Erdoğan’a neden boyun eğiyorlar?

Soykırımı inkarla başlamadı tüm hadise.

Erdoğan, kendisiyle dansa kalkmayan herkese rest çekti.

Türkiye penceresinden bakmayanların kaderi: cehennem.

Erdoğan’ın umurunda değil.

Bu "barut fıçısı" adamın hakkından nasıl gelecekler?

Bu batıyı ilgilendiren bir hadise.

Sorun, Erdoğan’ın sosyal intihar eşiğine getirdiği milyonların, kendilerini ifade edecekleri bir atmosfer bulamamaları.

Tali sorun, organize suç örgütü AKP’nin başındaki Erdoğan‘ın kolonyal sisteminden kurtulmak için direnen Kürdistan’ın başına bela edilen AKP hayranları. Erdoğan’ı ayakta tutmaya mecbur edilenler. Yahudi yazar Golhagen’e göre Hitler değil, onu başa getiren Alman halkıydı. Bu Türkiye’de de tekrar ediyor. 

Erdoğan’a boyun eğiyorlar.

Sözkonusu olan, şimdilerde Türkiye’de yaşayanların yüzde kırkı?

Türkiye’de Erdoğan’a boyun eğildikçe, Kürdistan’ın, kolonyal dünyadan tarihi kopuşu zorlaşıyor.

Erdoğan taş yemeyi denese, moda olur.

Erdoğan, Abdullah Gül’ün cadde ortadsında linç edilmesini buyursa?

Ne olur bilmem.

Davutoğlu’nun siyasal ömrünü sonlamak Erdoğan için saatlik bir iş.

Psiko analist Erich Fromm, "İnsanlık tarihi itaatsizlik perdesiyle açıldı ve bunun bir itiaat gösterme perdesiyle son bulacağı ihtimal dışı değil" diyor.

Fromm’a göre itaatin olmadığı yerde, itaatsizlik olmaz.

Buna göre varsayım: Erdoğan, kendisine itaatte mecbur kılarak tolumu, itaatsizliği mümkün kılmış oluyor.

Türkiye’de insanlık tarihi, örgütlü başladı, örgütlü devam etti ve Erdoğan’ın eline örgütlü geçti.

Örgütlü yaşamın, ekmek, su, makam, şiddet, baskı, korku’ya dayalı bir mekanizma tarafından "tutsak" ettiği milyonlar neden Erdoğan’a "hayır" desin ki?

Yaraları sarılmayan bir toplum düşünün.

90 yılı aşkın, sistematik "askeri sevmeye" mecbur edilmiş milyonlar dünyası.

Geçmişte itaatsizlik, askeri darbelerle kesintiye uğradı.

Çocukları asıldı, Beyazit meydanında vurulan Taylan Özgür’den bu yana, sistematik olarak katledildi.

Burası şimdiki Türkiye oldu.

Bir de Türkiye’nin tustak aldığı, toraklarını işgal ettiği Kürdistan vardı.

İşte Türkiye’deki o milyonlar, Kürdistan’dan pay alan bundan dolayı da susmayı beceren "makul vatandaşlar" edildiler. 

Kürdistan başka bir dünyaydı.

İtiraz/itaatsizlik sahneleri travmayla cezalandırıldı.

Kürdistan’da yaşayanlar Ankarayı hiç sevmedi.

Ankara’dakiler Kürdistan’daklileri hiç hiç sevmedi.

Kürdistan’dakiler, sevmedikleriyle yaşamaya mecbur edildikleri için, onların sundukları "sahnede" kendileri olmayan "adam" oldular.

Ankara’dakiler, "sevdikleri" bu "adam" olmayanların hiç de "adam" olmadıklarını bilerek, onları "hakiki adam" kabul ettiler.

Kürdistan’ın kaderini tayin hakkı, Ermeni halkının geleceği, Asuriler’in yaşam alanlarına dönmesi ve Erdoğan’ın iflah olmayan histerik yükselişinin temelinde bu "psikolojik itaat" var.

O da biliyor, yükseldiği merdivenin itaatsizlerin saldırısıyla devrileceğini.

Kürdistan için bir kabus bu, kolonyal kabadayı adam.

Türkiye için toplumsal bir felaket.

Yazarın diğer yazıları