Halkımız savunmasız değil

 QSD Genel Komutanı Mazlum Ebdî, ABD ve Rusya ile anlaşmalara resmi olarak uyduklarını ama halkı savunmasız bırakmadıkları gibi Özerk Yönetim’in de tüm kurumlarıyla çalıştığını söyledi.

Uluslararası Koalisyon ile ortak çalışmanın devam edeceklerini; Rusya aracılığıyla Suriye hükümetiyle de çözümü zorladıklarını kaydeden Ebdî, ABD’nin yeniden konuşlanmasının sadece petrol ile ilgili olmadığını kaydetti.

QSD Genel Komutanı Mazlum Ebdî, Rûdaw’dan Roj Elî Zale’nin sorularını yanıtladı. Uzun söyleşinin bazı bölümleri özetle şöyle:

Suriye ile ilişkiler

Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ın geçen haftaki konuşmasının eleştirdiğimizi ve olumlu bulduğumuz yanları var. Kürt halkı ile diyalog yollarını açık tutması; müzakere etmek, anlaşmak, Türk işgalciliğine karşı birlikte durmak istediklerini söylemesi olumlu yönleriydi. Fakat Kürt sorunu ve Kuzey-Doğu Suriye’deki meselenin çözümü için tavrı yetersizdi. QSD’nin denetimi altındaki bütün bölgeler için tavrı daha olumlu, diyaloga açık olmalı; daha güçlü ve cesur adımlar atmalıdır.

Anlaşmanın iki kriteri Suriye hükümeti ile anlaşmak için iki temel şartımız var;

  • Birincisi bu bölgenin Suriye Anayasası’nda idari bölgelerden biri olarak kabul edilmesi. Kürt halkının tüm meşru haklarının Suriye Anayasası’nda muhafaza ve güvence altına alınması.
  • İkincisi ise QSD’nin kurumsal olarak genel Suriye savunma sistemi içerisinde özerk bir statüye sahip olmasıdır.  QSD, askeri örgütsel yapısını koruyup Kuzey-Doğu Suriye’nin savunmasını üstlensin ama aynı zamanda Suriye ordusunun resmi bir parçası olmalı.

Suriye hükümetinin yaklaşımı daha farklı; QSD’nin, Suriye ordusunun bir parçası olmasını ama özgün, örgütsel yapısının olmamasını savunuyor. Kurumsal olarak değil, kişisel olarak Suriye ordusuna katılmamızı istiyorlar ki bunu kabul etmiyoruz.

Kürdistan ismi

Asıl olan Kürt halkının varlığı ve üzerinde yaşadıkları topraklardır. Kürt bölgeleri vardır ve Suriye hükümeti bunu kabul etmelidir. Kürt halkı var ama toprağı yoktur, diyemezler. Kürtlerin yoğunlukta hatta yüzde 90 oranında çoğunlukta yaşadıkları bölgeler var ve buranın ismi de Kürdistan’dır.

Rusya ile ilişkiler

Ruslar, çok net bir görüşe sahip değil. Askeri ve güvenlik durumunun bozulup kargaşa yaşanmasını istemiyorlar. Onlarla görüşmelerimiz sürüyor ve henüz nihai bir çözüme varmış değiliz. Bazı askeri konularda anlaşma sağladık. Rusya ile Türkiye arasındaki mutabakata itirazlarımızı aktardık, uzun uzun tartıştık. Bazı konular netlik kazandı. Birlikte nasıl hareket edeceğiz, Türk devletinin işgalciliğine karşı nasıl birlikte duracağız, Rus askeri güçler bu bölgede nasıl konumlanacak, güçlerimizle nasıl koordine halinde hareket edecekler, tüm bu konular netleşti.

Siyasi konularda hala bir netlik yok fakat Rusya hükümeti Suriye yönetimi ile aramızda yeni bir diyalog sürecinin başlaması, iki taraf arasında bir anlaşma sağlanması için ağırlığını koyma konusunda çok ciddi davranıyor.

Halk savunmasız değil

Türkiye ile Rusya’nın mutabakatı gereği QSD tamamen çekildi ama halkımız savunmasız değil. Halkımızın savunmasız kalmaması için Ruslarla da anlaşma sağladık. Özerk Yönetim tartışmaların dışında tutuluyor, kurumlar çalışmalarını eskisi gibi sürdürecekler.

Türkiye ateşkese uymadı

Türk devleti, ABD ile yaptığı ateşkes anlaşmasına bir saatliğine bile saygı duymadı ve hala saldırılarına devam ediyor. ABD ile aramızda koordine sağlayan Ortak Harekat Merkezi de söylediklerimin doğru olduğunu biliyor, görüyorlar. Üstlerine verdikleri raporlarda Türkiye’nin ateşkese saygı duymadığı, ihlal ettiği, sivilleri hedef aldığı bilgileri yer alıyor. Bu açık bir konu. Bu yüzden biz ABD’den resmen garantörü oldukları ateşkes anlaşmasını gözden geçirmelerini ve bu konuda üzerlerine düşen sorumluluğu yerine getirmelerini istedik. Ateşkesi uygulaması için Türkiye’ye baskı kurmalarını, buna uymadığı için de anlaşmada öngörülen ekonomik yaptırımları uygulanmaları gerektiğini belirttik. ABD’nin şu an yapması gereken de budur. Türkiye’yi zorla durdurmaları gerekiyor.

 Sadece petrol değil

Direnişimi, uluslararası ve ABD’deki baskı sayesinde ABD yönetimi geri adım attı ve yeniden Kuzey-Doğu Suriye’de konuşlanma projesi hazırladı. Asıl sebep elbette petrol değil. Burada kalmaları gerekiyordu ve şimdi de bunu gerekçe gösteriyorlar. ABD’nin buradaki varlık sebebi petrol değil, petrol de olmayacak. Burada yeni bir denge kurulmuş durumda ve ABD de bu dengenin bir yerinde yer almak gerektiğini biliyor. Bizim için önemli olan şu; biz hiçbir zaman ABD güçleri sonuna kadar burada kalsın ve bizi korusun demedik. Böyle bir talebimiz ne ABD ne de başka güçler için oldu. Biz sadece ABD öncülüğündeki uluslararası güçlerin Suriye sorununa bir çözüm bulununcaya kadar burada kalmaları gerektiğini savunuyoruz. Suriye’de yeni anayasa yazılınca ve yeni bir siyasi sistem kurulunca uluslararası güçlerin görevi de bitmiş oluyor ve o zaman çekilebilirler.

8 maddelik gerekçe

ABD’lilerle son toplantımızda, burada bulunmasının sebebini 8 madde şeklinde sıralıyor. Neden burada kalacaklarını, kaç yerde ve nasıl konuşlanacaklarını açıkladılar. Güçlerimizle ittifak halinde bölgede kalacaklar.

Minbic ve Tebqa gibi kontrolümüz altındaki bölgelerin batısından çekildiler.

Kobanê’de bir güçleri kalmış.

Dêrazor’dan Sêmelka’ya kadar daha önce konuşlandıkları bölgelerde kalacaklar.

Dêrik gibi bazı yerlerde yeni üssler de kuracaklar.

ABD güçlerinin bulunduğu yerler yeniden değerlendirilecek ve yeni amaç doğrultusunda yerleşecekler. Askeri amaçlarının çerçevesi belli zaten, bağımsız hareket etmeyecek güçlerimizle koordine halinde olacaklar.

DAİŞ’lilerin tutuklu bulunduğu hapishaneleri güçlerimizle birlikte koruma gibi eski görevlerini de sürdürecekler.

Bölge halkına yardım kapsamında hazırladıkları programları hayata geçirecekler.

QSDnin eğitimi ve desteklenmesi konusundaki çalışmalar sürecek.

DAİŞ’e karşı ortak mücadele sürecek. Bu bölgelerin havadan kontrolünü ve denetlenmesini sağlayacaklar.

Bir de petrol kuyularının korunması gibi yeni bir hedefleri de olacak.

QAMIŞLO

Yazarın diğer yazıları

    None Found