Erdoğan, Bağdadi’nin intikamını alıyor – Şükrü GEDİK

Tarihin cilvesi olacak ki, Erdoğan ve Bağdadi’yi buluşturdu. Savaştan yorgun düşmüş Irak’ın doğurduğu Bağdadi, İslam halifeliği adına gerçekleştirdiği katliamlarla Irak ve Suriye coğrafyasında hatırı sayılır alanları denetimine aldı. DAİŞ (IŞİD) adındaki yapılanmanın kara bayrağı, bir karabasan gibi Ortadoğu halklarının üstüne çöktü.

Türkiye’de ise tıkanan ittihatçı ulus devletin çözümsüzlüğünden beslenen ve adına irtica denilen yapılanmanın, gündüzü yutan gecenin karanlığı gibi adım adım Türkiye’yi yutarak bugünlere gelindi. İkisinin amaçları aynı ama yöntemleri farklı. Bağdadi kelle keserek, korku salarak ilerledi, Erdoğan ise devlet aygıtını kullanarak, iktidarını pekiştirerek ilerledi. İkisinin amaçları büyük oranda örtüşüyordu. İllegal olan DAİŞ çete yapılanmasının resmi, meşru devlet görünümlü kanadını ise Erdoğan temsil etmektedir. Zihniyette buluşan Erdoğan ve Bağdadi ikilisi pratik sahada da mükemmel bir birlik oluşturdular. Şam’a ilerlemek isteyen Bağdadi, ansızın rotasını değiştirip Kobanê’ye saldırması kendisini bitiren karar olduğunu ‘Kürtlere saldırmakla hata ettiğini’ çok sonra anlayacaktı.

Bağdadi’nin yayılma arzusu ile Erdoğan’ın yayılma arzusu zamanlama itibarı ile örtüşüyordu. DAİŞ sahada kelle keserek ilerlerken, Erdoğan’da her türlü desteği sağlayacaktı. MİT TIR’larıyla ifşa olan yardımlar başka kanallardan akmaya devam etti. Mükemmel bir işbirliği örneği sergilendi. Bölgesel çapta kurulan planlar tıkırındaydı. Kobanê sınırına giden Erdoğan, kara camlı gözlüklerin arkasından Kobanê’ye bakarak ‘Kobanê düştü düşüyor’ müjdesini veriyordu. Kürtlerin direnişi tarihin akışını da seyrini de değiştirdi. Erdoğan-Bağdadi ittifakı çöktü, bölgenin işgal planı gerçekleşemedi. Kobanê’nin düşüşü beklenirken Bağdadi’nin karargahı Rakka düştü. Karada yenilen DAİŞ artıkları İdlib’de TC’nin koruma kalkanı altında kendilerine bir sığınak bulurken, Bağdadi de Türkiye’nin eteği dibinde kendine yer buldu. DAİŞ çeteleri Türkiye’nin kullanımına girdi. DAİŞ çeteleri kimlik değiştirerek Türkiye’nin yerli ve milli bir gücü olarak varlığını sürdürmeye devam etti.

Bağdadi’nin ölümünden sonra, yarım kalan projeyi sonuca götürmek isteyen Erdoğan, Rojava işgal saldırılarını başlatarak, DAİŞ’i sahada yeniden canlandırmaya başladı. İstihbarat örgütlerinin yayınladığı raporlarda, TC’nin Rojava işgali DAİŞ için işine yaradığını ve ‘eylem yapma gücüne ulaştığı’ yönünde uyarılar yapmaktadırlar. Rojava’nın işgali ve soykırım saldırıları bütün hızıyla sürerken, uluslararası güçlerin çıkarcı yaklaşımı, durumdan vazife çıkarmaması, tehlikeyi daha da boyutlandırmaktadır. DAİŞ’i tamamen bitmesini istemeyenlerin yaklaşımı, TC’nin katliamlarını ve soykırım saldırılarını onaylamak anlamına gelmektedir. Bu nedenle, Bağdadi’nin intikamını alırcasına Kürtlere saldırmaktadır. Bağdadi nerede yenilmişse oraları hedeflemektedir. Faşist Erdoğan’ın başını çektiği dinci, ulusalcı, Ergenekoncu, milliyetçi, faşist kesimlerin oluşturduğu Cumhur İttifakı, Kürt kanı içse doymayacaktır. Kürtlere karşı beslenen kin ve nefreti kusarcasına saldıran diktatör Erdoğan sadece Rojava’ya saldırmakla yetinmeyip, Şengal’e de saldırmaktadır.

Ortadoğu’nun en saldırgan devleti olan Türkiye, Şengal’e neden saldırır? Şengal’den Türkiye’ye ne tür bir tehdit söz konusudur? Yoksul ve savunmasız Êzîdîlerin düşman olarak görülmesi ve hedef seçilmesi yeni bir durum değildir. Şimdiki saldırılara ‘PKK varlığını’ gerekçe gösteriyorlar. Osmanlı döneminde yaşanan onca fermanda PKK diye bir oluşum yoktu. Fermanların yok etmeye çalıştığı Êzîdîlerin Türk egemenleriyle çelişkisi eski tarihlere dayanmaktadır. Türkiye’nin Şengal’e saldırısının tek bir nedeni vardır. Êzîdîlik inancıyla yaşanan ideolojik çelişkidir.

Bağdadi Şengal’e neden saldırdıysa Erdoğan’ın saldırma gerekçesi de aynıdır. DAİŞ ve TC’nin Şengal’e yönelik saldırısının amaç ve hedefi aynıdır. DAİŞ’in Şengal’de yenilmesine tahammül edemiyorlar. Êzîdîlere saldırı, tarihten gelen düşmanlığın tezahürüdür. Êzîdîleri korkutarak, savunmasız bırakarak, Şengal’i boşaltmaya çalışıyorlar. Êzîdî halkı bu gerçeği görmelidir. Türk devletinin Şengal’e saldırıları, tamamıyla Êzîdîleri bitirmeye yöneliktir. Şengal, Êzîdîlerin simge mekanıdır, kutsal kabul edilen topraklarıdır. Bu kutsal toprakları hedefleyen TC, Êzîdî varlığını ortadan kaldırmaya çalışıyor.

Bu saldırılar karşısında Şengal Êzîdîleri yalnız bırakılmamalıdır. Êzîdî inancına mensup tüm Êzîdîleri ve dostları yaşadıkları her yerde tepkilerini ortaya koymalı ve bu saldırıları kınamalıdır. Uluslararası kurumlar nezdinde girişimlerde bulunmalı, demokratik tepkilerini göstermelidirler.

Yazarın diğer yazıları

    None Found