Erdoğan darbecilerle koalisyon yaptı

Başarısız darbenin failleri hiçbir zaman netleşmeyecek. 

Çünkü darbe gecesini sessizlikle geçiren generaller, darbecilere huzur ve sükunet içinde teslim olan kuvvet komutanları, darbenin hazırlanıp uygulanmasına engel olamayan sorumlular, iddia edildiği gibi bir bütün olarak Fethullah Gülen örgütünün üyesi değil, çok bileşenli güçlü bir koalisyondur.

Bunların önemli bir kesimi Ulusalcı-Kemalist, bir kısmı ise darbe gecesi Erdoğan’a, “İstanbul’a gelin ben sizi korurum” diyen; Erdoğan’ın kuşkularını gidermek için, “inanmıyorsanız beni Devlet Bahçeli’ye sorun” diyen, Genelkurmay 2. Başkanlığına atanan, Ümit Dündar gibi MHP’li Ergenekonculardır. 

Hulusi Akar ve diğer kuvvet komutanlarının tutarsız, çelişkili ve inandırıcılıktan uzak açıklamaları, “koalisyon”un karmaşık ve çok yapılı niteliğinden kaynaklanmaktadır. Darbenin başarısızlığı ve koordine edilememesi de çok başlılığından, her komutanın “yarım” katıldığı yönetim tarzından kaynaklanmıştır.

Erdoğan ve AKP medyası bu durumu çok iyi bilmektedir. Ama bu kritik aşamada ve şimdilik, tüm suçu Fethullah Gülen’e yüklemek, darbe karşıtı cepheyi geniş ve diri tutmak bakımından daha mantıklı görülüyor.

YAŞ düzenlemeleri ile TSK’nin üst kademesinde değişiklik yapılamaması, Türk ordusunun bilinmeyen bir süreye kadar, “başarısız darbeyi gerçekleştirenler-darbeye maruz kalanlar koalisyonu” tarafından yürütüleceğinin göstergesidir. 

Erdoğan’ın aceleyle AKP, CHP ve MHP’yi bir araya getirmesi; darbeye karşı ortak demokrasi(!) mitingleri düzenlenmesi, sivil koalisyon eliyle bu askeri koalisyonu baskı altında tutma çabalarıdır.

Dolayısıyla Erdoğan ve AKP’nin işi, 15 Temmuz öncesine göre daha zordur. Erdoğan’ın zorunlu bir şekilde ittifaka girdiği Kemalist-Ergenekon klik, güçlendiği anda yeni hamleler yapacaktır. Erdoğan iktidarını güçlendirdiğinde ise bu kliği tasfiye edecektir. Adına örümcek aşkı diyebileceğimiz, herkesin her an tetikte olmak zorunda olduğu, ilk uyuyanın ilk ölen olacağı bir ortaklık…

Durumun farkında olan Erdoğan, darbe girişimini de fırsata çevirme amacıyla diktatörlüğün restorasyonu çalışması başlatmıştır. Darbe öncesinde yapmayı düşündüğü ama yapamadığı birçok antidemokratik, hukuk dışı uygulamayı, parlamentoyu saf dışı bırakarak hayata geçirmiştir.

Tayyip Erdoğan’ın saray toplantılarına “demokrasi toplantıları” denilemeyeceği gibi, HDP’nin bu toplantıya katılmaması da bir kayıp ve üzüntü duyulacak bir eksiklik değildir.

Selahattin Demirtaş, Kemal Kılıçdaroğlu ve Devlet Bahçeli başta olmak üzere, AKP dışındaki tüm siyasi partilerin ittifak ettiği tek konu Erdoğan ve AKP’nin bir diktatörlük inşa ettikleri gerçeğidir.

15 Temmuz darbesi ile birlikte bu inşadan vazgeçilmediğine ve Tayyip Erdoğan demokratlaşmadığına göre, Tayyip Erdoğan’ın öncülüğündeki hiçbir buluşma meşru ve demokratik değildir. Bu anlamda Bahçeli ve Kılıçdaroğlu’nun saraya çağrılmasına hayıflanıp üzülen HDP’lileri anlamak da hayli zordur. 

Dolayısıyla ne “Saray’daki fotoğraf eksiktir”ne de “HDP’nin saraya çağrılmaması demokrasinin ayıbıdır.” 

Tayyip Erdoğan darbe gerekçesiyle baskı rejimini güçlendirirken, başından itibaren darbeye karşı tutum alan HDP’ye karşı, düşmanca tutumunda bir değişiklik olmamıştır.

Bundan sonraki süreçte de Erdoğan’ın şu veya bu şekilde HDP ile buluşması; CHP ve MHP ile birlikte HDP’yi de bir toplantıya davet etmesi Erdoğan’ın demokratlaştığının, işlerin yoluna girdiğinin işareti değildir.

Demokrasinin ve iyi niyetin ölçüsü; Kürt Halk Önderi Öcalan’ın özgürlüğüdür. Kürdistan’daki işgalin sona erdirilmesi; Rojava’daki Kürt statüsünün ve Türkiye’de de Demokratik Özerkliğin tanınmasıdır.

HDP ve Türkiye’deki demokrasi güçleri bakımından gözden kaçırılmaması gereken husus, darbe teşebbüsünde bulunanlarla Erdoğan, görevden alınan generallerle terfi eden generaller arasında hiçbir farkın olmayışıdır.

O halde demokrasi güçleri ve HDP, diktatörlüğü darbelerden koruma ve diktatörlüğün öncülüğünde demokrasiyi geliştirme gibi tuhaflıkların içinde olamaz. Yapılması gereken, diktatörlüğü de darbecileri de bertaraf edecek bir örgütlenmeyi geliştirmek ve mücadeleyi büyütmektir.

Yazarın diğer yazıları