Erdoğan’ı 2 korkusu bitirecek

Esasında başlık yanlış, yanlış değil de eksik ama ben bugün sadece 2 korkusundan bahsedeceğim için Erdoğan’ın korkuları diye yazmadım. Erdoğan’ın şu an yaşadığı tüm korkuları yazsam zaten buraya sığmaz, köşe yazısı olmaz, küçük bir kitap olabilir.

Cumartesi günü Başbakan Binali Yıldırım Almanya’ya geldi ve kapalı bir spor salonunda referandumun açılışını yaptı. Bu yazıyı okuyanlardan bir kısmı Erdoğan’ı sevebilir, referandum için destek verebilir ama hepimizin ortak bir noktası var ki, o da Erdoğan’ı çok iyi tanıdığımızdır. Buradan şöyle bir soru çıkıyor karşımıza: “Kendisi için yaptırdığı bu anayasa değişikliğinin Avrupa açılımını neden Erdoğan kendisi yaptırmadı…” Erdoğan ve AKP Avrupa oylarına çok ciddi bakıyorken ve kendisi Binali Yıldırım’ın yanında ciddi bir hatipken ve geldiği taktirde 11 bin kişilik salonu dolduracağı kesinken –Yıldırım dolduramadı- neden bir anlamda kobay olarak Yıldırım kullanıldı… Peki o zaman neden kendisi gelmedi!“

Dikkat ederseniz, Yıldırım’ın bu ziyareti esnasında yandaş medyanın gözünden kaçan – Nasıl bir gazetecilik gözü varsa artık- olay Artı Haber Gazetesi’nde şu şekilde verildi: “Almanya Parlamentosu Milletvekili Volker Beck, Alman makamlara çağrıda bulunarak, Başbakan Yıldırım’ın ‘DİTİB imamlarının ajanlık soruşturmasıyla ilgili ifadesinin alınmasını ve gerekirse tutuklanmasını’ istedi.

Beck, Federal Başsavcılık, Duisburg Savcılığı ile bugün Binali Yıldırım’ın miting yaptığı Obernhausen Polisi’ne yazılı suç duyurusunda bulundu. Başvuruda, imamların direkt Başbakanlığa bağlı olduğu, dolayısıyla Başbakan Yıldırım’ın da ajanlık faaliyetinde rolünün olduğu dile getiriliyor.” Hatta imamlar başbakanlığa bağlı olduğundan dolayı soruşturma sonuçlanıncaya kadar Almanya’dan çıkmasına izin verilmemesi istendi.

Aynı soruşturma Erdoğan’a açılır mıydı bilemem ama ona da IŞİD’e gönderildiği neredeyse bütün dünya tarafından bilinen ama sadece Erdoğan tarafından reddedilen silahlardan dolayı soruşturma açılırdı ve bu dosya benim bildiğim kadarıyla 2 bin sayfa. İşte bu dosya yüzünden Erdoğan uzun süredir Avrupa’ya çıkamıyor ve daha da çıkamayacak. Bu korku kendisini yiyip bitiriyor. Kendi ülkende bu kadar hava atarken, kendisini dünyanın tek lideri sanırken gözaltına alınmak, üstüne üstlük bir de tutuklanmak korkusu onu yiyip bitiriyor.

Erdoğan’ın 2. korkusu bugüne değin hiç yaşamadığı bir korku, o da ilk kez seçimlere mağlup başlaması ve mağlup olacağı korkusu. Erdoğan bu güne dek hiç seçim kaybetti mi derseniz, evet kaybetti, 7 Haziran seçimlerinde HDP’nin barajı aşması ve 80 vekil çıkarmasıyla iktidarı kaybetti. Kaybetti ama 7 Haziran’la bugünkü referandum arasında ufak bir detay var, daha doğrusu fark var, o da Erdoğan 7 Haziran seçimlerine kendisinden çok emin bir şekilde girdi. O seçimler kendisi için bir düş kırıklığıydı ama bir takım ayak oyunlarıyla onun altından kalkmasını becerdi. Hatta neredeyse bizim dışımızda kimse bu ayak oyunlarını ciddiye almadı ve yaptıkları gayet demokratikmiş gibi davranıldı.

Oysa Erdoğan bu referanduma mağlup başladı, hatta bunu kendisi de bir açıklamasında şöyle anlattı: “Şu an referandum halka yeteri kadar anlatılmamış…” dedi. Evet Erdoğan kendisi için yapılacak bu referanduma mağlup olarak başlayacak ve mağlup olarak bitirecek. Partiler arası bir seçim olmadığından dolayı da bunun hemen yenilenme olasılığı yok. Bildiğim kadarıyla en az 1 yıl geçmesi gerekiyor üzerinden.

Peki referandumu kaybeden Erdoğan bunun altından nasıl kalkacak, bunca iddiası karşısında kabul etme şansı yok, doğal olarak –herkesin de kabul ettiği gibi- erken seçime gidecek. İşte daha önce de yazdığım gibi bu referandum AKP ve Erdoğan’ın çöküşüdür, çünkü referandumdan mağlup çıkacak Erdoğan’ın seçim kazanma şansı da azalacak, daha doğrusu 7 Haziran sonuçlarına geri döneceğiz, çünkü hükümet olma şansını yitirecek.

İşte bu 2 korku Erdoğan’ı şu an perişan ediyor. Herkes Erdoğan’ın miting yapmasına karşı çıksa da ben istiyorum esasında. Bunun birinci nedeni Erdoğan bu mitinglerde kendisi için oy isteyecek, bu da ters tepecek. İkinci gerekçem, 7 Haziran seçim öncesini anımsayın, Erdoğan yaptı bütün propagandayı ve kaybetti. 1 Kasım seçimlerinde kendisine oturması söylendi ve dönemin parti başkanı ve başbakanı Ahmet Davutoğlu, Erdoğan’ın kaybettiği AKP’yi toparladı ve eski haline getirdi.

Yani, bence bu seçim bitti, sıradaki gelsin…

Yazarın diğer yazıları