Dünkü mebuslar… bugünün hırsızları…

Fransa Gündemi

Fransa Salı sabahı Sarkozy’nin evi ve bürosuna yapılan baskınla uyandı.  Nedeni Sarkozy’nin 2007 yılında seçim sürecinde L’Oreal patronu Liliane Bettencourt’dan zarf içinde kayıt dışı «yardım» aldığı iddiasıydı. Modern çağda zarf içerisinde verilen rüşvetler artık «yardım» olarak lanse ediliyor. Malum burjuva siyasette rüşvet, yalan, entrika, satış, satın alma ve daha sayısız şey, seçim süreçlerinde sinsice işler, hedefleneni iktidara getirme çabası yürütür. Bu sincilik seçim sonrasında koltuktan düşeni bu kez aleni bir biçimde yere vurmak için ifşa edilir. Neyzen Tevfik’in aşağıdaki dizeleri  burjuva siyasetin bu ikilemini çok güzel özetliyor; «Kime sordumsa seni doğru cevap vermediler/ kimi alçak, kimi hırsız, kimi deyyus dediler/ künyeni almak için partiye ettim telefon/ bizdeki kayda göre şimdi o meb’us dediler…» Burjuva devletlerin  siyasetçi profili, bu dizelerin yazıldığı yıllardan beri değişmedi. Rüşvetin bin türlüsü var… Akla ilk gelen; işi görecek olanın, işini gördürecek olanın haksız talebini para karşılığında gerçekleştirmesi!
Cumhurbaşkanlığı koltuğunu kaybettikten sonra dokunulmazlığı kalkan ve eşi Carla ile Kanada’da tatilde olan Nicolas Sarkozy’nin evini ve bürosunu mali şube polisleri Bordeaux soruşturma hakimi Jean Michel Gentil talimatıyla bastı. Sarkozy’nin avukatı Thierry Herzog, müvekkilinin ailesiyle birlikte tatilde olduğunu belirtti. Ardından yapılan aramalarda herhangi bir şeye el konulmadığı basına avukat tarafından açıklandı. Minareyi çalan kılıfını önceden hazırlar… Sarkozy’nin aldığı zarfı ya da bu duruma dair herhangi veriyi evinde saklamayacak kadar akıllı olduğunu Bordeaux soruşturma hakimi Gentil, herkesten iyi biliyor. Peki sabah saatlerinde onlarca polis ve basın ordusuyla birlikte yapılan bu şovun amacı neydi….   Aynı soruşturma hakimi daha önce Paris belediye başkanı olduğu sırada yaptığı yolsuzluk nedeniyle Jacques Chirac’ın yargılanmasını sağlayan dosyayı hazırlamıştı. Sarkozy ve ekibi Libya ve L’Oreal patronundan aldıkları para, önümüzdeki günlerde belki yeni iddialarla gündeme gelmeye devam edecek. Baskın şovu, Sarkozy ve ekibinin yargı önüne çıkarılıp siyaset arenasından rafa kaldırılacağının dünyaya duyurulmasından öte bir şey değildi. Hollande’ın iktidara gelir gelmez Sarkozy’ye yakın İstihbarat Şefi, Emniyet Müdürü ve yargı alanında yıllardır konumlanan bazı isimleri anında görevden alması da bu sürecin bir parçasıydı.
Fransa ve diğer Avrupa ülkelerinde “cumhurbaşkanlığı” koltuğu devletin en üst düzey makamı olarak her zaman özel bir önem taşıdı. Bu koltuğa oturan politikacıların geçmişlerinin temizliği, toplum tarafından benimsenmeleri vb. süreçlere sürekli dikkat ediliyor. Bir bakıma burjuva siyaset alanının ve onun mekanizmalarının sigortası sayılan bu makama seçilenlerin profilleri neredeyse her ülke için aynı önemde duruyor. Bu misyonun verildiği kişiler cumhurbaşkanlığı görevini sürdürürken Sarkozy kadar yüzüne gözüne bulaştırmamıştı. Tabi bu Fransa’da  diğer politikacıların Sarkozy’den daha masum oldukları anlamına gelmiyor. Bugüne kadar sayısız politikacı silah tekellerinden, bankalardan ve diğer kurumlardan rüşvet aldı, bunların kimisi istifa ederek işin üstünü örtmeye çalıştı, bazı durumlar kapanıp gitti, kimisi de durumu pişkinliğe vurdu. Burada bireyleri suçlamak, onları yargı önüne çıkarmak siyaset alanında bu tür olayların olmayacağı anlamını gelmiyor elbet… Bu satın alma, satış ilişkileri burjuva siyasetin özünde var. Çünkü burjuvazi iktidar koltuklarına gelenleri kendi yararlarına çalışmaları yönünde satın alır… Dün Chirac’ı yargı önüne çıkaran Fransa, şimdi Sarkozy ve yandaşlarını aynı sürece tabi tutmak istiyor. Bu siyaset kulvarında önümüzdeki yıllarda belki de yeni iktidarı benzer süreçler içerisinde göreceğiz… Çünkü bu sistemde her an dünkü hırsızlar bugünki mebuslar, bugünün mebusları yarının hırsızları olabilir…

Yazarın diğer yazıları