Ecdat ve Kürtler

Bunlarda tarih, gerçeklere takla attırmak, kağıt üzerinde uydurukçuluk oynamak, cet, ata, ecdat seçmeceye tabii büsbütün uydurmadır.
Kimsenin mensubiyeti, ırkı, soyu, sopu beni ilgilendirmez. Derisinin rengi, dili, diniyle bütün insanlar kutsal, hepsi değerli değil, üstün değerdedir.
Benim derdim, ırkçı naraları insanlık yangıncılarıdır.  Uydurdukları ırkın gölgesinde, bir coğrafyaya kan kusturanlar, bütün Türk ırkçıları „Orta Asya’dan gelen has Türküz“ diyerek, insanlığın haşlandığı kazanın altını harlıyorlar. En son, soyu Malatya’ya atılmak istenen Atatürk bir yana, Cumhurbaşkanlarından hangisi Türk’tü? İnönü Kürt, Celal Bayar Bulgar (Pomak), Cemal Gürsel Kürt, Cevdet Sunay Pontuslu, Korutürk Kemahlı, Ahmet Necdet Çerkez, bugünkü Abdullah Gül Siirtli değil mi?
Gül’ün dedesi, Ermenilerin kırıldığı 1915 yılında Siirt’ten çıkıp Kayseri’de durmuş, ama Kürt olmadığı kesindir.
Bir de Arabistan’a gidince „medeniyetimiz“ diyerek din üzerinden Araplarla bütünleşen, içerde Türk’e Türk propagandası ile „milletimiz“ naraları atan, sonra ırkçılığın „tek millet“ püskülü ile tek milliyetçi kesilen Recep Erdoğan’a bakalım:
En büyük Türk milliyetçisi geçinerek, devlet başkanlığına sıçramayı temin edecek oyları toplama adına esir kampı haline getirdiği Kürdistan’da, zindancı havalarındaki Erdoğan’a…
Kürtlerden 10 bin tanesi, esir muamelesiyle tutukludur. Bunlara her gün onlarcası da eklenmektedir. Irkçılık, sokakta gaz bombası, polis copu ve tazyikli sudur.
Parlamenter dokunulmazlığı Kürtler sözkonusu olunca geçerli değildir. Polis Kürt seçilmişlere sokaklarda işkence yapmakta ve hem Türk kamuoyu vicdanı olan medyadan, hem de hükümetten takdir görmektedir.
Ne oldumun delisi olma şaşkınlığını kadınların doğurganlığından, giyim, kuşamlarına vardıran, heykelcinin taş yontması, yazarın kelimelerinden sinema sahnelerine kadar her şeye burunu sokan Erdoğan, birden bire Osmanlı ile bütünleşiyor, Kürtlere „ya sev ya da terk et“ diyerek dış kapı, son zamanlarda da dağ yolunu gösteriyordu.
Sınır tanımadığı ırkçılıktan sonra, insanın „yavaş gel Gürcü oğlan“ demesi, „köklerini inkar edip, uydurarak girdiği sıfatla övünmesinin faziletli bir duruş değil, utanmazlık“ olduğunu hatırlatması görevdir. Irkçının anladığı dil budur, çünkü.
Yazık ki, TC’nin de içinde bulunduğu Ortadoğu bir yalanlar, uydurup soylar çemberi, sahtekarların yalancı cennetidir. Sahtekarlıkların kıvrımlarında, halkları kokudan lal olmuş sinmiş, meydan sahte dinlarlar (dinciler) ile kendilerini milliyetçi gösteren türedilerin elindedir. İnsanlık suçu olan ırkçılık sefaleti, bunların fazileti…
Korku altında suskunluk, aldatıcıdır, oysa.
Araplar, 1958 yılından beri, bu tür türedilerin esiridir. Korkudan sinmişlikleri birinin devrilmesiyle şenliğe dönüşmektedir. Halk zaman zaman baş kaldırarak, en azından düşürülmüş diktatörleri taşlayarak ben bir kişiliğim diyebilmektedir. 
Türkler de, Araplar gibi sessizliğin sesi, gelip, geçenlerin sessiz seyircisidir. Ama fırsatını bulunca dalışını yapan…
O nedenle Atatürk’ü kanunla koruma altına aldılar. Ortada kalan Milli Şef İnönü bir ara taşlandı. Kalabalıkların peşinden aktığı Menderes asıldığında Türk halkı lal, sağırdı. „Baba“ dedikleri Demirel, narası „Karaoğlan“ olan Ecevit hapsedildiğinde Türk halkı uyku halinde ilgisizdi.
Kenan Evren ve çetesinin hüzünlü sonu, Recep Erdoğan’ın geleceği için de ibretliktir. Evren ve çetesi su başlarındayken, en birinci milliyetçi, baş dinciydi. Türk halkı önlerinde diz çöküyor, onları yakından görmek için meydanlarda birbirini eziyor, şimdiki Türk din rehberi banker, tacir Fethullah Gülen de takdirlerini, üstün övgülerini sunuyordu. Ama bugün yarı ölü halleriyle maskaradır, onlar…
Sokakta simit, testide su satarak hayata başlayan Recep Erdoğan, Başbakan olmadan önce mahkemede, ruh ikizi, İçişleri Bakanı İdris Naim’le, belediyede yolsuzluk ve kalpazanlık yapmaktan sanıktı. Dokunulmazlığı olduğu için, ikili ile birlikte hırsızlık, yolsuzluk, dolandırıcılıkla suçlanan AKP’lilerin dosyaları dondurucudadır.
Erdoğan’ın kişisel serveti bir yana, oğlu gemiciler, damadı medya kralı, kardeşi tabelesız „iş“ adamıdır…
CHP’li Muharrem İnce’nin açıklamasına göre, emrinde tastamam yedi tane özel uçak bulunmaktadır. Uçaklar Başefendiyle birlikte kızını, oğlunu, eşi, yandaş kalemleri, ağızları dünyanın orasından, burasına uçurmaktadır. Sorgu sual yok.
Osmanlı’yı ecdat yapma palavrası, uydurmacılığın altındaki manzara bu. Kimse, korkudan halkın parasıyla bu ne hovardalık, ne biçim saltanat demiyor, kimileri, Kenan Evren ve çetesi gibi düşeceği gün bekliyor, belki…
Türk parlamentosunda içlerinde hırsızlık, sahtekarlık, kalpazanlığın da yer aldığı 900 tane dokunulmazlık dosyası sırasını bekliyor. Kürtlerin dosyalarını raftan indiriliyor. Ama hiç biri hırsızlık, kalpazanlıkla ilgili değil. Hepsi Faşizm ve ırkçılıkla mücadelenin şeref madalyası…

Yazarın diğer yazıları