbir anlamı yok. Kürdistan tehlikededir, Kürt halkı tehlikededir, direnmeyen ölür.

Kapatın TV’lerinizi sokağa çıkın. Cemil Bayık’ın dediği gibi, “HDP kapılarında” medyaya işaret vermek yerine, her evin kapısında haykırmaya başlayın: Ateşkese evet, işgale hayır, kahrolsun işgalciler, yaşasın dört parçada Kürdün ulusal birliği, yaşasın Rojava devrimi!..”

Yazarın diğer yazıları