Erdoğan yakında Türkiye dışına çıkamayabilir!..

Başlık size çok iddialı gelebilir ama ben ciddiyim, Erdoğan yakın bir gelecekte Türkiye dışına çıkamayabilir. Nedenlerini elimden geldiğince sıralayacağım ama önce Erdoğan’ın içinde bulunduğu durumu anlatmaya çalışayım. Erdoğan şöyle bir psikolojideki bir insan: “Önce beni sevin, sadece beni sevin, beni sevmeyen ölsün”. Bu insan tipi, dünyanın en zor insan tipidir, nereden biliyorsun diyeceksiniz biliyorum, ben bu ruh halinde bir insan tanıdım.

Bu tip insanlar, kendileri dışında kime gülümserseniz, onu kendisinden daha çok sevdiğinizi sanır. Çünkü kendisine güveni yoktur, sadece onu sevmek zorundasınızdır. Bu ilişkiyi aile içinde düşündüğünüzde daha da tehlikelidir. Çocuk olduğunda çocuğu sadece o sever, siz çocuğa ilgi gösterdiğinizde, bir de bakarsınız ki, çocuk onun kucağındadır. Bunun nasıl olduğunu bir türlü fark edemezsiniz, çünkü o, bu işin profesyonelidir. Zaman geçtikçe bir oyun içinde olduğunuzu anlarsınız ama iş işten geçmiştir. Oyun sevgi üzerine kurulunca çabuk yutarsınız ama zaman içinde esasında o kişinin çocuğu sevmediğini ya da sizden fazla sevmediğini anlarsınız. O zaman neden bu oyun kurulur, çünkü başında da söylediğim gibi, o kişi devamlı tek başına sevilmek ister, anneniz babanız bile kenara atılır. Çocuğu sadece kendisinin sevme oyunu bir yatırımdır, o yatırımın sonucunda çocuğun sadece onu seveceği planı vardır. Çocuğu gezdirmek istediğinizde ya işini gücünü bırakır ve sizinle gelir ya da hasta olduğunu söyler, siz de kös kös bir kenara oturursunuz. Çünkü çocuk hastadır ve siz inanmak zorundasınızdır. Bu konuyu 25 yıldır yazmak istiyordum esasında, hatta kitap yazmak istedim sevgi üzerine ama kendime güvenemedim, psikolog olmam gerektiğine inandım bunu yazmak için, sadece deneyimime dayanarak yazılamayacağına inandım.

Bu durumu kısaca yazdım, çünkü Erdoğan aynı psikolojik bozukluk içinde birisi ve Türkiye’yi yönetiyor. Siz bugüne değin Emine Erdoğan’ın çocukları hakkında bişey söylediğini duydunuz mu, hayır, duyamazsınız, çünkü çocuklar Recep Tayyip Erdoğan’a bağımlı büyütülmüştür. Büyük olasılıkla bağ vardır ama çocukların Emine Erdoğan’la yan yana fotoğrafını gören var mı? Hepsinde mutlaka Recep Tayyip Erdoğan da var, en azından ben görmedim.

Bu insanları herkes sevmek zorundadır ve onu sevenler aynı zaman içerisinde, hele hele aynı ölçüde başkasını sevemez. Kendisini çocuğunuzdan fazla seveceksiniz ama çocuğunuz da onu sizden fazla sevecek. İşin içinden çıkamazsınız…

Bu yazdığım sadece aile içindeki durum, bunun aynısını işyerinde de düşünebilirsiniz ya da Erdoğan gibi sırasıyla belediye başkanı, başbakan ve cumhurbaşkanı olduğunda düşünün. İşte yaşadığımız aynen bu, o bugüne değin hepsinin en iyisini yapmıştır, onun için her şeyin önünde “BEN” vardır. Kısaca “Benim bakanım, benim belediye başkanım, benim halkım, benim askerim” dışında bişey söyleyemezler. Ne varsa hepsi onundur ki herkes onu sevsin.

Uluslararası planda da durum farklı değildir, “Benim dostum filan feşmekan” dediği bütün ülke liderlerine saçmalama pahasına her istediklerini yaptıracaklarını zannederler. Ve sonunda bir de bakarsınız ki, etrafınızda o “Benim” dediklerinizden hiçbiri kalmamıştır. Gidenin yerine yenisini getirmek o kadar kolay değildir, onu elde etmek için daha çok saçmalamaya başlarsınız.

Amerika’ya “Yakın dostum Obama” deyip, başka birine “Yakın dostum” diyerek İran üzerinden oyun oynayamazsınız. Arkasından da “Yakın dostum” Trump numarasını Kasımpaşalı olmasa da o adam yemez. Dünya siyaseti aile gibi küçük bir kurum değildir, o yüzden “Yakın dostum” diyerek hem dinci tabanı hem de Avrupa Birliği’ni kandıramazsınız. Ya da ne bileyim IŞİD’e destek verip, aynı zamanda Kürt Açılımı yaptığınızda ikisinden de olursunuz, elde bişey kalmaz.

“Yakın dostum” Fethullah Gülen dedikten 10 yıl sonra “Yakın dostum” İsmail Ağa dediğinizde bir de bakarsınız ki, bu kadar din-i bütün kişiliğinize karşın elde tarikat bile kalmamış.

ABD ve İngiltere Türkiye’den gelecek direkt ya da transit yolcuların cep telefonları hariç bütün teknik aletlerinin bagaja konması kararını verdiğinde yazmıştım: “Bu Türkiye’yi yarı terörist ülkeler içinde görme kararıdır ve bunun arkası daha kötü gelir” Şimdi ABD Türkiye’den gelecek insanlara vizeyi durdurdu.

Şimdi sırada Zarraf olayı var ve son olarak eski bakan Zafer Çağlayan ve Halk Bankası genel müdürü ve yardımcısı hakkında verilen gıyabında tutuklama kararından sonra o dönemin başbakanı Recep Tayyip Erdoğan dosyada bütün emirleri veren konumuna oturmuştur. Ve o mahkeme yakında Erdoğan hakkında tutuklama kararı çıkartabilir. Hep beraber Erdoğan’ı sevdiğimizi söylersek Türkiye bu rezil durumdan kurtulur mu bilmiyorum, esasında bu konuyu Ataol Behramoğlu’na soracağım ama “EVET” der diye korkuyorum…

Şaka yapmıyorum, ERDOÐAN YAKINDA TÜRKİYE DIŞINA ÇIKAMAYABİLİR!..

Yazarın diğer yazıları