Erdoğan’ın elindeki iki ‘sopa’dan Kemalistler kendini nasıl kurtarır?

Erdoğan’ın elinde „iki sopa“ var. Birincisi „FETÖ“ sopası.

İkincisi „Bölücü terör“ sopası.

Saray bu „sopaları“ sallayınca, ulusalcı ikilemde kalıyor: Ya „FETÖ’ye ve Bölücü Terör“e karşı Saray’ı destekleyecek, ya da sopayı kafasına yiyecek.

Ulusalcı ve Kemalist kardeşlerimiz neden „bu ikilemden“ yakalarını kurtaramıyorlar:

Çünkü onlar bu „sopaların“ sallanmasına „itiraz“ edemiyorlar.

„Asıl biz FETÖ’ye karşıyız, diye başlıyorlar, sen onunla düne kadar ortaktın“ diyorlar ve anında „sopa“ karşılarına dikiliyor: Asıl siz FETÖ’ye karşıysanız, neden Saray’ı desteklemiyorsunuz; Saray bütün gücüyle FETÖ’yle savaş mıyor mu? Siz iktidarda olsanız, ordunun generallerinin yarısını, hakim ve yargıçların neredeyse yarıya yakınını, akademisyenleri, öğretmenleri, sağlık emekçilerini Erdoğan’ın yaptığı gibi hapse atar mıydınız? Atamazdınız, çünkü siz FETÖ darbesinin „siyasi ayağısınız.“

Ulusalcı ve Kemalist arkadaşların böyle sözlerle gösterilen „sopa“ karşısında diyecekleri hiç bir şey yok.

Oysa „sopayı“ müstebitin elinden alıp, kafasına indirebilmek için, denmesi gereken şudur:

„Cemaat terör örgütü değildir, dün sizin ortağınızdı, ama ABD ve NATO sizi defterden sildiği için, bu Cemaat size muhalefet etmeye, yolsuzluklarınızı ortaya çıkarmaya ve yargıdaki gücüne dayanarak sizin destekçilerinize, en başta da MİT Müsteşarına operasyon yapmaya başlayınca, siz onları, içlerine sızdırdığınız ajanlar eliyle darbeye kışkırttınız ve asıl darbeyi de siz 20 Temmuz’da yaptınız“…

Bu tez, sadece, geçenlerde suya tirit tevil edilmeye çalışılan, 14 Temmuz günü MİT ile Genelkurmay „toplantısının“ ortaya çıkmış olmasıyla birlikte kanıtlanmıştır.

İkinci „sopa“, „bölücü terör örgütü“ sopasıdır.

Ulusalcı ve Kemalist kardeşlerimiz açısından, aslında bu „sopaya“ sopa bile demek anlamsızdır. Onların elinde bu „sopanın“ olamayışı, hem siyasi iktidarı ele geçiremeyişleri yüzündendir, hem de artık „ordu“ dolayımıyla bu „sopanın“ „ulusalcı“ bir sopa olduğunu söylemeleri mümkünsüzdür.

O nedenle, „sopayı“ görüp, köşeyi çaktırmadan dönüp, ortadan kaybolurken, „Asıl ‘terör örgütünün’ savunucusu sizsiniz; onlarla siz ‘masaya’ oturmadınız mı?“ diyorlar ve „sopayı“ tepelerine yiyorlar.

Saraycılar bağırıyor: „Siz boş verin geçmişi, şu anda olanlara bakın, Demirtaş’ı biz hapse attık, siz bizim yerimizde olsanız onu hapse atar mıydınız? Öcalan’la masaya oturmuşuz, doğru, ama şu anda onu en derin tecrit altında tutuyoruz, söyleyin bakalım, siz aynısını yapabilir miydiniz? Biz PKK’yi destekleyen şehirleri yerle bir ettik, yarım milyonunu sürdük, onbinlerce teröristin kimisini yaktık, kimisini hapse attık; siz bizim yaptığımız gibi yapabilir misiniz? Bunları yapan Saray’ı neden desteklemiyorsunuz, çünkü asıl siz PKK yandaşısınız…“

Bu „sopayı“ yiyen ulusalcı-Kemalist kardeşimin bir ay kendine gelemeyeceği çok açık.

Bu sopadan kurtulmanın yolu şu:

„PKK terör örgütü değildir, bir isyan örgütüdür, isyanın sebebi hem bizim tarihteki büyük yanlışlarımızdır, hem 12 Eylül faşizmidir ve hem de sizin çözüm sürecini bilinçli olarak bir oyun haline getirmenizdir… Biz de sizin gibi çözüm sürecini başlatacağız, ama PKK’ye terör örgütü demeyeceğiz, böyle yapacağımız için bizim çözüm sürecimiz inandırıcı olacak“… Bunu dediği gün müstebitin elindeki sopa, bumerang olur, döner onun kafasını kırar.

Adamın biri dalkavuğuna bir altın verir ve önde giden kalın enseli adamın ensesine bir şamar atmasını söyler. Dalkavuk şamarı patlatır. Adam „yandım“ deyince, „seni dayıma benzettim“ der. Lakin zengin adam bir şamar daha atmasını söyler. Sonunda „ulan seni ayağımın altına alırım“ diyen şamar mağduruna dalkavuk şöyle der: „Kusura bakma beyim, sende bu ense, bizim beyde de bu kadar para oldukça senin ensen şamardan kurtulmaz…“

Bizim Kemalist kardeşlerimiz de o hesap. Onlarda bu „devletçilik, milliyetçilik“ oldukça, bir gün o sopadan, ertesi gün bu sopadan kurtulamazlar. 

Bu yazı „yürüyüş“ öncesine aittir. Belki yürüyüş bu „açmazı“ kırar. Amin…

Yazarın diğer yazıları