Durumu fırsata çeviren hükümet!

Fransa’nın en uzun grevi sürüyor. Salı günü sendikalar ve Çalışma Bakanı arasında yapılan görüşmeden de sonuç alınamadı. Uzlaşının çıkmadığı toplantının ardından Başbakan Edouard Philippe, “reform geri çekilmeyecek” dedi ve hem hükümetin hem de sendikaların “biraz kımıldaması gerektiğini” ifade etti. Hergün grevin maliyeti konusunda rakamlar açıklanırken, yapılan zamlar greve bağlanıyor. Akaryakıttan, otoyola, gıdadan giyime çok yüksek meblağlardaki artışlar bir de ulaşımın felç olduğu hayata karışınca, Fransa’da 36 günü geride bırakan grev büyümeye devam ediyor.

Fransa tarihindeki en uzun grev nedeniyle tartışmalar sürerken, tartışmaların içerisinde önemli bir nokta ise hükümetin kamu sektöründe yaşanan zarara rağmen karlı çıktığı yorumuydu. Demiryolları, sağlık, eğitim birçok alandaki grevden hükümet nasıl karlı çıkabilir ki diye sorulabilir. Fransa’da son yılların rekor satışı akaryakıtta! Onu otoyol zamları ve elektrik takip ediyor. Ulaşım grevi nedeniyle kişisel araç kullanımının arttığı ifade ediliyor. Hükümetin tek ilgilendiği nokta bu da değil elbet. Son 5 yıldır tartışmalı olan bir diğer önemli husus özellikle büyük kentler için, yeni kent projesi!

Hükümet bir nevi grev sürecinden yararlanıp yeni kent projesini adım adım devreye sokuyor. Sürücüsüz metro, planı özellikle Paris için 2030 yılına kadar bütünüyle tamamlanmak isteniyor. Grev boyunca 1 ve 14 numaralı metrolar grevden etkilenmedi. Her iki hat sürücüsüz. Bu anlamıyla önümüzdeki yıllarda işsiz kalacak metro sürücülerinin olası tepkileri karşısında halkın desteği alınıyor. Diğer taraftan son yıllarda özellikle hava kirliliği ve kentlerin yeniden dizaynı için önemli bir dayanak var; Dünya Şehirlerinin Geleceği (Future of World Cities) raporu. Bu rapora dayanarak, özellikle Parislilerin yüzde 80’inden fazlasının iş yerlerine yürüyerek, bisiklet veya toplu taşıma araçlarını kullanarak ulaşması hedefleniyor. Fransa kendi Hong Kong’unu yaratmak istiyorda denilebilir. Hong Hong’da yaşayanların da neredeyse yüzde 90’ı iş ile ev arasında otomobilsiz seyahat ediyor. Özellikle Paris belediyesinin kararıyla son yıllarda belli bölgelerde trafiksiz hayat-yeşil ağ başlıklarıyla hafta sonları araç girişleri yasaklanıyor. İki yıldır Paris’te yol çalışmaları, bisiklet yollarının yeniden tasarımı, metrolardaki çalışmalar ve yeni açılan tramvay hatları da bu projeye hizmet ediyor. Diğer taraftan 2024 olimpiyatlarına hazırlanan Paris’in özellikle ulaşım alanında alt yapı çalışmaları grev nedeniyle epey yol almış oldu. Mayıs ayına kadar planlanan kimi metro istasyonlarının tadilatı neredeyse bitme noktasına geldiği ifade ediliyor.

Söz konusu projenin bir diğer ayağı ise Paris’i merkez alan Ile De France bölgesine yakın bölgelerde iş sahası olmasına karşın genç nüfus yetersizliği ve ulaşım ağının olmamasından kaynaklı işçi sıkıntısı yaşanıyordu. Aynı şekilde hızlı insansız tren hatlarıyla söz konusu küçük kentlere ulaşım 1 saate kadar indirilecek. 2025’e kadar yapılan planlama dahilinde 4 saatlik yollar 1 saate inerken, Paris ve çevresinde öbeklenen işsizlik sorunun giderileceği ifade ediliyor.

Hükümetin tüm grev maliyetine karşın hiçbir biçimde taviz vermemesi, muhtemelen bu birkaç yıl sonraya dair planların hayata geçmesi için olabilir. Ki bunların başını çeken en önemli nokta ise kamu sektöründe örgütlü sendikal yapılının da aşamalı olarak tasfiyesi. Çünkü söz konusu projenin hayata geçmesi demek, bugün kamunun bel kemiği olan ulaşım sektörü işçilerinin yarıdan yarıya düşmesi anlamını taşıyor.

Yazarın diğer yazıları