Erdoğan’dan ‘basın nasıl susturulur’ dersleri…

Almanya Gündemi

Türkiye’de ne kadar kısıtlama varsa, yöneticilerin ağzından o kadar özgürlük söylemleri fışkırıyor. Zira artık ifade özgürlüğü, basın özgürlüğü tartışma konularının başlıkları arasında bile kendine yer bulamıyor. Gazeteciler meslekleri gereği yaptıkları haberlerden dolayı cezalandırılıyor. Nitekim birçok gazeteci, devletin hoşuna gitmeyen haberler yaptıkları için terörle mücadele kapsamında yargılanıyor, bir çoğuna gözdağı veriliyor, hatta işlerinden atılıyorlar. 

Her geçen gün basın özgürlüğü sıralamasında gerilere düşen Türkiye, Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) örgütünün hazırladığı basın özgürlüğü endeksinde 151’inci sırada yer alıyor. (Almanya 180 ülke arasında 16’ncı sırada) Bu haliyle, bir önceki rapordan iki sıra geride. Raporda belirtilen önemli vurgular ise "sürekli olarak yayın yasakları konduğu, gazetelerin yazı işlerine baskınların yapıldığı, gazetelere kayyum atandığı, yabancı gazetecilerin gözaltına alındığı ve eleştirel gazetecilerin haklarında açılan davalarla engellenmeye çalışıldığı". Avrupa Parlamentosu’nun geçen hafta gecikmeli olarak kabul ettiği Türkiye raporunda ise başta medya özgürlüğü olmak üzere Türkiye’de demokratikleşme ve hukuk devletinin gerilediği vurgusu yapılıyor. Bir de Erdoğan’a hakaret davalarının 2 bin civarında olduğunu hatırlatırsak,- bunların arasında gazeteciler de var-, sanırım ahvalimiz hakkında daha da netleşmiş oluruz. 

Resim böyleyken, Erdoğan Avrupa Parlamentosu’nda geçtiğimiz yıl tereddüt etmeden, "Dünyada Türkiye gibi basın özgürlüğü olan başka yer yok. Ben ve ailem hakkında gazetelerin manşetlerinde neler yazıyor görseniz, inanmazsınız. Gazetecilik faaliyeti yaptığı için hapiste yatan hiç kimse yok" ifadelerini kullanmıştı. Benzeri söylemler hala sarfediliyor. 

Bu hastalıklı ruh hali bildiğiniz üzere Almanya’ya da sıçramıştı. Erdoğan’ın başka bir ülkenin "basın özgürlüğüne sınırlandırma getirmek istemesi" fiilinin kopardığı fırtına artarak devam ediyor. Exra 3 ile başlayan, Böhmermann ile devam eden kriz, Merkel’in Erdoğan’ın şikayeti üzerine, Böhmermann hakkında inceleme yapılmasına izin vermesiyle beraber giderek daha da büyüyor. Hatta olay öyle trajik bir hal aldı ki, Almanya Dışişleri Bakanlığı, kendi vatandaşlarına Türkiye’yi ziyaret ettiklerinde, açık alanlarda Türk devletine karşı siyasi fikirlerini beyan etmekten ve terör örgütü sempatizanlığı yapmaktan acilen kaçınmaları uyarılarında bulundu. Dikkate alındığında aslında böylesi bir uyarı bir ülke için yüz kızartıcı nitelikte. 

Yine bir başka trajik gelişme de, Türkiye Suriye sınırında bulunan Suriyeli mültecilerle ilgili haber yapmak üzere Kahire’den İstanbul’a gelen Güneybatı Alman Radyo Televizyon Kurumu (SWR) muhabiri Volker Schwenck’in gözaltına alınarak sınırdışı edilmesi. Gazetecinin neden sınırdışı edildiğine yönelik ise elle tutulur bir açıklama yapılmadı. Schwenck muhtemelen şu an Maraş’ta yapılması planlanan AFAD mülteci kampına karşı direnişte olan yöre halkı ile de görüşecekti. Ülkesindeki gelişmeleri havuz medyası penceresinden yaymaya alışık olan Erdoğan, Schwenck gibi birçok gazeteciyi de sınırdışı etti. Velhasıl, yüz kızartıcı fiiller yapılmaya devam ediliyor. 

Erdoğan’ın basını baskılama yöntemleri konusunda verdiği dersler, Almanya’da kamuoyunun rahatsızlığına rağmen Merkel öncülüğünde yavaş yavaş uygulamaya sokuluyor. Fakat diğer taraftan, özellikle Böhmermann krizi sonrası, Merkel eleştirileri daha da sertleştirilmiş durumda. Çünkü; hak ve özgürlüklerin nasıl gasp edildiği yönünde, gözle görülür, elle tutulur somut argümanlar karşısında bile, Erdoğan’a hala altın tepside imtiyazlar sunulması tahammül sınırlarını zorlayan gelişmeler olarak nitelendiriliyor. 

Merkel 23 Nisan’da Türkiye ile yapılan mülteci antlaşması çerçevesinde Kilis’te incelemelerde bulunacak. Görünen o ki; incelemelerin ardından baskılanan özgürlüklerle ilgili farklı açıklamalar yapılmayacak. Nitekim, sık sık yapılan her ziyaret sonrasında, farklı bir Erdoğan isteği karşılanmaya çalışılıyor. Merkel, mülteci antlaşması ile beraber doruğa çıkan Erdoğan kaprislerine boyun eğdiği müddetçe, ülkesinde hızla yayılan muhalif dalga karşısında çaresiz kalacağı aşikar. Zira Türkiye , özgürlükler konusunda, 180 ülke arasında 151’inci sırada yer alarak ne kadar örnek alınması gerektiğini ele veriyor. 

Yazarın diğer yazıları