Erdoğan: Kürdistan yok – Quto: Ama Trakya var!

‘Sizin Türkiye’de yeriniz yok; yallah Kürdistan’a defolun…”

“Pervin Buldan adındaki kadın…”

“Ahmet Türk yaşından başından utanmadan aday olmuş…”

Hitler taslağı Erdoğan’ın ve Göbbels mukallidi Soylu’nun bu ve benzeri lafları, bana sorarsanız Kürdistan halkı için çok faydalı.

Şahsen ben bu tür rezillikleri duyunca, “yaşımdan başımdan” emin olsam, “canlı bomba” olup, rastgele bir yerde havaya uçmayı bile aklımdan geçiriyorum.

Adamlar “vay terörist” dediğinde, Quto, “eri, eyledir, teröristem” diyerek keyifleniyor. Ama şu yukarıdakilere benzer lafları duyduğunda, öfkeden kızıla kesiyor Surlara tırmanıp bir elinde Apo’nun posteri, diğerinde PKK bayrağı başlıyor “Ey Raqip” marşını söylemeye.

Şöyle de oluyor: Ben Quto’ya bir hayli zamandır ne dersem diyeyim, çocuğun umru olmuyor, lakin Erdoğan’ı TV ekranında gördüğünde ve yukarıdaki lafları işittiğinde gözleri dönüyor. Harekete geçiyor, eylemli hale geliyor, devletin patlamamış mayınlarını, uçak bombalarını bulmak için evin bahçesini köstebek gibi eşiyor, bulduğu patlamış el bombası parçalarını topluyor, birleştirip bomba yapmaya kalkışıyor.

Geçen gün Quto’yla bu konuda konuşuyorduk. “Erdoğan Türkiye’de Kürdistan diye bir bölge yok, Güneydoğu Anadolu, Doğu Anadolu, Karadeniz, Akdeniz, Ege bölgeleri var dedi, sen bu kışkırtıcı açıklamaya ne diyorsun?” diye sordum.

Quto yüzüme acıyormuş gibi bakarak şöyle dedi: „Veysi abe, artık yaşlaniysin, bu herif-i benamusun saydığı bölgelerin satır aralarındaki gizli kalmış bölgeyi farketmemene çok şaşiriyem…”

“Hadi oradan” diye payladım keratayı. Ben payladım ama o büyümüş de küçülmüş bir profesör edasıyla konuşmayı sürdürdü:

“Türk devleti, onun coğrafya alimleri, Türk haritaları  İstanbul’un yarısını, Tekirdağ’ı, Edirne’yi, Kırklareli’ni Ortodoks Hıristiyanların, Bulgarların, Makedonların, Yunanlıların bölgesi olarak kabul ediyi…”

“Uydurma” diye itiraz ettim.

“Sultan Süleyman’ın bile Kürdistan diye adlandırdığı bölgeyi yok sayıp, Marmara Denizi’inin Kuzeyi’nde, Karadeniz’in Batısında, Ege’nin Doğusu’nda kalan bölümünün, yani Türkiye Cumhuriyeti’nin 23.764 kilometre karelik toprak parçasının geçmişte Yunan halkına ait olduğunu, bu bölgeye verdiği isimle resmen kabul etmiştir.”

Tepem attı. Quto Erdoğan’dan etkilenmiş, ona buna çamur atmaya başlamıştı.

“Uydurma iddialar Kürdistan yurtseverine ve hele Sur çocuklarına hiç yakışmıyor” diye itiraz ettim.

Kuto “Vah Veysi abe vah” diye mırıldandı ve iç cebinden buruşuk bir kağıt parçası çıkarıp, masaya koydu. “Roj baş” diyerek çıkıp gitti. Kağıdı okuyunca yüzüm kızardı. Kağıt Türkiye’de yasaklı Vikipedi’den alınmış bilgileri içeriyordu: Siz de okuyun:

“Trakya (Yunanca: Thraki, Bulgarca: Trakiya), Güneydoğu Avrupa’da yer alan güney Bulgaristan, kuzeydoğu Yunanistan ve Türkiye’nin Avrupa kıtasındaki topraklarını içeren, tarihi çok zengin bir bölgedir. Türkiye sınırları içindeki yüz ölçümü 23.764 km2 olan bu bölgenin Karadeniz, Marmara Denizi ve Ege Denizi ile sınırı vardır.

Trakya kelimesi Eski Yunanca’daki Thrik kelimesinden türemiştir ve Trak kavimine dayanır. Kökenini Yunan mitolojisinden alan Trak ismine ise ilk olarak Homeros’un İlyada destanında rastlanır.

Trakya’nın toprakları, Türkiye Trakyası, Bulgaristan Trakyası ve Yunanistan Trakyası olmak üzere farklı üç siyasi üniteye ayrılmıştır. (Tıpkı Kürdistan gibi…) Türkiye Trakyası’na Doğu Trakya, Bulgaristan Trakyası’na Kuzey Trakya, Yunanistan Trakyasına ise Batı Trakya adı verilir.  Türk medyasında Batı Trakya kelimesinin Yunanistan’ın Trakya (Doğu Makedonya ve Trakya) bölgesi için kullanıldığı görülmektedir.”

Quto, bilgilerin altına şu notu eklemişti:  “Erdogan işte bu nedenle Türk bölgelerini sayarken ‘Trakya’yı gizlemiştir. Foyası meydana çıkmasın diye… Trakya ismini haritadan silemeseler de, ‘Karadeniz bölgesi’ dedikleri bölgenin bir kısmının Pontus, bir kısmının Lazistan olduğunu, Doğu Anadolu’nun da Batı Ermenistan adını taşıdığını unutturdular. Yakında Trakya’yı da haritalardan silerler. Neden? Çünkü Trakya’yı Trakya yapan Traklar çoktan Roma İmparatorluğunda eriyip gitti. Lazlar asimile oldu. Pontuslular ve Ermeniler soykırıma uğradı. Ama Kürdistan ismini yok edemezler. Neden? Çünkü Kürtler asimilasyona ve jenoside karşı dimdik ayaktalar.”

Bu yazı, Leyla Güven ve onun öncülüğünde açlık grevleriyle ölüme meydan okuyanlar, biraz gülsünler diye yazıldı.

Quto hepinizin ellerinden öpüyor…

Yazarın diğer yazıları