‘Erdoğan faşizmi’ kavramı

Geçen hafta “Güncel Gelişmeler” konulu bir panelde “Erdoğan faşizmi”, “Erdoğan diktatörlüğü” kavramı eleştirildi. 

Bir panelist bu kavramın, faşizmin Türk tekelci burjuvazisinin rejimi olduğuyla çeliştiğini belirtti. 

Burjuvazinin bugünkü gelişme düzeyinde, onun herhangi bir kliğinin yönetimi tekelci burjuvazinin/sermaye oligarşisinin işçi sınıfı ve ezilenler üzerindeki diktatörlüğüdür. 

Faşizm, tekelci burjuvazinin, işçi sınıfı, halk, ezilen/sömürge ulus ve kesimlerin devrimci hareketinin kendisi için yarattığı tehlikeye karşı açık terörist diktatörlüğüdür. 

Erdoğan ve AKP, yaygın ve büyüyen orta burjuvazinin politik islamcı eğilimli organik temsilcisi olarak ortaya çıktı. Sermaye oligarşisi ve büyük burjuvazinin, ulusötesi dünya tekellerinin Türkiye’deki kolektif çıkarlarının konjonktürdeki en saldırgan temsilcisi oldu. Sermaye oligarşisi ve büyük burjuvazinin iktisadi ve mali kolektif çıkarları neoliberalizmde bugün somutlaşıyor, bunu en saldırganca benimseyip uygulayan Erdoğan ve AKP hükümetleri oldu. Emperyalizmin sadık işbirlikçisi oldular. 

Türkiye’de Erdoğan yönetimindeki faşizm bugün sınır tanımayan saldırganlıkla, işçi sınıfı ve ezilenleri, Kürt Özgürlük Hareketi’ni, komünist ve devrimci hareketi, demokratik ve ilerici hareketi bastırmak ve ezmek istiyor. 

Erdoğan ve AKP, politik islamcı/panislamcı niteliği ağır basan, neoliberalist ve Türkçülüğü de kullanan faşist bir rejimi inşa ediyor. 

Bunu gerçekleştirirken pragmatist ittifaklara çok kolayca giriyor ve biribirine karşıt kliklerle ittifakını rahatça değiştirebiliyor. 

Dün hükümet olarak burjuva liberalleriyle kolayca ittifaktaydı, bugün onların yazarlarını rahatça hapsedebiliyor. Dün hapsettiği Ergenekoncu generalleri ve Perinçek’i bugün rahatlıkla kendi yedeğinde ittifaka koyabiliyor. 

Erdoğan ve AKP, yeni bir faşist rejim inşa ederken, iktidar ittifakı içine MHP’yi, Ergenekoncu ve diğer generalleri -kendi yedeğinde olmak üzere- almış durumda. Erdoğan ve AKP, gerileyen kitle desteğini, Yenikapı mitingiyle MC kurarak yeniden genişletti. CHP, Kürt düşmanlığı temeli üzerinde önceden başlayarak Erdoğan ve AKP’ye desteğini, Yenikapı MC’sine katılarak zirveye çıkardı. Fakat Erdoğan ve AKP, yeniden desteğini güçlendirdikçe, CHP’ye dokunmaktan da geri durmuyor, durmayacaktır. CHP’nin, nasıl olsa Kürt düşmanlığı ve generallerin isteğinin uysal uygulayıcısı olduğu bilinciyle, faşizme destek çıkacağını hesaplayarak hareket etmekte, rejiminin koltuk değneği olarak kullanırken, tehdit etmekten geri durmamakta. 

Bunlar Erdoğan ve AKP’nin inşa ettiği yeni faşizmin sınıfsal ve siyasal niteliği ve özellikleri. 

ABD liderliğindeki emperyalist dünya sistemi ağır bütünsel kriz içinde. Yönetememe krizi derinleşiyor. Bu durumda işbirlikçileri iktidarlardan bölgesel güçleri olanlar kendi yerel çıkarları doğrultusunda özgün gerici/faşist politikalarını uygulama “cesareti” buluyorlar. Kitlelere, bunu, büyük devletlere, Batı’ya karşı milli çıkarların savunucusu olarak satmaya çalışıyorlar. Erdoğan ve AKP iktidarı da bunu yapıyor. Mondi, Duterte, bazı değişiklerle Avrupa’daki neofaşistler de bunu yapıyor. Kitleler, muhafazakar ve sosyaldemokrat hükümetler tahterevallisiyle, kendisine yoksulluk ve güvencesizlik yaratan tekelci burjuvazilerin yönetme oyununa tepkiyle, “milli”, “politik islami” “politik hinduist”, faşizmler arkasına bağlanabiliyor.

Eleştiriye dönelim; Erdoğan faşizmi, sermaye oligarşisi ve büyük burjuvazinin rejimi ve emperyalizmin işbirlikçisi olduğu gerçeğiyle çelişmeyen bir kavram. Kitlelere, rejimin yönetici simgesini gösteriyor. Erdoğan’ın ve Saray’ın yönetimindeki faşizme tepki ve öfke duyan geniş kitlelere, yöneldikleri somut hedefe karşı harekete geçmelerini ajite eden işleve sahip. 

Erdoğan faşizmi kavramını kullanmaktan kaçınmak, bu ajitativ işlevi önemsememek, doktriner beceriksizliği üstünlük saymaktır. Bu bakış mücadeleye zarar verir. 

Komüntern geleneği, Hitler, Mussolini diktatörlükleri kavramlarını kitlelere ajitativ etkisini çok önemseyerek kullandı. 

Mao, Komingtang rejimi, Çan-Kay-Şek diktatörlüğü, Menderes diktatörlüğü kavramlarını bu amaçla ve etkili tarzda kullandı. 

Kemalist diktatörlük, 12 Eylül askeri faşizmi, faşist MC diktatörlüğü kavramları bu amaçla ve etkili olarak kullanıldı.

Eleştiriyi yapan arkadaşın gazetesi de “Hitler özentisi”, “führer rejimi” kavramlarını Erdoğan faşizmi için kullanıyor. Geçmişte 12 Eylül, MC ile ilgili kavramları kullandı ve mücadele aracı olarak benimsiyor. 

Kavram ve sembollerin pratik mücadeledeki rolü nedeniyle tartıştığımız için yararlı olacağı inancıyla…

Yazarın diğer yazıları