Dretnota rampalamış Çatana ve ‘üç halatlı’ tarz-ı siyaset

Şu „hepimiz aynı gemideyiz“ lafı şu sıralar moda. Resmi „muhalefet“ bağırıyor: „Hayır, aynı gemide değiliz.“

İnsan buna „seviniyor“. Demek ki, Erdoğan’ın gemisi batacak, „muhalefet“ batmayacak.

Oysa CHP gemisi nicedir üç kavi, kopmaz, ayrılmaz halatla Diktatörlük gemisine rampa yapmış.

Birinci halat, malum, „Kürt“ halatı.

İkinci halat, „askeri vesayet“ halatı.

Üçüncü halat ise „darbe-cemaat“ halatı.

Bu halatlar koparılmadıkça, CHP diktatörlükten kopamaz.

Bakın işler şöyle yürüyor:

Kürt sorunu Suriye’de DAİŞ’e karşı zaferden zafere koşunca, 24 Haziran seçimlerinin eşiğinde diktatörden kurtulmak için HDP’den başka çare kalmayınca, CHP gemisindeki „samimi laikler“ CHP çatanasının Reisine çaktırmadan „Kürt halatına“ el atıyor. Acemice ve takatsizce bu kalın halatı, bir gayret, diktatörün tenezzüh gemisinden çözmeye kalkıyor.

Çözecek güçleri olmasa da gayret iyi.

Ne oluyor?

Erdoğan megafonla sesleniyor: „Teröre ortak oluyorsunuz.“

Çatana reisi Kılıçdaroğlu, bir koşu „samimi laik“ tayfaya şamarı patlatıyor; „İktidar terörle mücadelede bizden ne isterse yaparız.“

Halat yerli yerinde kalıyor. Çatana „tam yol“ makinalara istim verse de yerinden kıpırdayamıyor. Diktatörün gemisinden ayrılamıyor.

Derken Taraf’ta Ahmet Altan askeri vesayete baş kaldırmış. Kripto vesayetçi savcı ve polislerin bilinçli cıvıtma çabalarına da kurban olarak, vesayetle savaşıyor. Derken devran değişiyor. Vesayetçiler üstün geliyor, Ahmet Altan hapiste.

Kılıçdaroğlu’nun çımacılarından biri, benim eski arkadaşım, Cumhuriyet „ombudsmanı“, Çatana reisinin emrini yerine getiriyor: „Vesayet halatı“ Diktatörün gemisine Çatana’yı sımsıkı bağlıyor. „Ahmet Altan benim komutanlarıma zulüm yaptı.“

Sanki bu „vesayetçiler“ 12 Eylülcüler değil, hepsi de „parlamenter demokrasinin“ yılmaz savunucuları, hayatlarında „darbe“ nedir bilmeyen „operet generalleriymiş“ gibi „resmi muhalefet“ bu halata vargüçle sarılıyor:

„Pat, pat, pat…“ Iııh. Çatana diktatörün gemisinden, kazan dairesinden tehlikeli sinyaller gelse bile bir milim kıpırdayamıyor. Erdoğan’ın yanındaki „vesayetçi“ diye „zulüm“ görmüş „mağdur“ paşalar, kaptan köşkünden üstü başı kömür tozuna bulanmış Kılıçdaroğlu’na „nanik“ yapıyor. „Çabalama kaptan, biz de aynı gemideyiz“ der gibi.

Bu halat Erdoğan’ın destekçisi „eski vesayetçi“lerle CHP’yi birbirine sımsıkı bağlıyor.

Ve „Cemaat halatı“.

Sanırsınız ki, bu Cemaat Erdoğan’la eski ve „rezil“ ortaklığını bozmamış, „paraları sıfırla oğlum“ diye gıcırdayan tekerine çomak sokmamış da, Erdoğan’a ABD’den dolar yağdırmış.

Sanırsınız ki „darbeye hazırlanan“ ve fakat oyuna gelip, 15 Temmuz’da tuzağa düşen ve şimdi işkence altında ölümü bekleyen subaylar, Erdoğan’ı değil de Atatürk’ü devirmeye kalkmış. Sanki vesayetçi darbeci değil de, sırf bunlar darbeci. Ordudur, darbe yapmadan duramaz.

Al sana bir „halat“ daha. Yenikapı iskelesindeki çatana bir de bu „halatla“ diktatörün dretnotuna sımsıkı bağlanarak rampa etmiş.

İşte CHP, bu „üç halatla“ bağlı olduğu diktatörlüğe, bu halatları çözmedikçe asla ve kat’a muhalefet edemez.

Örneğin, şu sıralar AKP-MHP hem kendi suçlarını, hem de hapisteki mafya bozuntularını kurtarmak için „af“ konusunda ve de „idam“ konusunda iş çeviriyorlar.

CHP biz „affa hiçbir zaman karşı çıkmadık“ diyor.

Çok iyi.

Şimdi şu „PKK bölücülüğüne karşı diktatörle birlik halatını“, „vesayete son vermek isteyenlere karşı diktatörle birlik halatını“, „uydurma darbenin mağdurlarına karşı diktatörle birlik halatını“ bir „genel afla“ koparmak için konuşsanıza.

Vesayete karşı konuşanlara bakın, darbeci subaylara bakın, Cemaate bakın, hiç birinde ne ses var, ne nefes. Bunlarla ilgili yayılan „korku“ uydurulmuş korkudur. Korkulacak bir halleri yok.

Sanırım CHP, alçakça tecrit edilen Öcalan’ın özgürlüğünden ve zindanlarda, dağda, ovada, Suriye’de, Ortadoğu’da ve dünyada direnen Kürt Özgürlük Hareketinden korkuyor; diktatörün gemisine „Kürt halatıyla“ kendini bağladığı için, Erdoğan kime düşman olursa, onlar da aynı „halatı“ boyunlarına geçiriyor.

Kürt „halatı“ koptuğu gün, diğer iki halat aynı anda „nazik birer ibrişime“ dönecek, Çatana da yakasını diktatörden kurtarmış olacak.

Acı ama gerçek: Kurtaramayacak. Bu gidişle dretnot batmadan çatana batacağa benziyor.

Yazarın diğer yazıları