Ekim Devrimi’nden Kürdistan’a izdüşümü

I.

Ekim Devrimi, halkın yüzde 85’inin köylülerden oluştuğu Rusya’da yapıldı.

Ekim Devrimi, bir savaşı sona erdirdi.

Ekim Devrimi gerçekleştirildikten sonra, kapitalist sistem, 1945’e değin, sürekili bir ekonomik/politik kriz yaşadı.

2008-2012 arası küresel vardı. ABD’de bankalar, devlet subvansiyonu sonucu iflastan kurtarıldılar.

Sonrasında devletleri iflasın eşiğine getirecek daha derin bir kriz yaşandı.

1978’den bu yana Afganistan’da yaşanan çatışmalı süreç;

Sadece bu kısa tablo, Kapitalist sistemin, dünyada 20.Yüzyıl boyunca yaşanan krizlerin ana kaynağını oluşturduğunu gösteriyor.

Kriz, sadece zayıf halkayı (Yunanistan) değil, güçlü halkalar (ABD, İspanya, Portekiz, İtalya) gibi güçlü halkaları ekonomik olarak sarsacak derecede büyüdü. 

Sonuçta, 2011 yılından bu yana, ABD, AB, Rusya’nın katıldıkları Suriye’deki savaşla birlikte, dünya yeni bir paylaşım savaşının eşiğinde.

II.

Savaşın ortasında, nüfusunun belki de yüzde 90’ından fazlasının köylülerden oluştuğu Rojava’da, Sovyetler’in kuruluşunun benzeri bir sistem oluşturulmaya başladı;

Kantonlar, Sovyetler’in Rojava’daki bir başka devamı oldu.

Rusya’dan Sovyetler’e geçişte, tarımsal alanda kollektif yapılanmaya gidildi;

Rojava’da yaşayan halk, kendilerinin yaşamını yeniden üretmek için, kollektif emekle kollektif tarım ürünleri elde etmeye başladılar.

Rusya’da Bolşevikler’in kıyasıya bir politik çatışma sonucunda, tarihe müdahale etme gücü elde edebildiler.

Rojava’daki çıkışın öncesi de var.

Nasılki Rusya’da 1903’te yapılan RSDİP’nin ikinci kongeresinden sonra, Bolşevik ismi geleceğin tarihi gelişmelerine damga vurdu;

Kürdistan’da da 1984’deki Gerilla mücadelesinin başlamasından sonra, Heval adı, tarihi süreci belirlemeye başladı.

Heval ismi, „bizden“ olanları simgeleyen, şekillenmeye başlayan politik bir nüfusun adı oldu.

Heval adı, dünya sosyalistlerinin Kürdistan’a dair öğrendikleri simge kavramlardan biri.

Sovyet ve Rojava kavramları sinonimleşti.

Sovyetler’de eksik kalanları Rojava tamamlayabilir mi?

Rojava’da, yaşayan emekçiler, kendilerini yönetecek organları tayin edenler.

Kentlerden, köylere, mahallelerden sokaklara değin oluşturulan özyönetim, Rojava’daki deneyin başarıya ulaşmasının asıl gücü.

Rojava’daki toplumsal yaşamın örgütlenmesinde Kadın’ın belirleyici rol alması, Sovyetler’i tamamlayan bir gelişim olarak görülmelidir.

Bölgede yaşayan halkların ortak yönetimde buluşmaları, eğer böyle devam ederse, tüm halkların biribirine benzemesine yol açacak, yeni bir yaşam odağı olabilir.

Rojava’da yaşayan çerkez, biraz Kürt, Kürtler biraz Asuri, Araplar biraz da Kürt olduklarında, uzun bir süreçte, baskı aygıtı olmaksızın, yeni bir „toplumsal ulus“un oluşması mümkün olabilir.

Ve böylece, dünyadaki kapitalist sistemin, özellikle de AB ülkelerinde ulaşılamaz olan, ulusa dayalı olmayan, sadece literatürden bildiğimiz „dünya vatandaşı“ kimliği pilot bir proje olarak emsalsiz bir gelişmeye öncü olabilir.

Ortak ve demokratik sosyalizm eksenideki yaşamın öncüleri, Sovyetler oldu. Sovyetler Birliği ve ona bağlı ülkeler, kan dökmeden, iktidarlarına son verdiler. 

Bunun nedenleri geniş bir analiz konusu. Ancak, kapitalizmin tüm yıkıcı ve talancı ekonomik/siyasi gücüne rağmen, sosyalist idealler ve projeler yaşamaya devam etti.

Sosyalizm, sendikalarda, kadın örgütlemelerinde, özellikle de ağır sanayinin mevcut ulduğu ülkelerde yaşayan toplulukların yaşam ve örgütlenme formlarında etkili rol oynuyor.

Ekim Devrimi’nin Rojava’daki izdüşümü, sosyalist ideallerin canlı resim resim karelerinden sadece bir tanesi.

Mikro ama, öğretisi devasa bir model!

Yazarın diğer yazıları