Ekolojik tarım belediyenin işi

Metin YEĞİN

Geçen haftaki yazıya devam ediyorum, her ne kadar pek vadiden ses yankılanmadı bana ama her halde ‘kulaklarına ekoloji suyu’ kaçmış birileri mutlaka vardır.

Geçen hafta; ’Bu yüzden Ekolojik-Demokratik Belediyenin temel işlevlerinden biri hemen kendi sınırları içinde tarımın, daha doğru deyimle gıdanın yetiştirilmesinin çeşitlenmesi, öncelikle dışarıya değil doğrudan kent halkına uygun fiyattan ulaşmasını sağlaması değil midir?’

-Ah Metin Yeğin yine ‘ütopik’ yazılarına başlamış diyorsunuz belki, ‘güzel ama ütopik şimdi olamaz’ diyorsunuz. Daha önce, bunun ardından, hemen devletle iyi bir anayasa yapma önerisi geliyordu. Ben ütopik anlamıyordum tabii ki ‘Devletle iyi bir anayasa’ mı daha ütopik yoksa kendi alanlarımızda, kooperatifler, katılımcı ekonomi, ekolojik-demokratik belediyeyi yetiştirmek (!) mi?’-

Şimdi daha ayakları yere basan şeylerle devam ediyorum. Ne öyle ‘Kent Topraklarını evsizlere, yani kadınlara’ dağıtmak filan!

Basit ve doğrudan belediye görevleri üzerinden gidelim. Belediyelerin sayılı yetkileri ve görevleri arasında halkın sağlıklı gıdaya ulaşması görevi ve yetkisi var. Bu sadece lahmacunun ununun kuru, nemsiz bir yerde saklanmasını değil çok daha geniş bir alanı kaplıyor. O zaman ilk işimiz, her belediye kendi sınırları içinde ‘ekolojik-organik’ ürünler yetiştirilmesini denetleyebilir ve destekleyebilir öyle değil mi?

Hatta ‘bilir’ değil bunu yapmak zorundadır.

O zaman bütün ekolojik belediyeler öncelikle kendi ‘Ekolojik Gıda’ denetlemesi yapmalı ve bunun için üreticilerine mesela ‘Diyarbakır belediyesi ekolojik ürün’ sertifikası verme uygulamasına başlamalıdır. Sınırları içinde ki bu artık çok büyük bir alanı kaplıyor, bütün üreticiler belediyenin ‘ekoloji komisyonu’nun kurallarına uydukları takdirde bütün belediye sınırları içinde ‘Ekolojik ürün’ olarak satılabilirler.

Yani ilk olarak, ortadan Ulus ötesi tekellerin ‘Organik Sertifika’larını, elimizin tersiyle kenara itip, kendi belediyemizin denetlenmesini koymuş oluruz.  Siz ulus ötesi tekelin ‘Organik Sertifikası’nı mı tercih edersiniz yoksa kendi belediyenizin ‘Ekoloji Sertifika’sını mı?

Bunun daha önemli manası ‘Organik Seritfika’nın üreticiye yüklediği masrafın ortadan kalkmasıdır öncelikle ve yani bunun manası aynı zamanda ‘Tüketici’nin bu parayı ödememesi demektir.

Eh şimdi bana ‘ütopik’ filan dyen var mı hala‘

Bu da mı ütopik?

Tam aksine özelikle ekolojik-demokratik belediyelerin bunu yapmaması için bana tek bir bir şey söyleyebilir misiniz?

Yazarın diğer yazıları