Erdoğan’ı Kürdistan bitirecek

‘Bir ülke nasıl yönetilir? O ülkenin birincil sorunları nelerdir?” diye bir ders var mıdır, bilmiyorum ama olsa bile bence Recep Tayyip Erdoğan için zaman çok geç bence… Bu dediğim esasında belediye başkanlığı için de geçerli ama belediyelerde yerleşik memur ve müdürlere danışarak durumu biraz idare edebilir ve sonunda bişeyler öğrenebilirsiniz. Ancak devlet yönetmek sadece iç sorunları çözmeye çalışmakla çözülemez, komşu ve komşu olmayan ülkelerle ilişkiler ve onlara karşı alacağınız tavırlar da önemlidir.

Eğer bir şirket yönetiyorsanız, rakip şirketlerle kıyasıya bir savaşa girebilirsiniz, oradaki çıkarınız sadece sizi ilgilendirir ama orada bile bunu yaparken bir saygı çerçevesinde olmak zorundasınızdır, aksi halde alıcı olan halk tepki gösterir ve malınızı almaz. Oysa ülkeler şirketler gibi yönetilemez, bu hataya ilk olarak Turgut Özal düşmüştü, şimdi aynı tuzağa Erdoğan düştü ve tekrarlıyor.

Tuzağa düştü demek yanlış esasında, bunları bilerek yapıyorlar. Bunu yapma nedeni belki de kapasitesinin o kadar olmasından kaynaklanıyor olamaz mı düşünmüyor da değilim esasında. Erdoğan belediye başkanlığından beri zenginleşen hatta zenginleşmenin de ötesi bir noktaya gelen biri, doğal olarak da kafası şirketleşmeye çalışıyor ve ülkenin de öyle yönetileceğini sanıyor.

Dün yurt dışına çıkarken havaalanında yaptığı açıklamada ABD askerlerinin YPG’li savaşçılarla beraber çekilmiş fotoğraflarına kızmış, bu konuda ayar vermeye çalışıyor ve bu konuyu ABD başkanı Trump ile bizzat görüşeceğini açıkladı… Peki, böyle bir görüşmede Trump kendisine 1 sene önce Salih Müslüm ile yapılan görüşmeleri sormaz mı? Ben artık Erdoğan’ın bunları bilerek yaptığına inanmıyorum, ciddi bir hafıza sorunu mu yaşıyor acaba diye kuşkuya düşüyorum.

Şimdi Trump’tan önce ben Erdoğan’a sormak istiyorum. Salih Müslüm ile Türkiye’de 2’si resmi olmak üzere 3 görüşme yaptın. Çoğu Mısır ve Almanya olmak üzere 12-13 kez gayrı resmi görüşme yaptın. Senin kendinin yada dönemin başbakanı Ahmet Davutoğlu’nun yan yana fotoğrafları var. Peki, bunlar varken, hangi mantıkla ABD başkanı Trump’a o fotoğrafları soracaksın ki… Trump, hiçbir gerekçe göstermeden “Bu sadece benim ülkemi ilgilendirir, ABD vatandaşı yada askerinin kiminle fotoğraf çektirdiğinden sana ne!..” derse, Erdoğan ne diyecek?

Erdoğan komşularıyla arasının neden bozulduğunu henüz anlayamamış gibi geliyor bana, herkesin içişlerine karışabileceğini sanma duygusu onu gittikçe uçuruma doğru götürüyor. Erdoğan Türkiye’de Kürt sorunu var diye dünyadaki bütün Kürtlere karışabileceğine, onların nasıl yaşamaları konusunda karar verebileceğine, sınırlarının ne olması yada nereden nereye kadar olabileceğine kendisinin karar verebileceğine inanmaya başladı.

Oysa hep söylediğim gibi Orta doğu ve Türkiye’de yeni bir tarih yazılıyor ve herkes bu yeni tarihin neresinde durması gerektiği konusunda bir karar vermeli. Bunu eskiden sadece sosyalist ve devrimci Türk arkadaşlarım için söylerdim ama şimdi bunu Türkiye’de yaşayan herkes için, hatta her siyasi parti için söylüyorum. Ben, birey olarak Türkiye’de yaşayan Kürtlerin bile kiminle ve nasıl fotoğraf çekilmesine karışılmamasını söylerken, 2 ayrı ulus halkının çektirdiği fotoğrafa bakıp eleştiri getirmek nasıl bir siyasi anlayış diye kendi kendime sormaktan kendimi alamıyorum.

İşte buradan çıkıp yazının başlığına dönüyorum ve Erdoğan’ın siyasi yaşamının sonunu Kürtlerin hazırlayacağını söylüyorum. Bunu Kürtler savaş açacak da başaracak anlamı çıkmasın, Kürtlerin uzun zamandır verdiği barış ve demokrasi mücadelesi Erdoğan’ın sonu olacak. Bütün dünyanın istediği barış, Erdoğan istese de istemese de gelecek ve Erdoğan iite o zaman siyasetten kopmuş olacak. Çünkü bu gelişimin bitek açıklaması vardır o da artık Türkiye’ye barışın yani demokrasinin yavaş yavaş geldiğidir ki Erdoğan’ın sevmediği ve anlamadığı bişeydir ve büyük olasılıkla alerji yapacağından teslim olup “Benden bu kadar…” diyecektir…

Yazarın diğer yazıları