Erdoğan Genel Kurul’da!

BM Genel Kurulu çalışmaları her yıl olduğu gibi bu yıl da gezegenimizi ilgilendiren birçok sorunun dünya kamuoyu önünde konuşulması için önemli bir fırsat sundu. Sorunları konuşabilmeyi, onları bütün insanlığın gündemi haline getirmiş olmayı bu yaşlı gezegenimizin hala yaşanılır bir yer olarak muhafaza edilebilmesi açısından önemli bir gelişme olarak görüyorum.

Küresel iklim değişikliği, tarımsal üretimde sağlanan bunca gelişmeye rağmen bir türlü giderilemeyen açlık ve yoksulluk tehdidinin neden olduğu küresel göç dalgaları, bir türlü giderilemeyen bölgesel eşitsizlik problemleri bütün insanlığı endişeye sevk ediyor.

Birleşmiş Milletlerin (BM) 74’üncü Genel Kurulunun en önemli gündemi kuşkusuz; İklim Değişikliği, Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri ve evrensel sağlık gibi bütün insanlığı tehdit eden konulardı. Bu kadar önemli gündemlerin konuşulacağı bir BM Genel Kurulu maalesef kendi ülkelerinde; demokrasi ve insan haklarını ihlal etmekte hiç bir sakınca görmeyen liderlerin katılımıyla gerçekleşti.

İnsanlık; küresel düzeyde; göç, yoksulluk, iklim değişikliği gibi konuları her fırsatta bütün bu problemleri inkar eden liderlerin katıldığı bir Genel Kurulda konuşmak zorunda kaldı. Yaşadığımız aslında bütün insanlık adına muazzam bir trajediydi. Siyasal varoluşunu bütün bu sorunların inkarı üzerinden kuran kimi liderler; sözüm ona küresel iklim değişikliğini ve sürdürülebilir kalkınmayı konuşuyormuş gibi yaptılar.

Güney Amerika’daki yoksulluğa Meksika sınırına duvar örerek gözlerini kapayan, küresel ısınma solcuların uydurduğu büyük bir yalandır diyen Trump’la; Brezilya’da tropikal ormanların yakılmasını solcu bir komplo olarak gören Brezilya’nın sağcı hükümetinin katılımıyla, Sisi’yle, Erdoğan’la günümüz dünyasında yaşanan; yoksulluk, küresel ısınma, göç gibi konulara çözüm bulunabileceğine inanan bir tane katılımcı ‘lider’ yoktu…

Genel Kurul kendi gündemini belirledi ve ilan etti, fakat başta; Trump olmak üzere, Erdoğan, Sisi ve benzeri liderler kendi gündemleri için, yanlarına bir uçak dolusu danışmanlarını alarak New York’a geldiler…

Türk medyasının durumu daha da ilginçti; kimse Genel Kurulun ilan edilen gündemleri ile ilgilenmedi bile daha ilk günden itibaren konu “Trump’ın Erdoğan’la görüşüp görüşmeyeceğine” odaklanmıştı.

Erdoğan BM Genel Kurulu’nda her zaman yaptığı gibi yine Müslüman/Türk tribünlerine oynadı; kendi pratiği ile hiç ilgisi olmayan, kendisinin de asla inanmadığı, danışmanlarının eline verdiği metni okudu.

Suriye’de DAİŞ barbarlığını yenerek bütün insanlığa muazzam bir katkı sağlamış; etkili olduğu bölgelerde; kadın erkek eşitliği, eğitimde fırsat eşitliği, çevreye duyarlı üretim gibi konularda Ortadoğu halklarına örnek olmuş bir halkı boğma gündemi ile Trump’ın peşinden koşanların insalığın küresel sorunlarına ciddi bir katkılarının olacağına kimsenin inandığını sanmıyorum.

Erdoğan bir yandan “bu ayın sonuna kadar Güvenli Bölge konusunda istediğimiz şeyler olmazsa; kendi göbeğimizi kendimiz keseriz!” diyerek; SDG ve dolayısıyla ABD’yi tehdit ederken; diğer yandan da ısrarla Trump’la görüşüp operasyon için onay almaya çalışıyor.

Demek ki kendi göbeğinizi kendiniz kesemiyorsunuz; eğer gerçekten bunu yapacak gücünüz olsaydı, ısrarla Trump’ın peşine düşmezdiniz. Amerika daha en baştan itibaren bir yandan “Türkiye’nin endişelerinizi anlıyoruz!” derken diğer yandan “Türkiye ve YPG’nin olmayacağı bir güvenli bölge için çalışıyoruz!” diyordu.

Türkiye’nin ısrarları işi; sınıra yakın YPG mevzilerinin ortak devriyelerle kontrol edilmesi noktasına kadar getirdi; fakat bunların hiç birisi Erdoğan ve Türkiye’yi tatmin etmiyor. Onlar Rojava’daki Kürt varlığını ortadan kaldırmak istiyorlar. Erdoğan güvenli bölgeyi bu amaca hizmet edecek geçici bir taktik adım olarak görüyor.

Türkiye’nin Suriye’de Kürtlere tek taraflı bir müdahalesi bütün bölgeyi yeniden ateş topuna çevirir; Erdoğan’ın kendi iktidarını sürdürebilmek için geliştirmek istediği savaş siyasetine başta Türkiye olmak üzere bütün dünya kamuoyu tepki göstermeli, bu uğursuz siyaset durdurulmalıdır.

Aksi halde hepimizi muhtemelen çok uzun sürecek, herkesin kaybedeceği zor bir süreç bekliyor, buna halk olarak hazırlıklı olmalıyız!

Yazarın diğer yazıları