Erdoğan’a bir şey mi oldu uçağı neden yere inmedi?

Saray’dan “müthiş açıklama”…Duyar duymaz heyecanlandım. “İki hıçkırık arasında gelecek olan hıçkırığı yarı korku, yarı tuhaf bir alışkanlıkla bekler” gibi, dünyanın en büyük devlet başkanı olan Erdoğan’ın konuşmasını beklediğim için heyecanlandım.

Haberde deniyordu ki, “AB’nin terbiyesizliğine Saray yanıt verdi.” “Tamam” dedim, “işte sustu sustu, yeniden başladı”.

Açıklamayı hemen okudum: "Avrupa Parlamentosu çatısı altında her gün Türk vatandaşlarını hedef alan bir terör örgütünün propagandasının yapılması kabul edilemez".

Hemen araştırdım. Meğer Brüksel’deki Avrupa Parlamentosu’nda PYD ile ilgili bir resim sergisi açılmış. Elbette bu duruma Saray çok kızmış. Açıklama şöyle devam etmiş:

“Terör propagandası, ifade özgürlüğü kapsamında olamaz. Bu sergiyi düzenleyenler, eğer hareketlerini ‘PYD’nin DAEŞ terör örgütüyle savaştığı’ iddiasına dayandırıyorlarsa, kendilerine Nusra Cephesi, Hizbullah ve eli kanlı Esed rejimi sergilerini de açmalarını tavsiye ediyoruz.

Bizim açımızdan masum insanları öldüren ve kandan beslenen Nusra Cephesi, DAEŞ, PYD ve PKK arasında herhangi bir fark yoktur.

Türkiye’deki terörle mücadele yasalarını her fırsatta eleştiren bazı Avrupalı siyasetçilerin asıl maksadı bu vesileyle anlaşılmıştır."

Açıklamayı okuyup bitirdikten sonra, “demek ki, diye düşündüm, Erdoğan konuşmalarına geçici olarak ara vermiş, bu vesileyle yeniden konuşmaya başlamış…”

Ama o ne?

Gözümden kaçmış, “Sarayın açıklaması” lafını “Erdoğan’ın açıklaması” sanmışım.

Meğer…

Meğer açıklamayı İbrahim Kalın yapmış. Erdoğan “konuşma orucuna" devam ediyormuş.

Şimdi soruyorum:

“Erdoğan neden konuşmuyor?”

“Çok merak ediyoruz, gerçekten yaşıyor mu?”

“Allah korusun, Cumhurbaşkanımıza bir haller mi oldu?”

Muzip bir okurum, “iddiaya girerim ki, Cumhurbaşkanına bir haller oldu… Duyumlarım böyle… Ancaaaak… Henüz ‘teyit’ ettiremedim…” dedi. Devam etti:

“Güvenilir bir Suriyeli Tugay kaynağımdan aldığım bilgiye göre, muhterem devlet başkanımızın NATO toplantısından dönüşte bindiği devlet uçağımız, üçüncü gündür, hala Saray hava alanına inmemiş… Havada dolanıp duruyormuş…”

“Hadi be, diye azarladım muzip arkadaşımı, havada üç gün uçan bir uçak henüz icat edilmedi… Sakın uçağa bir şey olmasın?”

O devam etti:

“Evet, yüzde 99 uçağa bir şey olmuş olabilir, deniyor ki, 11 bin metre yukarısı eksi elli dereceymiş, uçak tam o sırada bir bulutun içine girince, bulut donmuş, bu donma işi Kürtlere bağlı bir ‘tugayın” işi olabilir, bulut donunca uçak buzların arasına sıkışmış, inmek için buluttaki buzların çözülmesi bekleniyormuş… Ancak bu bilgi bizde ama, onu da ‘teyit’ ettiremedim…”

“Yani, diye sordum, devlet başının konuşmamasının perde gerisinde bir şeyler olabilir mi?”

“Olmaz olur mu, dedi, bir şey değil, bin şey var, Ama ben ‘bin şey mi, yoksa dokuzyüz doksan dokuz şey mi, bir türlü ‘teyit’ ettiremedim…”

Bizimkinin bu gevezeliğinin altında yatanın ne olduğunu birden bire merak ettim. “Çıkart şu baklayı ağzından, ne demek istiyorsun?”

"Şey, dedi, her ne kadar ‘teyit’ edilemese de, diyelim ki, teyit edildi ve Bahoz Erdal gerçekten de vuruldu… Olamaz mı? Adam gerilla. Gerillalıkta vurmak da var, vurulmak da…“

Durdu…Yüzüme manalı manalı baktı: “Ama söyle bana, diyelim ki, bir Kürt tugayı devlet başkanımızın uçağını, donmuş bulutların arasına sıkıştırdı ve de uçak bir türlü inemiyor… Özgür Politaka da ‘teyit edilemeyen’ bu palavrayı her gün manşete çekiyor…”

“Halk ne düşünür?

"Bahoz öldü denince, Kürt anaları hemen yüz Bahoz daha doğururken, Türk anaları ikinci bir Erdoğan doğurabilir mi? Bahoz Erdal’la Tayyip Erdoğan hiç ‘kıyas kabul eder mi’? Böyle bir şey hiç olur mu, o ‘tek şef’ değil mi, üstelik ‘sünneti olan biricik şef” değil mi, o donarsa AKP ayakta kalabilir mi?  Hükümet ayakta durabilir mi? Erdal Bahozsuz Kürt halkı kaç Kürt varsa o kadar Bahoz olur da, Erdoğansız Türk ne olur? Cevap isterim… Yani Bahoz öldü dersen Kürdü şaşırtamazsın, ama Başkan "dondu" dersen, AKP dona kalır…"

Bizimki "ne Bahoz ölsün, ne Başkan donsun" mu diyor, yoksa kafasında tilkiler mi dolaşıyor, anlayamadım.

Yazarın diğer yazıları