Erdoğan faşizminin anayasası

Mevcut Anayasa’da çok sayıda başlıkta yapılmakta olan değişiklik gerçekte kurulacak yeni faşist rejimin kanunsal kanlı elbisesidir. Çünkü başkanlığa yönelik olanlar tayin edici. Yürütmeyi Erdoğan’ın/başkanın emrine vererek, parlamentoyu feshetme, OHAL ilanı KHK çıkarma dahil olağanüstü yetkiler vererek, iktidarı diktatörün tekelinde topluyor. 

Erdoğan, bununla fiilen yürütüyor olduğu başkanlık diktatörlüğünü resmi/kanunsal ilişki düzeyine çıkarmada, geleceğe doğru süreklileştirmede eşik atlıyor. Vekil sayısı nedeniyle zorunlu olan referandum ise kitlelere onaylatarak meşrulaştırmanın aracı olacak.  

Yazı yazıldığı sırada parlamentoda görüşülen değişiklik, AKP ve MHP vekillerinin oylarıyla muhtemelen geçmiş olacak. Sonrasında -telefuz edilen bahar aylarında- referanduma sunulacak. 

Erdoğan, kan dökerek ve Rojava işgaliyle fiili başkanlığı ele geçirdi. Ardından HDP eşbaşkanlarını ve vekillerini, DBP belediye eşbaşkanlarını hapse attırdı. Örgüt iskeletini oluşturan binlerce kadrosunu zindana aldı. Demokratik medya kanallarını kapattı. Demokrat gazetecileri hapsederek susturmaya çalıştı. Erdoğan, düğmeleri olmayan cüppelerini karşısında ilikleyerek yargıçları emir erlerine çevirdi. Üniversiteleri OHAL kararnamesiyle diktatöre tabi hale getirdi ve demokratik akademisyenleri tasfiye etti. KESK’li memurları da tasfiye etmeye devam ediyor. 

OHAL’i ve KHK yetkisini süreklileştirerek fiili başkanlığını sürüdürüyor. 

Erdoğan bunları, öncelikle emrindeki polis ve askeri devasa militarist güçle, elinin altındaki IŞİD ve diğer radikal politik islamcı paramiliter güçleri kullanarak yaptı.

MHP’ye ve Ergenekoncu çeteye, yeni faşizmi inşada sivil-askeri bürokrasinin yönetiminde yer verdi, kendi arkasına bağladı. CHP’den HDP vekillerini hapse atmada ve işgal tezkeresinde destek aldı, koltuk değneği olarak kullandı. 

Yeterince güçlenince onları da bir kenara fırlatıp atmakta tereddüt emeyecek. 

CHP, parlamentoda engelleme gösterisini tabanını kaybetmemek için yapıyor, öyle değilse diktatörlüğe gidişte Erdoğan’ın saldırılarına kritik anlarda destek vermezdi, partisel çıkarını bir yana atıp devlet çıkarı için diktatöre koltuk değneği olmazdı. 

Fakat vurgulamak gerekir ki, bütün bu süreç devrimci, demokratik ve Kürt Özgürlük Hareketinin direnişiyle geçti. 

Erdoğan bu süreçte, yenilgi de aldı. Kürt direnişini yenememe ve Suriye savaşında iflas esasen yenilgiydi. Fakat darbe girişimini kullanarak yeniden güçlenmeye bakarken, Yenikapı MC’si, Kürt ve devrimci düşmanı şovenist mutabakat diktatöre cansuyu verdi. 

Bazı demokratik güçler ve partiler, kitlelerin geri çekilişini, Erdoğan’ın faşist terörüne karşı silahlı direnişine bağlamakla yanılıyor. Eğer o direniş olmasaydı bugün kitleler daha da geri konuma çekilebilirdi. Şimdi varolan direnme cesareti, umudu ve girişimleri, bir temel boyutuyla bu direnişten esinleniyor. 

Bugün direnişi iki boyutta da sürdürmek gerekir. Erdoğan’ın soykırımcı ve tasfiyeci faşist terörüne karşı elbette silahlı direniş devam edecektir. Ama diğer boyutuyla, demokratik meşru kitle direnişini sürdürmek yaygınlaştırmak halklarımızın kendi gücünü görerek mücadeleyi geliştirmesine, kitleselleştirmesine hizmet edecektir. 

HDP’li vekiller dahil bütün demokratik ve devrimci güçler, tekil, genel, yerel, kesimsel hak ve özgürlükler eylemlerini, toplantı ve mitinglerini, kirli/işgalci savaşa karşı mücadeleyi yaygınlaştırarak, faşist diktatörün yaymaya çalıştığı korkuya halklarımızın yenilmesine izin vermemeli, diktatörü yenecek gücü açığa çıkarıp büyütmelidir. 

Bu mücadelelerde, eli kanlı faşist diktatörü yıkma hedefi, ondan hesap sorma ve onu yargılama talebi sürekli olarak prop-ajit-eylem sloganı olarak yaygınlaştırılmalıdır. 

Erdoğan faşizminin anayasası ve kanunlarıyla gayrimeşruluğu sürekli vurgulanmalıdır. 

“Milli birlik, seferberlik”, “ikinci kurtuluş savaşı” ve benzeri faşist yalanların diktatöre biat ve sınıf işbirliğiyle teslimiyetçiliği sürekli vurgulanmalıdır. İşçi sınıfı ve ezilenlerin, diktatörle “milli birliği”ne değil, sınıf mücadelesine, diktatöre karşı antifaşist mücadeleye ihtiyacı olduğu çizgisinin hegemonyası hedeflenmelidir. 

Diktatörün anayasası referandumu, gecikilmeden geniş kitle çalışmasının aracı kılınmalı. Halklarımızın tüm demokratik güçleri, faşist baskılara rağmen, diktatörün anayasasına hayır demeyi zafere ulaştırarak, faşizmi yenmede büyük moral ve kitlesel destek sağlamalıdır. 

Bu, Erdoğan faşizmini yıkma mücadelesine geniş kitlelerin vereceği taze kan olacak, silahlı mücadeleyi de barikatı da kitle militanlığını da besleyecektir. 

Yazarın diğer yazıları