Erdoğan’ın kozları (II)

Birinci yazımla ilgili olarak aldığım “iltifatları” beklemiyordum.
Yanlışlar üzerinde iz aradığımı düşünüyordum.
Övgülerden bahsetmeyeceğim…
Ancak gündem “MİT-PKK görüşmeleriyle” sarsıldı.
Erdoğan MİT’in bir kozu olduğunu kabul etti.
Düşüncem; Osmanlı oyunudur: MİT birileriyle ilişkiye geçerse, mezar kazıcıları da devreye girmek için beklemektedirler; bundan kuşku duymuyorum.
Ancak, Kürtler de hesap yapıyorlardır ve gücü olanlar “gizli görüşme” yapmaktan korkmuyorlar.
Türk Dışişleri Bakanı Davutoğlu: “şeytanla bile görüşürüz” diyormuş.
Bu söylem Sovyet devrimi ustası Lenin’e aittir. Lenin Bolşevikler’in güçlü olduklarının altını çizmek için “şeytanla bile” görüşebileceklerini açıklamıştı.
Erdoğan’ın Dışişleri “kozu” Davutoğlu, Erdoğan’ın sosyalizmi hadımlaştırma projesine katkıda bulunmak için, “şeytanla görüşme”yi “sosyalist miras”tan koparıp almaya çalıştı, o da nafile.
Yazımın birinci bölümüne gelen eleştirilerde, “kozlar”a neden İbrahim Güçlü, Muhsin Kızılkaya vb. dahil etmediğim soruldu.
Ben de tiplemelerde seçtiğim “as”ların, diğerlerini de temsil ettiğini ilettim.
Kurtulamadım.
Ben de “dik kafalı bir Zaza” olduğumu düşünüp dururdum.
Öyle olmadığını daha dik kafalı bir Zaza’nın beni ziyarete mecbur etmesiyle algıladım.
O benimle hiç mi hiç hemfikir değildi.
Sorunu Şivan Perwer’di.
Ben Şivan’ın son yıllarda neler yaptığını birkaç satırda vurgulayıp geçmiş ve eklemiştim:
Şimdilerde gideceği güzergahı aradığını sanıyorum; o da nafile…
Tarihten ders çıkaracağını içten diliyorum.”
Ancak o başka Zaza beni bir söz “düellosuna” davet etti.
Kürdistan’da “Ulusal Konferans” tartışmalarını alevlendirmek istedim, olmadı.
Daha sonra, Türk ordusunun yakında Kürdistan’dan “ev’e” dönüş yapacağını, Kürtleri “kaybedenler” olarak medyaya dikte ettireceğini ve Erdoğan’ın son kozunu oynayarak, Kürt Gerilla güçlerine karşı “alternatif planı”nı ilan edeceğini ilettiysem de onu durduramadım.
Şivan ile ilgili görüşlerini Zazaca açtı, Türkçeye tercümesini sunuyorum, ona söz verdim ve bu da benim borcum olsun dedim:
“Şivan kendisini İbrahim Tatlıses ile karşılaştırdı ve eğer Türkiye’ye giderse, Tatlıses’i bitireceğini açıkladı.
Şivan Tatlıses’i bitiremez; pazarı Türkiye değil. Devrimci bir sanatçı böylesi açıklamalarda bulunmaz.
Şivan’ın mantığı Türk, seste Kürt’dür.
Nereye kar yağsa oradadır. Kar en çok Türkiye’ye yağar ve kimse Şivan’ı Türkler’in elinden kurtarıp alamaz. Kaderini parayla pazarladı. Başı beladadır.
Şivan Kürtler’i tehdit etti; Türkiye’yi hayatı boyunca tehdit edecek gücü bulamaz.
Şivan’ın sesinin pazarı Kürdistan’dır.
Bundandır, Kürtler’e “eyvallah dediği.”
Bundan dolayı da, Kürdistan pazarında kar sağlamak için işin ehlilerine “merhaba” diyecektir; onları sevdiğinden değil bu.”
Bu sözlere not düşmüyorum.
Yorumu okurlara kalsın.
An-son dönemde Kürtler’in yolunun keskin virajlarla kendi dünyalarına endekslendiğini görüyorum.
Şimdi referandum (seçim) olsa Erdoğan bu çürük kozlarından dolayı Kürdistan’dan aldığı oyların yarısından mahrum kalır.
Erdoğan Türkiye’de yükseldiği kadar Kürdistan’da düşecektir.
Çünkü en çürük ve Türkiye’de onu yükselten “kozu” kolonyal faşizmdir.
Yani Kürdistan’da şimdiye dek ebedi, bundan sonra can çekişen o “kader”…

Yazarın diğer yazıları