Düşmana ‘Ey reqîb’ diyememek

Neçirvan Barzani önceki gün Hewlêr’de yapılan yemin töreni ile resmen Başurê Kurdistan Bölge Başkanı oldu. Törene Irak dışından katılan en yüksek mevkili, yanlış değilsem, Türk Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu oldu. Solunda sırasıyla Neçirvan Barzani, Irak Cumhurbaşkanı Berhem Salih ve KDP lideri Mesud Barzani, sağında – dün Kürdistan Bölge Başbakanı seçilen – Mesrur Barzani ile Çavuşoğlu, törenin en ‘özel’ konuğu pozisyonundaydı.

Öyle ki yeni Bölge Başkanı Neçirvan Barzani, ta Ankara’dan gelen özel konuğunu kırmızı halılarla havaalanında bizzat karşıladı. İkili ardından resmi görüşme de gerçekleştirdi. Hatta Çavuşoğlu gelmişken Barzani ailesinin ilk üçü ve Xakurkê’yi işgal operasyonunun başladığı gün İstanbul’da Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından karşılanan Berhem Salih ile de ayrı ayrı görüştü. Yani aynı gün hem yemin törenine katıldı hem de dört resmi görüşme gerçekleştirdi.

Başûr basınında bu görüşmelere ilişkin çıkan haberlerde PKK’den söz edilmezse de Çavuşoğlu’nun yaptığı görüşmelerin esas gündeminin Xakurkê’yi işgal operasyonu olduğu açıktır. Ki Çavuşoğlu, hem Neçirvan hem Mesrur Barzani ile görüşmelerine ilişkin attığı tweetlerde “Terör örgütü PKK ile kararlı mücadelemizi birlikte sürdürmeliyiz” ve “Başta PKK ve bağlı tüm gruplar olmak üzere terörle mücadelede işbirliğimizi sürdüreceğiz” dedi.

Demek ki Biradost mıntıkasındaki işgal operasyonu TC’nin dilediği biçimde yürümüyor ki Çavuşoğlu, yanında AKP milletvekili Mehdi Eker ve Bağdat Büyükelçileri Fatih Yıldız ile Hewlêr’e gelip, yeniden görüşmeye ihtiyaç duydu. Son günlerde çıkan haberlere göre havadan tepelere indirme yapan Türk askerlerine güneyden de KDP güçlerinin eşlik etmesi planlanmış. Zira 1 Haziran’da KDP’nin, gerillanın denetiminde bulunan Sidekan’ın üstü ile Berbizina boğazına güç yığmaya başladığı haberi duyuruldu.

Sonradan farklı haberler çıkmadığına göre 15 araçlık konvoyla taşınan güç muhtemelen geri çekilmiştir. Ancak aynı bölgede bayramın ilk günü üç peşmerge yaralandı. Sidekan’a Mergereş’te yaşayan ve aynı zamanda KDP’ye peşmergelik yapan ikisi kardeş üç kişi, Türk ordusunun bombardımanı sonucu çıkan yangını söndürmeye çalıştı. O esnada hava saldırısı başlayınca araçlarına binip uzaklaşmaya çalışan 80. Birliğe üye peşmergeler Türk savaş uçaklarınca hedef alınarak vuruldu. Yaralı kurtulan üç kişiden biri saldırıda bacağını kaybetti.

Aynı gün Zaxo’ya bağlı Rebenga köyünde iki yıl önce bir arsayı kiralayan Şengalli üç Êzîdî genç, tarlalarını sularken Türk askerlerinin silahlı saldırısına uğradı. Bu saldırıda 20 yaşındaki Emin Salih Ömer katledildi.

Ne Mergereş’te yaralanan peşmergeler ne de katledilen Êzîdî genci için Başûr yönetimi tarafından herhangi bir açıklama yapılmış değil. Bu şaşırtıcı da değil. Zira bu yılın başındaki Şeladize isyanından sonra özellikle de KDP Başûr halkının tepkisini açığa vurmasını önlemeyi esas alıyor. O nedenle dikkat edilirse Başûr basınında da işgal saldırılarına çok da yer verilmiyor. Siyasi muhataplar da sessiz kalıp, konuyla ilgili mümkün mertebe konuşmuyor. Konuşsalar toplumun tepkisiyle karşı karşıya kalacaklar. Zira işgalci-sömürgeci TC’yi suçlayacak halleri olmadığına göre Kürdistani PKK’yi sorumlu tutacaklar. Oysa düşman, TC’dir. Ve düşmanlığı sadece PKK’ye değil, Kürdün her yerdeki bütün kazanımlarıdır. Bunu görmek için TC’nin son dönemde Musul ve Kerkük üzerinden yürüttüğü politikaya bakmak yeterlidir.

Sanmayın ki bu gerçeği görmüyorlar. Gayet iyi biliyorlar TC’nin Kürt düşmanlığını. ‘Özel konuk’ Çavuşoğlu’nu aralarına aldıkları yemin töreninde Kürt Ulusal Marşı Ey Reqîb’in çalınmaması bu ‘hassasiyet’ten ötürüydü. Başka söze de gerek yok.

Yazarın diğer yazıları