Dünya Kobanê Günü

İnsanlık 1 Kasım Dünya Kobanê Günü’nü kutluyor. Yapılan açıklamalara göre beş kıtada dört yüzden fazla şehirde kutlamalar olacak. Her tarafta dünyanın demokratik ve antifaşist güçleri DAİŞ faşizmini yeren ve Kürt direnişini selamlayan miting ve gösteri yapacak. Besbelli ki milyonlarca insan bu etkinliklere katılacak ve faşizme karşı tüm insanlığın birliğini ve demokratik mücadelesini haykıracak. Bu temelde biz de birinci yıldönümünde 1 Kasım Dünya Kobanê Günü’nü kutluyor, Arîn Mirkan şahsında tüm Kobanê direniş şehitlerini saygıyla anıyor, faşizme karşı dünya demokrasi mücadelesini veren herkesi selamlayıp başarılar diliyoruz!

Bilindiği gibi, 1 Kasım Dünya Kobanê Günü, 15 Eylül 2014 tarihinden itibaren DAİŞ faşizminin Rojava Kürdistan’ın Kobanê kentine tüm gücüyle saldırdığı ve Rojava Özgürlük Devrimini Kobanê’den başlamak üzere boğmayı amaçladığı bir ortamda ilan edilerek dünyanın tüm demokratik güçleri Kobanê direnişi etrafında güçlerini birleştirdi ve DAİŞ faşizminin yenilgi ve Kobanê Direnişinin zafer sürecini başlattı. Dünyanın her tarafında DAİŞ faşizminin saldırılarına karşı Kobanê Direnişiyle dayanışma ve destekleme eylemleri yapıldı. Sadece Afganistan’da beş dayanışma mitingi gerçekleştirildi.

Ekim ayı başında Türk Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın "İşte buyurun, Kobanê de düştü düşüyor" sözleri üzerine 6-8 Ekim günleri arasında Kuzey Kürdistan’da başlayan Kobanê Direnişiyle Dayanışma Eylemleri tüm Kürdistan’a yayılarak 1 Kasım günü tüm dünya demokratik güçlerini içine alan bir düzeye ulaştı. Böylece dünyanın tüm antifaşist demokratik güçleri Kobanê direnişi ile dayanışma eylemine katılarak "Faşizme karşı dünya demokrasi bloğunu" ortaya çıkardı. DAİŞ faşizmine karşı Kobanê Direnişi etrafında dünya iki bloğa ayrıldı: Kobanê Direnişi ile birlikte olan Dünya Demokrasi Bloğu, DAİŞ faşizminin yanında yer tutan faşist blok! Böylece Tayyip Erdoğan faşist blok içinde yer aldı ve onun sözcülerinden biri oldu.

Kürt halkının, Koalisyon güçlerinin ve dünya demokratlarının elbirliği ile yürütülen Kobanê Direnişi, 25 Ocak 2015 günü Kobanê’nin faşist DAİŞ çetelerinden temizlenmesiyle zafere ulaştı. Böylece 1 Kasım Dünya Kobanê Günü temelinde gelişen küresel demokrasi direnişi başarıya ulaşmış oldu. Bu durum dünya antifaşist demokrasi güçlerinin elbirliği etmesi halinde her türlü faşist saldırganlığa karşı zafer kazanabileceğini açıkça ortaya koydu.

Kobanê zaferi, Ortadoğu halklarının ve insanlığın başına bela edilen DAİŞ faşizminin yaşadığı ilk tarihi yenilgi oldu. Böylece "DAİŞ faşizminin yenilmezliği" efsanesi yıkılarak, söz konusu faşist çete gerileme ve yenilgi içerisine sokuldu. Kobanê zaferini ardından peş peşe gelen Til Hemis, Çiyayê Kezwan, Girê Sipî ve Hasekê zaferleri izledi. Böylece Cezire Kantonu Kobanê Kantonu ile birleştirilerek Rojava Kürdistan faşist çetelerden temizlenmiş oldu. Kuzey Suriye’nin önemli bir kesiminden faşist DAİŞ çetelerinin temizlenmesinde 1 Kasım Dünya Kobanê Günü eylemleri çok önemli bir rol oynadı. 

Şimdi tarihi 1 Kasım 2014 Dünya Kobanê Günü direnişinin birinci yıldönümü yaşanıyor. Demokratik insanlık geçen bir yılda faşist DAİŞ çetelerine karşı kazandığı tarihi zaferleri kutluyor ve geliştirdiği direnişin muhasebesini yapıyor. Her şeyden önce, Hitler faşizmi karşısında olduğu gibi, DAİŞ faşizmi karşısında da demokratik insanlığın gücünün tarihi zaferler kazanmaya muktedir olduğunu görmenin büyük memnuniyetini ve gururunu yaşıyor. Biz de demokratik insanlığı, faşizm karşısında kazandığı büyük zaferlerden dolayı bir kez daha kutluyor ve selamlıyoruz. İnsanlık var oldukça bu büyük zaferlerin devam edeceğine inanıyoruz.

Kuşkusuz bu tarihi başarıyı her zaman gösterebilmek için, önündeki engelleri temizleyebilmek ve faşizmi yalnızlaştırıp tecrit edebilmek gerekiyor. Çünkü, demokratik insanlığın büyük bedeller ödeyerek kazandığı antifaşist değerleri paylaşmak ve de yenilerini engellemek için çok sinsi ve hırsızca çabaların harcandığı görülüyor. Nitekim DAİŞ faşizmine karşı mücadelede herhangi bir payları olmayan, tersine son ana kadar da DAİŞ’in yanında yer alan bazılarının "DAİŞ faşizmine karşı savaş koalisyonu" içinde yer almaya çalıştıkları gözleniyor. Kuşkusuz bunların başında da TC Devleti ve AKP Hükümeti geliyor.

AKP Hükümetinin ABD ile anlaşma yaparak "DAİŞ’e karşı savaş koalisyonuna katıldığını" açıkladığı 23 Temmuz’dan bu yana Suriye’de DAİŞ’e karşı savaşın durduğu ve faşist DAİŞ çetelerine karşı ciddi hiçbir darbenin vurulmadığı görülüyor. Bunun da DAİŞ çetelerinin kendilerini toparlamaları için fırsat yarattığı biliniyor. Böylece DAİŞ’e karşı antifaşist cephenin büyütülmesi adı altında aslında DAİŞ’e karşı savaş koalisyonunun parçalanıp zayıflatıldığı ve bu temelde DAİŞ’in korunup kurtarıldığı gerçeği ortaya çıkıyor.

AKP Hükümetinin sahtekârca bir tutumla yarattığı bu boşluktan bugün Rusya ve benzeri güçlerin yararlanmaya çalıştığı görülüyor. Dahası "Viyana görüşmeleri" adı altında Suriye ile ilgili bazı devletlerin toplanarak "Suriye’nin geleceğini tartıştıkları" basına yansıyor. Güya Suriye’deki duruma bir siyasal çözüm aranıyor. Peki yeni Suriye siyasal yapılanması kimlerle oluşturulacak? DAİŞ ve El Nusra çeteleriyle mi? Zira bugün Suriye’nin çok önemli bir bölümü bu güçlerin elinde bulunuyor. Yine Esad Yönetiminin durumu konusunda Türkiye ile İran nasıl anlaşacak? Zira her ikisi de bu konuda çok farklı görüşleri savunuyor.

Çok açık ki, yeni Suriye’yi yapılandırmak için siyasal yapı henüz netleşmemiştir. Dolayısıyla söz konusu görüşmelerin de daha önce yapılmış olan Cenevre Konferansları gibi iflasla sonuçlanması doğaldır. O halde mevcut görüşmeler siyasal çözüm bulmaktan çok, oyalama yaratarak DAİŞ ve El Nusra gibi faşist çetelere yönelik savaşı engellemeye yöneliktir. 23 Temmuz’dan bu yana DAİŞ’e karşı savaşı durdurmayı başarmış olan Türkiye, bir süre daha bu tür yöntemlerle aynı şeyi yapmak istemektedir.

Kuşkusuz Türkiye ve İran Ortadoğu’nun büyük devletleridir ve onlar katılmadan bölgesel sorunlara çözüm bulunamaz. Fakat mevcut Kürt karşıtı ve Kürt düşmanı politikaları ve stratejik duruşlarıyla da Türkiye ve İran hiçbir bölgesel sorunu çözemez. Çünkü onların tek yaklaşımları Kürtlerin statü elde etmesini engellemeye dönüktür ve Kürt karşıtıdır. Bu da şoven milliyetçilik ve faşizm demektir, halkların başına bela edilmiş DAİŞ faşizmine karşı savaşın engellenmesi demektir. Nitekim İran ve Türkiye’nin çabalarının bu yönlü olduğu açıktır. Türk Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve AKP Hükümeti her gün DAİŞ faşizmine karşı kahramanca savaşan YPG ve YPJ’yi tehdit etmekte ve onlara karşı askeri saldırıda bulunduklarını açıklamaktadır. Her nedense, DAİŞ faşizmine karşı YPG-YPJ ile birlikte savaşmış olanlar söz konusu tehditler karşısında susmaktadır.

Suriye’de mevcut haliyle yeni bir siyasal yapı oluşturmanın koşulları yoktur. Dolayısıyla mevcut görüşmelerden çok, faşist çete guruplarına karşı demokrasi savaşını geliştirmeye ihtiyaç vardır ve Suriye’de yaşanacak olan da budur. Bunu engellemeye ne Türkiye’nin ve ne de İran’ın gücü yeter. Fakat gönül isterdi ki, DAİŞ faşizmine karşı direnişin sembolü olan Dünya Kobanê Günü’nün birinci yıldönümünde başta DAİŞ olmak üzere tüm çete guruplarına karşı daha büyük direnişler gelişsin! Şimdilik bu engelleniyor; fakat biz inanıyoruz ki, faşizm yardakçılarının tüm oyunları bozulacak ve pek yakında Suriye’de faşizmi yenilgiye uğratan direnişler daha kapsamlı olarak gelişecektir!

Demokratik insanlığın Dünya Kobanê Gününü kutlamaya hazırlandığı ve Türkiye’de de yeniden seçimin başladığı bir günde bunları yazmak istedim. Mevcut haliyle başlayan kutlamaların çok canlı geçtiği ve ciddi bir olumsuzluğun yaşanmadığı haberleri geliyor. İnanıyoruz ki, kutlamalar hep böyle geçer ve bir olumsuzluk yaşanmaz. Tabi Türkiye’de "Sarayın seçimi" diye tabir edilen seçim nasıl geçer, pek bilinmez. 

Sizler bu yazıyı okurken kutlamalar bitmiş ve seçim yapılmış olacaktır. Dolayısıyla hem Dünya Kobanê Günü kutlamalarını ve hem de seçim sonuçlarını tartışıyor olacaksınız. Sonuç nasıl olur, elbette şimdiden bir şey diyemeyiz. Fakat inanıyoruz ki, bir yıl önce 1 Kasım günü nasıl DAİŞ faşizminin yenilgisinin başladığı gün olduysa, bir yıl sonraki bu 1 Kasım günü de DAİŞ faşizminin en büyük destekçisi olan AKP faşizminin yenilgisinin başladığı gün olur. Temennimiz budur. 

Yazarın diğer yazıları